Özer: “4/C’li personelin sorunları çözülsün”

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Ahmet Özer 2011-2012 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminin, eğitimin kök sorunlarının çözümüne yönelik kalıcı adımların atılmaması nedeniyle, birçok sorunla birlikte başladığını belirtti.

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Ahmet Özer 2011-2012 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminin, eğitimin kök sorunlarının çözümüne yönelik kalıcı adımların atılmaması nedeniyle, birçok sorunla birlikte başladığını belirtti. Özer, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın, demokratik yönetim anlayışının gereği olarak eğitimin paydaşlarının görüşüne başvurarak ortak aklı bulması en çok kendi işini kolaylaştıracaktır. Yeni dönemde eski sorunlar çözüme kavuşturulmalı, yeni sorunlar üretilmemelidir” dedi.

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Ahmet Özer 2011-2012 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminin başlaması dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Sivil bir eğitim sisteminin düşünen, araştıran, soran, sorgulayan özgür bireylerin yetiştirilmesi için eğitim alanında pek çok adımın atılması gerektiğini dile getiren Özer, andımız dahil, eğitimdeki vesayetin bütün izleri silinmesi gerektiğini vurguladı. Öğrencilerin kılık kıyafetlerinin de sivilleşmesi gerektiğini kaydeden Özer, “üniformalı eğitime son verilmeli, demokratik eğitim hakkının önündeki karma ve kesintisiz zorunlu eğitim dayatması kaldırılmalı, sorunlara kalıcı çözüm bulmak için paydaşların önerileri dikkate alınmalıdır” dedi.

Ahmet Özer, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, eğitimin paydaşlarının görüşlerine başvurmadan yaptığı düzenlemelerin en fazla tartışılan ve mağduriyet üreten düzenlemeler olduğunu, bütün paydaşların mevcut kurumsal hafızalarının sürece dahil edildiği çözümlerin, kapsayıcılığı ve kalıcılığı herkes tarafından kabul gördüğünü vurguladı. Özer açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Bakanlığın, demokratik yönetim anlayışının gereği olarak eğitimin paydaşlarının görüşüne başvurarak ortak aklı bulması en çok kendi işini kolaylaştıracaktır. Eğitimin ve eğitim çalışanlarının her dönem devreden sorunları bulunmaktadır. Yeni dönemde eski sorunlar çözüme kavuşturulmalı, yeni sorunlar üretilmemelidir.”

-“KURUM İDARİ KURULU KARARLARI HAYATA GEÇİRİLMELİDİR”-

Kurum İdari Kurulu Kararları’na değinen Özer’in hayata geçirilmesini istediği konular ise şunlar: “Kurum İdari Kurulu Ekim 2009, Nisan 2010, Ekim 2010 ve Ekim 2011 Çalışma raporlarında mutabakata vardığımız parasız yatılı ve burslu öğrenci okutma ve onlara yapılacak sosyal yardımlara ilişkin mevzuata “eğitim çalışanları’ ifadesi konularak, memur ve yardımcı personel çocuklarının da bu haktan yararlanmasına yönelik çalışma başlatılmalı. Hizmetlilerin eğitim kurumlarında gece bekçisi olarak görevlendirilmesi uygulamasına son verilmeli. Kariyer basamaklarında yükselmeye yönelik olarak Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği hükümler göz önünde bulundurularak, yeniden uygulayabilmek amacıyla ilgili mevzuatında gerekli değişikliklerin yapılarak sınav açılmasına yönelik çalışmaların sonuçlandırılmalı. Ders yılı içerisindeki iş günlerinde çeşitli nedenlerle tatil edilen günlerde ders görevlerini fiilen yerine getiremeyen öğretmenlerin söz konusu günlere denk gelen ders görevlerini yapmış sayılmaları hususunda Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararda değişiklik yapılmalı. Eğitim kurumları yöneticilerinin aylık karşılığı haftada 6 saate kadar derse girmelerinin sağlanması bakımından ilgili mevzuatında değişiklik yapılmalı. İkili eğitim yapan okulların yöneticilerinin ek ders ücretlerinin artırılmasına yönelik çalışmaların başlatılmalı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre yapılan öğrenci kayıtlarında; sınavla öğrenci alan okullar hariç diğer okullarda, eğitim çalışanlarının görev yaptıkları okullara çocuklarını kaydettirmeleri için gerekli tedbirlerin alınmasının sağlanmalı. Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı’na başvurabilmek için ailenin yıllık gelirinin kişi başına düşen miktarını yükselterek öğretmen çocuklarının da bu imkandan faydalanmalı. Öğretmen ihtiyacının karşılanması amacıyla, zorunlu hizmet bölgelerinde istihdam edilen öğretmenlere, illerin veya yerleşim yerlerinin sosyal, ekonomik, kültürel ve ulaşım imkânları dikkate alınarak kalkınmada öncelikli hizmet tazminatı verilmesi amacıyla ilgili mevzuatlarında gerekli çalışmalarının başlatılmalı. Orta öğretim kurumlarında görev yapan rehber öğretmenlerin sınav dönemlerinde ücret alabilmelerinin sağlanması için çalışmaların başlatılmalı. Öğretmenlerimize ergonomik ve günümüz teknolojisi ile uyumlu bilgisayar verilmeli. 1702 sayılı “İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun ile 4357 sayılı “Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi ve Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun birleştirilerek güncellenmeli ya da bu düzenlemeler kaldırılmalı; 657 sayılı Kanun’un 125’inci maddesi güncellenerek mevzuat tektipleştirilmelidir’ ile “Muhakkik tayin etmeden, iddia ve savunma tüm yönleri ve delilleriyle araştırılmadan ve soruşturma açılmadan veya sadece savunma alınmak suretiyle disiplin cezası verilmemesi sağlanmalıdır. Bu amaçla 1702 ve 4357 sayılı Kanunlarda gerekli düzenlemeler sağlanmalı. 632 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) öncesi KPSS puan esasına göre kadroya geçmiş bulunan sözleşmeli öğretmenlerin, 632 sayılı KHK kapsamında kadroya geçirilenlere tanınan haklardan faydalandırılmasının sağlanması” gibi konular KİK kararları ile imza altına alınmıştır. Eğitim sistemi ve eğitim çalışanlarıyla ilgili olan bu talep ve öneriler acilen çözüme kavuşturulmalı.”

