Özür değil kadro bekleniyor.!

Adalete uygun olanı özür dilemek değil, kadro ve atama bekleyenler ile güvencesiz konumdaki tüm çalışanların sorunlarını çözmektir.

Vatandaşlarımız, kamu kurum ve kuruluşlarında bugün halen; memur, sözleşmeli çalışanlar (4/B, belediye sözleşmelileri, sözleşmeli sağlık personeli, vs.), sürekli işçiler, geçici işçiler, sözleşmeli personel ve işçi sayılmayan geçici personel (4/C), açıktan vekiller, fahri görevliler, taşeron işçileri gibi muhtelif statülerde hizmet sunmaya devam etmektedir.
Özellikle de seçim dönemleri olmak üzere, belli dönemlerde bu çalışanlar kanun ya da KHK’lar ile az güvenceli statülerden memurluk ve sürekli işçilik gibi daha güvenceli statülere geçirilmektedirler.

Ancak, ülkemizde güvencesiz istihdam şekillerinden de bir türlü vazgeçilmemektedir. Çünkü bu istihdam şekilleri aynı zamanda da düşük maliyetlidir. Konu ekonomi olduğunda, borsa endeksi, döviz kurları, faiz oranları, büyüme rakamları vs üzerinden ekonomimizin çok güçlü olduğu ve sürekli de ilerlediği belirtilmekte, lakin konu çalışanların maaş zammına ve kadroya atanmalarına geldiğinde ise bütçe olanaklarımızın hep yetersiz ve kaynaklarımızın da hep kısıtlı olduğu ifade edilmektedir. Şu lafları hepimiz çok duymuşuzdur; “biz de kamu çalışanlarına daha yüksek maaş artışları yapmak isteriz ama maalesef kaynaklarımız ancak bu kadarına imkan veriyor, inşallah zamanla daha iyisini yapacağız”

İşçi ve memur atamalarında da benzer söylemlerle karşılaşırız; TEKEL işçilerinin niçin kadroya geçirilmediklerini hatırlayalım ve en son olarak da maalesef 55 bin atama yapılmasına kaynakların yetmeyeceği belirtilerek Öğretmenlerimizden özür dilenmiştir.

Zaman zaman da kadro vermeme gerekçeleri farklılaşmıştır. Yine son günlerde, sınavsız oldukları bahane edilerek belediye sözleşmelilerine kadro verilemeyeceği açıklanmıştır.

Kamu çalışanlarına bakış genel olarak bu ahvaldeyken, yani;
– Atama bekleyen öğretmenler atanamazken,
– 4/C lilere bırakın kadro vermeyi, ilgi bakanın söz verdiği aile yardımı bile henüz verilememişken,
– Belediyelerdeki 4/B liler dahil, sözleşmeli çalışanlar kadroya geçirilmezken,
– Taşeron işçilerden bazen bahsedilip, sonra hiçbir adım atılmazken,

Başka bir kurumumuza ve de bu kurumda çalışacak kesime ise her dönem ayrıcalıklı davranılmıştır. Moda tabiriyle, Diyanet İşleri Başkanlığı ve bu kurumda çalışan ve çalışacak olanlara her dönem “pozitif ayrımcılık” yapılmıştır. Şöyle ki;
2005 yılında, açıktan vekil olarak çalışan yaklaşık 9 bin imam-hatip memur kadrosuna geçirilmiştir.

2010 yılında, açıktan vekil olarak çalışan yaklaşık 4 bin imam-hatip ile müezzin-kayyım 4/B sözleşmeliye geçirilmiştir.
2011 yılında ki 653 sayılı KHK ile getirilen düzenlemeyle de sadece mesleki uygulamalı sınavla 1.000 Kur’an kursu öğreticisi 4/b li olarak işe alınacaktır.

Son olarak daha da önemlisi ise aynı düzenlemeye göre; Kur’an kurslarında fahri olarak veya ek ders ücreti karşılığında çalışanlar, Kur’an kursu öğreticisi kadrolarına otomatikman atanacaklardır. Yani boş kadro şartı bile aranmamaktadır.
Kişiler atandıklarında kadroları da otomatik olarak ihdas edilmiş olacaktır.

Bu atamalarda, ne kamu personel sisteminin sınav, adaylık, eğitim vb. kural ve ilkeleri ne de kadro sisteminin, kadro ihdası, boş kadro olması, açıktan atama izni gibi kural ve ilkeleri dikkate alınmadığı gibi kimse de çıkıp, bütçe kaynaklarının yetersizliğinden falan bahsetmemektedir.

Defalarca belirttiğimiz bir noktayı yeniden belirtmekte fayda görüyoruz. Biz memuruz.biz sitesi olarak, tüm vatandaşlarımızın kadrolu, güvenceli ve insanca yaşamaya uygun maaşlarla çalışmalarına tarafız.

Bu anlamda hangi kesimden olursa olsun vatandaşlarımızın iş bulmaları, güvenceye kavuşmaları ve maaşlarının artması bizler için son derece sevindirici ve olumlu gelişmelerdir.

Hangi şekilde olursa olsun devlet kadrolarına atanmış ve atanacak olan din görevlilerimizi kutluyor ve onların sevinçlerini yürekten paylaşıyoruz.

Fakat bunun yanında, konu Devlet kurumları olduğunda eşitlik, adalet ilkeleri de ön plana çıkmalıdır diye düşünüyoruz. Çünkü bizim anlayışımıza göre Devlet, hükümet zaten tüm vatandaşlara eşit ve adaletli davranmak zorunda olduğu gibi kamu
çalışanları için getirdiği uygulamalarda bu ilkelere daha da bir hassasiyet göstermelidir.

Kimilerine güvenceli ve yüksek maşlı istihdam şekilleri uygulanırken, diğerlerine güvencesiz ve düşük maaşlı istihdam şekillerini uygulamamalıdır.

Kimilerine ek ödemelerle, bol ikramiyeli kadro karşılığı sözleşmelerle yüksek maaşlar sağlarken, diğerlerini bunlardan mahrum bırakmamalıdır.

Adalete uygun olanı farklı statü ve maaş sistemlerinde bulunan tüm personelin ve devletten çalışmak ve hayatını sürdürebilmek için kadro bekleyen tüm vatandaşların sorununu çözmektir. Parti adında da “Adalet” kelimesi geçen bir hükümetten de bunu beklemek en doğal hakkımızdır diye düşünüyoruz. (Memuruz.Biz)

You may also like...