Türk Eğitim-Sen ile birlikte hükümete kırmızı kart gösterdik

3 Nisan tarihinde Çalışma Bakanlığı önünde Türk Eğitim-Sen desteğiyle gerçekleşen basın açıklaması yapıldı.

Türk Eğitim-Sen, 4-C’li personelin sorunlarını gündeme taşımak ve protesto etmek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bugün bir eylem yaptı. Eyleme, Türk Eğitim Sen tarafından Ankara’ya davet edilen 81 İlden 4/C temsilcileri katıldı. Eylemde, ayrımcılık yapılan, ekonomik soykırıma tabi tutulan, iş garantisi olmayan, hasta olması adeta yasaklanan 4-C’liler feryatlarına kulak verilmesini istedi ve hükümete KIRMIZI KART gösterdi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail KONCUK ve Genel Merkez Yönetim Kurulunun da hazır bulunduğu eylemde 4-C’liler; “Adalet dediniz, hakkımızı yediniz”, “İşçi miyiz, memur muyuz? Biz neyiz?”, Mağdurdan aldılar, Dişli’ye verdiler”, “Bakan çalışana sahip çık”, “Ankara Ankara duy sesimizi, bu gelen mağdurun ayak sesleri”, “Vur vur inlesin, hükümet dinlesin” şeklinde sloganlar da attı.

Eylemde bir konuşma yapan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail KONCUK şunları söyledi:
“Özelleştirme mağduru olan ve 657 sayılı kanunun 4-C maddesine göre kamuda istihdam edilen personel bugün birçok sorunla karşı karşıyadır. Ocak 2009 itibariyle Türkiye’de 21 bin 193 kişi 4-C kapsamında çeşitli Bakanlıklarda kısmı zamanlı olarak çalıştırılmaktadır. Bunlardan, Milli Eğitim Bakanlığında çalışan 4-C’li personel sayısı 10 bin 338’dir. 4-C’liler Milli Eğitim Bakanlığının en mağdur kesimini oluşturmakla birlikte büyük hak kayıplarıyla da karşı karşıyadır.

– 4-C’lilerin bir sonraki yıl görevine devam edebilmesi için her yıl yeni bir Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanması gerekmektedir. Bu nedenle 4-C’lilerin iş garantileri yoktur. Sözleşmeleri 10 ayda bir yenilenmektedir. Kaderleri ise amirlerinin iki dudağı arasındadır. Amir istediği taktirde 4-C’li personelin sözleşmesini feshedebilir.

– 4-C’liler 600-700 TL’ye geçimlerini sağlamaya çalışmaktadır. Üstelik sözleşmeleri 10 ayda bir yenilendiği için 2 ayda maaş alamamaktadır. 4-C’lilerin maaşını bir yıla vurduğunuzda ellerine geçen rakam aylık 500 ila 583 TL arasındadır. Türkiye Kamu-Sen’in verilerine göre 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 2 bin 761 TL’dir. Yoksulluk sınırının bu kadar yükseldiği bir dönemde 4-C’liler resmen açlığa mahkûm edilmektedir. Hatta 4-C’li olarak istihdam edilen 10 kişi intihar etmiştir.

– 4-C’lilerin 2009 yılında maaşlarına sadece yüzde 4 zam yapılmıştır. Bir yıl baz alındığında bu zammın ne denli gülünç olduğu görülecektir. Hayatın giderek pahalandığı, krizin toplumun her kesimi vurduğu günümüzde, yüzde 4 zamla kimse mucizeler yaratılmasını beklememelidir.

– 4-C’li personel emeklilikte de büyük hak kayıpları yaşayacaktır. Emekli olabilmek için hizmet sürelerini doldurmaya çalışan bu insanların eline geçecek emekli aylığı geçimlerini sağlamaya yetmeyecektir.

– 4-C’li personel 4 ay içinde 2 gün hasta olabilir, iki günden sonraki her hastalık günü için maaşı üzerinden bedel ödemek zorundadır. Bu durum, 4-C’lilere hasta olmanın bile yasaklandığını ortaya koymaktadır.

– Parası olmayan 4-C’li personelin üç kuruşluk maaşıyla nasıl tedavi olması beklenebilir? 4-C’li personel kuş kadar maaşını tedavi masraflarına ayırınca elinde ne kalacaktır, ne yiyip, ne içecektir, çocuklarının masraflarını nasıl karşılayacaktır, ailesinin geçimini nasıl sağlayacaktır?

– 4-C’li personelin denge tazminatı, sosyal ve özlük hakları, tayin, terfi durumları yoktur. 4-C’lilerin statüleri belli değildir.

– 4-C’li personel yaptığı verilen görevi bitirene kadar çalışmak zorunda ve bunun için fazla mesai ücreti almamaktadır.

– Sendika üyesi olmak bile 4-C’lilere çok görülmektedir. Mahkeme kararlarına rağmen Hükümet 4-C’lilerin sendika üyeliği konusunda tek bir adım atmamakta, hem hukuki hem de uluslararası sözleşmeleri çiğnemektedir.

4-C’Lİ PERSONEL ÇALIŞTIRMAK MODERN KÖLELİK

4-C’liler günümüzün modern köleleri konumundadır. Ekonomik açıdan soykırıma tabi tutulan, kölelik zihniyetinin ürünü olan 4-C’li personel çalıştırma uygulaması, insan onurunu zedelemektedir. Siyasi iktidar bu insanları kaderleriyle baş başa bırakmış ve adeta “yaşayamıyorsan, öl” demiştir. Kadrolu çalışanlarla aynı işi yapan ve buna rağmen onların yarısı kadar maaş alabilen, hiçbir özlük ve sosyal hakka sahip olamayan, iş güvencesinden yoksun bu insanlar artık isyan etmekte ve köle olmayı reddetmektedir.

Ayrımcılık yapılan, hayat mücadelesinde yalnız bırakılan, adeta elleri zincirlenmiş, ayakları prangalanmış 4-C statüsündeki geçici personel, bir an önce kadroya geçirilmeli ve devlet memuruyla aynı şartlara sahip olmalıdır.

Eğitim camiasına sahip çıkmayan, onların haklarını gasp eden, eğitim çalışanını hor gören, eğitim çalışanına zulmeden anlayıştan Milli Eğitim Bakanlığı bir an önce kurtulmalıdır. Beceriksiz, basiretsiz, hak gaspına seyirci kalan, çalışanını mağdur eden bir zihniyet Milli eğitim camiasını yönetmemelidir. Bugün burada 4-C’liler hükümete kırmızı kart göstermektedir. Haksızlığın bir an önce sona erdirilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde toplanan, hakkını arayan 4-C’liler, sadece insanca yaşamak istemektedir.

Bugüne dek sözleşmelilerin haklarına her zaman sahip çıkan, bu noktada sık sık yargı yoluna giden ve önemli kazanımlar elde eden Türk Eğitim-Sen, 4-C’lilerin de sonuna kadar yanında olacaktır.

4-C’liler için dün ve bugün hukuk mücadelesine giren Türk Eğitim-Sen, yarın da aynı kararlı tavrını sürdürecektir. 4-C’li personel kadroya alınana kadar eylemlerimiz devam edecektir.”

You may also like...