-“DEĞERLER EĞİTİMİNE ÖNEM VERİLMELİDİR”-

Ahmet Özer değerler eğitimine değinerek, eğitim müfredatının içeriğinin masaya yatırılması, eğitim sisteminin karakter, ahlak ve değer kazandıran bir muhtevaya kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
Eğitim ortamlarında sivilleşme, öğretim programlarında vesayeti meşrulaştıran öğretilerden arındırma işleminin yapılmasına acilen ihtiyaç olduğunu belirten Özer, çocukların her gün pedagojik ve bilimsel olmayan ifadelerle dolu olan andımızı koro halinde söyleme garabetinden kurtarılması, eğitim sisteminin bilimsel ve çağdaş dünyanın gerekleri doğrultusunda ele alınmalısı, müfredat gözden geçirilmesi ve eğitimdeki vesayetin diğer bütün izlerinin silinmesi gerektiğini vurguladı. Özer açıklamasında şunları dile getirdi: “28 Şubat postmodern darbe sürecinin dayatması sonucu uygulamaya konulan kesintisiz zorunlu eğitim, eğitim süreleri; 1+4 yıl temel eğitim, 4 yıl ortaöğretime hazırlık eğitimi ve 4 yıl zenginleştirilmiş seçeneklerle ortaöğretim olmak üzere pedagojik, kademeli ve yönlendirmeye uygun hale getirilmelidir. Bunun altyapısı bir an önce tamamlanmalıdır.

Askeri okulların Milli Eğitim Bakanlığı’nca denetlenmemesi, demokratik eğitim hakkının tanınmayıp karma eğitim dayatmasının olması, kadın çalışanların ve kız öğrencilerin kılık kıyafetini sorun haline getiren “kamusal alan’ yalanının devam ettirilmesi, öğrencilere okul üniforması zorunluluğu gibi konular, eğitimin ve eğitim sisteminin demokratikleştirilmesinin önündeki engeller olarak durmaktadır. Eğitim sistemini demokratikleştirecek adımlar daha fazla geciktirilmeden atılmalıdır.”

