THY’nin 4C’si: TGS

airkule.com sitesinin yazarlarından Bahadır Altan’ın Türk Hava Yolları’nın TGS’si ile çalışan personelle 4/C’lileri karşılaştırdığı yazısı.

Ülkemizde kamuya ait işletmelerin talanı, bunların zarar ettiğine, hatta enflasyonu tetikleyen kamburlar olduğuna toplumu inandırmakla başladı. Özelleştirme savunucuları, bu yolla çalışanların haklarının yok edildiğini de gözlerden saklamaya çalıştılar. Hâlâ pişkin pişkin savunucuları olsa da, başta sağlık ve eğitim olmak üzere hiçbir hizmetin parasız elde edilemediğini gördükçe sonuçları daha net anlaşılıyor.

Emeği ucuzlatmanın en pratik aracı ise artan işsizlik. Daha az ücrete razı insan sayısı arttıkça, çalışanlar işlerini kaybetmeme adına daha kötü koşulları kabullenmek zorunda kalıyor. Yine aynı zeminde yapılan taşeronlaştırma ise bir taşla iki kuş vuruyor. Hem yandaş firmalar kurulup ihya ediliyor, hem de ücretlerin uzun vadede erimesi beklenmeden “direkt sonuç” alınıyor! Bir kurum satıldığında veya üretilen hizmet yeni kurulan başka bir firmadan satın alınmaya başlandığında, çalışanlar ya mevcut haklarından vazgeçerek yeni “sahiplere” devrediliyor ya da işsizler ordusuna katılıyor.

Hükümet tütün işleme ve diğer üretim birimlerini haraç mezat sattıktan sonra işçilerin önüne mevcut yaşam koşullarının yarısının da altında bir köleliği dayattı. Tekel işçileri, bıçağın kemiğe dayandığı bu noktada, sistemin bir parçası haline gelen sendikal bürokrasinin suskunluğunu da yırtarak direndiler. Henüz çöpe atılamayan 4c uygulaması diğer kamu işletmelerindeki çalışanların da başında sallanan kılıç olmaya devam ediyor.

Sistem sadece kamuda değil, çalışma hayatının her alanında emekçileri ölmeyecek kadar bir ücrete mahkum etmeye niyetlidir. Şimdi sıra THY’nin Yer İşletme çalışanlarına gelmiştir. Havacılıkta Yer işletme bölümü, yolcuların karşılandığı giriş kapısı gibidir. Operasyonun da, uçuş emniyetinin de, yolcu memnuniyetinin de ilk halkasıdır. THY bu hizmeti şimdi taşerona devrediyor. Yeni kurulan TGS’de (Turkish Ground Service) işe alınan genç işçiler 850-1050 TL arasında ücretle başlıyor. Ortalama 2000 TL üzerinde ücretle çalışan, yabancı dilleri ve deneyimleriyle şirketi bu günlere taşıyan THY personeli ise şimdi bu yeni, genç elemanlara yapacakları işi öğretiyor! Peki sonra? TGS tümüyle işi devraldıktan sonra, 1200 işçinin akıbeti ne olacak?

Call Center taşerona devredilirken işçilerin sorularını “Allah yardımcınız olsun!” diye yanıtlayan Genel Müdür, bu kez işi öğrenmiş gibi görünüyor! THY yönetimi “Kimsenin mağdur edilmeyeceğini” açıklıyor. Bu açıklamalar Hükümetin “Mağdur etmiyoruz!” dediği tekel işçilerine söylediği gibi, “Buyurun 600 TL’ye, mevsimlik çalışmaya rıza gösterin!” ise, bunun Yer İşletme çalışanları için tercümesi çok nettir: “Bu hizmeti artık TGS’den alıyoruz. 850 TL ücretle ya burada çalışırsınız (Bu iyi ihtimal!) ya da, güle güle…”

İşte 1200 THY çalışanını bekleyen 4c tehlikesinin özeti budur.

Tekel direnişi sırasında sıkça atılan “Her Yer Tekel, Her Yer Direniş!” şeklinde bir slogan vardı. Gerçekten çalışanlar açısından “her yer tekeldir.” Her yerde artık bu türden dayatmalar vardır. Kimse sıranın kendine gelmeyeceğini düşünmemelidir. Yarın teknisyenleri, eğitimi, genel müdürlük bürolarını, hatta uçuş işletmeyi bekleyen tehlike budur.

O halde ne yapılmalı? Aylar önce TGS uygulamasına karşı, olası bir direnişi önceden kırmak için düzmece savunmalarla işçilere gözdağı vermeye başladıklarında önerdiğimi tekrarlayacağım: Genel Müdürlük önünde kurulacak bir çadır veya minibüste işten çıkarılanlarla bir eylem başlatılmalıdır. Diğer işten atılanlar, 45 yaşında emekli edilenler, yargıdan aldıkları işe iade kararlarıyla onların yanında yer almaya çağrılmalıdır. Hava-İş başka her şeyi bir kenara bırakıp, bu kararlılığı örgütlemelidir. Aslında THY yönetimi AKP iktidarının gerçek yüzünü tanıtacak ve ona en fazla oy kaybettirecek bir icraata imza atıyor. Bu eylem her meslek grubundan yoğun destek görecektir, ilk gece nöbetçisi olmaya bütün kalbimle gönüllüyüm. THY işçileri ne dersiniz? (Bakınız: http://www.airkule.com/default.asp?page=yazar&id=271)

Aradan geçen sürede bu önerinin yaşama geçtiği, Tekel Direnişi gibi büyük bir tecrübe de yaşanmıştır. Tekel İşçileri bu 78 günlük direnişin öğretilerini ülkenin her yerinde anlatıyor. Cumartesi günü Gökkuşağı Hareketinin düzenlediği panelde de tekrarladılar. Hepsinin ortak yakınması ise sendikal bürokrasinin bu direnişe karşı aldığı tavırdır. Panelde konuşan Prof. Dr. Fikret Başkaya bunun nedenini şöyle açıklıyor: “…İşçiler bir direnişe karar verdiklerinde önce sendikal bürokrasiyi karşılarında bulurlar. Bunun nedenlerinden biri işçilerin bu mücadele içinde çok şey öğreneceği gerçeğidir. Mücadele bir okuldur işçiler, mücadele içinde her şeyin farkına varırlar. Bu nedenle direnişe, hele ki işçilerin inisiyatif almasına engel olmaya çalışırlar…”

Hava İş yönetimi artık iktidar paranoyalarını bir kenara bırakıp “20 yıllık tecrübesini” Tekel İşçilerinin aydınlattığı yolda kullanmalıdır. Kendisine muhalefet yürüten işçilerin bu işi koltuk sevdasına yapmadıkları çok açıktır. Yer İşletmenin geleceği TİS pazarlıklarının odağı olmalıdır. Paneli izleyen herkes, Fikret Hoca’nın hiç olmazsa bu kez yanıldığını görmekten büyük mutluluk duyacaktır!

Emniyetli uçuşlar…

You may also like...