Türkiye Kamu-Sen: 4B sona ermiyor

“Güvencesiz Sözleşmeli Personel Uygulamasının Mucidi Olanlar; Hata Yaptıklarını Kabul Ettiler”

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk “Türkiye Kamu-Sen olarak, sözleşmeli personelin bir kısmının kadroya geçirilmesini, olumlu bir gelişme olarak görmekle birlikte, sorunun tam anlamıyla çözülmediğini kamuoyuna bildirmeyi bir gereklilik olarak görmekteyiz. Bu alandaki mücadelemiz, kamuda güvencesiz, sözleşmeli, geçici, vekil ve kısmi zamanlı personel çalıştırılması uygulaması son buluncaya kadar sürecektir.” dedi.

Koncuk’un Türkiye Kamu-Sen internet sitesinden yaptığı açıklama şu şekilde:

SÖZLEŞMELİ MÜCADELEMİZ KISMEN SONUÇ VERDİ; ÇALIŞMAYA DEVAM

Güvencesiz Sözleşmeli Personel Uygulamasının Mucidi Olanlar; Hata Yaptıklarını Kabul Ettiler

Türkiye Kamu-Sen’in yılları kapsayan sözleşmeli memurların kadroya geçirilmesi mücadelesi, sözleşmelileri kadroya geçiren kanun hükmünde kararnamenin yayınlanmasının ardından kısmen de olsa başarı ile sonuçlandı. Konfederasyonumuz ve bağlı sendikalarımızın başlattığı kampanyalar, yaptığı eylemler, yapılan başvurular ve açılan davalar sonunda, haklılığımız kanıtlandı ve şu anda 657 sayılı kanunun 4/b maddesi ve 4924 sayılı kanun uyarınca sözleşmeli olarak görev yapan personel kadroya geçirildi.

Bu süreçte bağlı sendikalarımız kadromu istiyorum kampanyası başlatmış, 15 bin sözleşmeli personelin kadro talebini TBMM’ye sunmuştu. Sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi için ilgili kurumlara başvuru yapmıştı. 24 Mayıs 2008’de sözleşmeliler için ilk mitingi biz gerçekleştirmiştik. Sözleşmelilerle anketler gerçekleştirerek sorunlarını gündeme taşıdık. 2008 yılı toplu görüşmelerinde eş durumu, becayiş ve askerlik dönüşü işe başlama haklarını almalarını sağladık. Son olarak 16 Nisan’da Ankara’da yaptığımız büyük miting ile sözleşmelilere kadro verilmesi talebimizi tüm kamuoyuna haykırdık. Tüm bu çalışmalarımızın sonucunda sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi yolunda hazırlanan KHK yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddenin (B) fıkrası ve 10/7/2003 tarihli ve 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca vizelenmiş veya ihdas edilmiş sözleşmeli personel pozisyonlarında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte çalışmakta olan ve 48 inci maddede belirtilen genel şartları taşıyanlardan otuz gün içinde yazılı olarak başvuranlar,” kadroya geçirilecektir.

Yani KHK sadece 4/B ve 4924 sayılı kanuna tabi olarak çalışanları kapsama almıştır. Düzenlemenin ilk fıkrasında yer alan “ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri gibi kısmi zamanlı çalışanlar ile yükseköğretim kurumlarının araştırma-geliştirme projelerinde proje süreleriyle sınırlı olarak çalışanlar” şeklindeki istisnalar, sadece 4/b’nin istisnalarıdır.
Görünen o dur ki; bu KHK kapsamına birçok sözleşmeli personel dahil edilmemiştir. Bunların başında 5393 sayılı Kanunun 49. maddesine göre belediyelerde istihdam edilen sözleşmeli personel gelmektedir.

İl Özel İdarelerindeki sözleşmeli personel de, yine 657’nin 4/b maddesine göre değil, 5302 sayılı Kanunun 36. maddesine göre istihdam edilmektedir. Dolayısı ile bu personel de kadroya geçirilmeyecektir.

Ayrıca, KHK ile sadece 4/b’li sözleşmeli personel kadroya geçirilmiştir. Bu nedenle 657 sayılı Kanunun 4/c maddesine göre istihdam edilenler bu KHK’nın kapsamı dışında kalmıştır. Bunlar, 4/c’li olarak çalışmaya devam edecektir.

Bütün bunlara ek olarak bazı kamu kurumlarında, dayanağını teşkilat kanunlarındaki hükümlerden alan sözleşmeli personel istihdamı bulunmaktadır. Bu personel de KHK kapsamına alınmamıştır.

Bütün bu hususlar incelendiğinde, sayıları 300 bine dayanan sözleşmeli ve geçici personelden yalnızca 657 sayılı Kanunun 4/b maddesi ve 4924 sayılı kanun uyarınca çalıştırılan yaklaşık 192 bin kişi kadroya geçirilmiş, yüz binin üzerinde sözleşmeli personel ise yok sayılmıştır.

