Şeker fabrikalarında 2 bin 640 işçi sokağa atılıyor

Şeker fabrikaları satılınca şaşıranlar için, zamanın Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, memleketi Yozgat’ta partisinin kadın kurultayında bakın ne diyor… Yer Yozgat. Partisi’nin kadın kolları genel kurulu:

“Şeker fabrikalarının özelleştirilmeyeceğini AK Parti hükümetleri hiçbir zaman söylemedi. Biz her zaman özelleştirmeden yana olduğumuzu söylüyoruz. Kimseyi aldatmadık, kimseyi kandırmadık.”

Doğruya doğru. İktidardayken satan, piyasacılık amacını parti programında, seçim bildirgelerinde devam ettiren ama muhalefete düştüğü için satışlara karşı çıkıyormuş numarası yapanlar gibi değil. “Satacağız” dediler hep. Saşıranlara “Bile bile lades dedin kardeş. Sorumlusu sensin” demek lazım biraz da.

Bugün konumuz, satma niyetindeki değişmezlik değil, tutulmayan sözler. Olay şu;

Maliye Bakanı Naci Ağbal, NTV televizyonunda şöyle diyor:

“Şeker fabrikalarında çalışan bütün işçi kardeşlerimizin bugünkü haklarını koruyacağız. Çalışma koşullarını koruyacağız. Kamu da mı kalmak istiyor? O arkadaşlarımıza kamuda, ister fabrikada çalışmaya devam etsin, ister kamuda başka bir yere geçmek istesin biz arkadaşlarımızın oradaki istihdam kazanımlarını ve güvencelerini de şartnameye koyduk. Geçici, sürekli işçilerimiz var. O kardeşlerimiz bugün isterlerse aynı ildeki bir başka kamu kurumunda çalışabilirler. İsterlerse şeker fabrikasında çalışmaya devam edecekler. Ne zaman isterlerse de kamuya geri dönme haklarını veriyoruz onlara. Bunu da sağladık.” (01.03.2018 / https://www.ntv.com.tr/ekonomi/agbaldan-seker-fabrikalarina-iliskin-aciklama,GWZusiucCUmQLpXMOwgTNg)

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ daha da ileri giderek taşeron işçilerine kadro sözü de veriyor: “Hiçbir işçimizin mağduriyeti söz konusu olmayacak. Fabrikalarda çalışan işçilerimizin tamamı kadroya geçecek.” (10.03.2018 / https://www.cnnturk.com/video/turkiye/bekir-bozdag-seker-fabrikalarindaki-tum-isciler-kadroya-alinacak)

TAŞERON İŞÇİLERİ SOKAĞA ATILIYOR

Bakalım verilen sözler ne olmuş, işçiler ne durumda?

Muş Şeker Fabrikası:

24’ü yemekhanede 54’ü güvenlik işlerinde 104 taşeron işçisi var. Büyük kısmı 18-19 yıllık işçiler. Fabrika satılınca korku almış, AKP merkezini yol etmişler. Görüşmedikleri kalmamış nerdeyse. Hepsi de “Sorun yok, mağdur olmayacaksınız, işten çıkarma yok. Taşeron işçileri de 4/B’ye, kadroya geçecek” demişler.

Reklamdan sonra devam ediyor
Fabrika satılınca alıcının ilk işi emeklisi dolanları zorla emekliye sevk etmek olmuş. Sonra da taşeron işçilerine “Tasınızı tarağımızı toplayın” demiş. Şeker çuvalının altında kalıp, kaburgaları kırılan 3 işçi de sokağa atılacaklar arasında. Alıcı firma da, Şeker Kurumu da kıdem tazminatlarını ödemeye yanaşmıyor. 104 işçi tazminatsız atılıyor. İşçiler diyor ki, “sorun yok diyen bütün telefonlar yüzümüze kapalı şimdi”.

Erzurum Şeker Fabrikası:

Durum aynı… Emeklisi dolan hemen sokağa atılmış. Sonra da taşeron işçileri…

142 taşeron işçisi var burada. 97’sini atacağını söylemiş, “Pazartesinden itibaren gelmeyin” demiş yeni patron. İşçiler pazartesi basın açıklaması yaptılar. “İnsanları işsizliğe, açlığa, sefalete terk etmeye kimsenin hakkı yoktur. Bize verilen sözlerin tutulmasını talep ediyoruz. Mağdur edilmeyeceğimizi vaat edenler ortalıkta görünmüyorlar. Tazminatsız bir şekilde işimize son verip, bize adres olarak mahkemeleri gösteriyorlar.”

KIYIM BÜTÜN FABRİKALARDA

Aynı kıyım Elbistan Şeker Fabrikasında, Erzincan’da, Burdur’da, Afyonda… İşin tam doğrusu şu ki, sözler yalan oldu. Sadece kadroya geçirileceği değil, işin korunacağı da yalan oldu. Dahası, 2 bin 649 taşeron işçisinin kıdem tazminatları da gasp ediliyor.

Atanlar cahil de değil. Bilirler ki mahkemeye veren işçi faiziyle alır tazminatını. Güçlü olduğunu sananın yasa tanımazlığı bu.

KADROLU İŞÇİYE DE KIYIM!

Şeker fabrikalarında kadrolu işçiye de kıyım başladı. Örneğin Kırşehir’de, Turhal’da, sadece emeklisi dolan zorla emekli edilmiyor. Dolmayan da başka yerlere sürgün ediliyor.

N’oluyor diye sorana, “Sorun yok. Hatta işçi alımı olacak” diyebilen Şeker-İş Kırşehir Şube Başkanı gibi komik sendikacılar da var elbette.

Sorun da bu ya! (Mehmet Akkaya – Aydınlık)

You may also like...