Türkiye Kamu-Sen’in uzun yıllar boyunca sözleşmeli personellerimiz adına sürdürdüğü mücadelenin temelinde; sözleşmeli personel çalıştırılması uygulamasının uluslar arası sözleşmelerde tanımlanarak, ülkelere tavsiye edilen düzgün iş, “decent work” kavramına uygun olmadığı, kamu istihdamına güvencesizliği yerleştirdiği, çok başlı bir uygulamanın önünü açtığı ve karmaşık bir istihdam yapısı doğurduğu gerekçeleri yatmaktadır. Bu nedenle sözleşmeli istihdamı uygulamasının kaldırılması ve 657 sayılı kanunun 4/c maddesi kapsamında çalıştırılan geçici personel dâhil olmak üzere, kamu istihdamı mantığına uymayan ve esneklik içeren vekil imam, vekil ebe, vekil, ücretli öğretmen, sözleşmeli belediye personeli gibi tüm çalışanların kadroya geçirilmesi temel hedefimizdir.

Ancak hükümet, 9 yıllık icraatı boyunca istihdam sistemi bakımından, kamu kesiminde memurluk yerine sözleşmelilik, kadro gereği eşit işe eşit ücret yerine, sözleşme gereği ücret sisteminin hâkim olduğu; kamu kesimi istihdam rejimini, özel kesim istihdam rejimi içinde eritme özelliklerine sahip bir yapı oluşturmaya çalışmıştır.

Sözleşmeli personel, “esneklik” adı altında, her türlü güvenceden mahrum, tayin hakkı olmayan, aile bütünlüğünün korunmadığı, her türlü istismara açık şekilde, bir zorlama ile karşı karşıya kalmıştır. Siyasi iktidarın, kamuda özel kesime benzer yapı oluşturma hedefi, son 9 yılda sözleşmeli personel sayısının 10 binler dolayından 300 bine çıkmasına neden olmuştur.

Bugün gelinen süreçte, sözleşmeli personel çalıştırılması uygulamasının mucidi olan hükümetin, yıllardır kamuya doldurduğu sözleşmeli personeli kadroya geçirmesi, yaptığı hatayı kabul ettiğinin en açık göstergesidir. Ancak bu noktada, siyasi iradenin büyük bir ikilem içinde olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz yıl içerisinde hükümet tarafından kamuoyuna açıklanan istihdam stratejisinin, esnek istihdam modeli üzerine oturtulması ve yayımlanan KHK’nin sözleşmeli personel uygulamasına son vermemesi, yapılanların, seçim öncesinde, sözleşmeli çalışanlarımızın gönlünü almak amacı güden bir girişim olduğunu ortaya koyuyor. Çıkarılan kararname, kamuda sözleşmeli personel uygulamasını sona erdirmemekte, yalnızca mevcut sözleşmeli personelin bir kısmını kadroya geçirmektedir.

Ayrıca çıkarılan KHK’de güvencesiz, düşük ücretli, imkânları kısıtlı, esnek istihdam modelinin en kötü uygulamalarından olan 4/c’li personelin, belediyelerde çalıştırılan sözleşmeli personelin, vekil ebe, imam ve ücretli öğretmenlerin görmezden gelinmiş olması, son derece büyük bir eksiklik ve on binlerce çalışana yapılmış büyük bir haksızlık olmuştur.

Bu şekilde, kamuda sözleşmeli sorunu çözülmemektedir. Ağustos ayı ile birlikte, kamuya personel alımları yeniden başlayacaktır. Kamuya yapılacak bu alımların büyük çoğunluğu, yine 657 sayılı kanunun 4/b maddesi uyarınca gerçekleştirilecektir. Dolayısı ile sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, yalnızca mevcut sözleşmeli personel açısından bir anlam ifade etmektedir. Kamuda sözleşmeli, geçici ve güvencesiz istihdam uygulaması, aynı şekilde devam etmekte ve mantık değişmemektedir.

Türkiye Kamu-Sen olarak mücadelemiz, kamu kesimi başta olmak üzere, tüm ülkede istihdam mantığının güvenceli, sürekli ve uluslar arası sözleşmelerde tanımlanan “düzgün iş” kavramına uygun hale getirilmesidir. Günübirlik uygulamalarla yapılan iyileştirmeler, sorunun geneline yönelik bir çözüm getirmeyecektir. Bu noktada hükümet, yaptığı hatayı kabul etmesine rağmen, sözleşmeli personel uygulamasına son vermeyerek bir büyük yanlışa daha imza atmıştır.

Türkiye Kamu-Sen olarak, sözleşmeli personelin bir kısmının kadroya geçirilmesini, olumlu bir gelişme olarak görmekle birlikte, sorunun tam anlamıyla çözülmediğini kamuoyuna bildirmeyi bir gereklilik olarak görmekteyiz. Bu alandaki mücadelemiz, kamuda güvencesiz, sözleşmeli, geçici, vekil ve kısmi zamanlı personel çalıştırılması uygulaması son buluncaya kadar sürecektir. (Etik Haber)

You may also like...