-“EĞİTİMCİLERİN MOTİVASYONUNU BOZACAK SÖYLEMLERDEN KAÇINILMALIDIR”-

Eğitimcilerle ilgili sorunlara da değinen Özer, eğitimcileri sorunlardan daha çok eğitimcilerle ilgili yetkililerin söylemleri yıprattığını ve motivasyonunu bozduğunu belirtti. Özer şu uyarılarda bulundu:
“Eğitimin en önemli ayağını oluşturan eğitim çalışanları son zamanlarda hak etmedikleri eleştirilere muhatap olmuşlardır. Kamuda neredeyse en düşük ücreti alan konumuna düşürülen öğretmenler sorunlarına çözümü beklerken mevcut sorunlarını çözmek yerine yetkililerin yeni sorunlar üretmesi ve öğretmenlik mesleğinin itibarını düşürücü yaklaşım sergilemeleri kabul edilemez. Eğitimde verimi arttırma adına değişikliklerin yapıldığı bir dönemde eğitimin en önemli unsuru olan öğretmenlerin moral ve motivasyonunu bozacak söylemlerden kaçınılmalıdır.”

-“OKULLARIN BÜTÇE SORUNUNA KALICI ÇÖZÜM GETİRİLMELİDİR”-

Ahmet Özer, okullardaki bütçe sorununu kalıcı çözüm getirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Okullara herhangi bir bütçe gönderilmediğinden ve devletin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğinden dolayı okul yöneticilerinin tamamı eğitim yöneticiliği yerine tahsildarlık yapmak ve oluşturdukları bütçelerle temizlik ve yardımcı personel sorununu çözüm aramak zorunda kaldığını vurgulayan Özer, okul aile birlikleri kanalıyla bağış adı altında velilerden para talep edilme zaruretinin okul yöneticilerini güven duyulmayan, inadına veliyi zora sokmaya çalışan, art niyetli çalışanlar olarak algılattığını dile getirdi. Özer, “Bağış soruşturmaları gibi çözüm üretmek yerine yeni sorunlar oluşturan yaklaşımlar veliler dahil herkesin gözünde öğretmen camiasını değersizleştirmektedir. Yapılmış olan Bağış soruşturmaları sonuçlarıyla birlikte iptal edilip, bu dönemde okulların bütçe problemlerine mutlaka kalıcı çözüm getirilmelidir” dedi.

-“ÖĞRETMEN VE ÖĞRETİM ELEMANININ EK ÖDEME MAĞDURİYETİ GİDERİLMELİ”-

Eğitim Bir-Ser Genel Sekreteri Ahmet Özer, 666 sayılı KHK ile farklı kurumlarda aynı unvanda çalışan kamu personelinin ücretlerinde ek ödeme oranları üzerinden eşitleme yapılırken, öğretmen ve öğretim elemanlarının ücretlerinde iyileştirme yapılmadığını ve öğretmenlerin kamuda en düşük maaş alan ikinci personel seviyesine düşürüldüğünü dile getirdi. Özer açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Eşit işe eşit ücret kapsamında kurum içi ücret dengesi dikkate alınarak Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerde çalışan şube müdürü, şef, memur ve hizmetlilerin Maliye Bakanlığı başta olmak üzere diğer kamu kurumlarında çalışan emsalleri ile ücretlerinin eşitlenmesi için yıllarca verdiğimiz mücadelenin öğretmen ve öğretim elemanları unutularak düzenlenmiş olması, eğitimcileri huzursuz eden en önemli olaylardan biridir. KHK ile ortaya çıkan adaletsizlik bir an önce giderilmelidir.”

-“ÖZÜR GRUBU TAYİNLERİ YILDA İKİ KEZ OLMALI”-

Özer, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikte özür durumuna bağlı yer değişikliği yılda bir defa ile sınırlandırıldığını, bu durumun, mağduriyete neden olduğunu belirtti. Eğitim Bir-Sen’in Milli Eğitim Bakanı ile görüşerek Şubat 2012’de özür grubu ataması yapılmasını sağladığını ifade eden Ahmet Özer şu talepte bulundu:
“Fakat eğitim ve sağlık özrü gibi hakların tanınmaması nedeniyle mağduriyetler devam etmektedir. Özür grubu tayinleri yılda iki kez olacak şekilde yeniden düzeltilmeli ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda verilen becayiş hakkıyla ilgili taleplerin önü açılmalıdır.”

-“ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK UYGULAMASININ ÖMRÜ YENİ DÖNEMİN ÖMRÜ KADAR OLSUN”-

Gösterdikleri yoğun gayretlerle sözleşmeli öğretmenlik garabetine son verilmesini sağladıklarını ifade eden Özer, ücretli öğretmenlik uygulamasına yönelik mevcut sorunlara değindi. Öğretmen istihdamında ücretli, vekil öğretmenlik gibi farklı uygulamalar bütün çarpıklığı ile devam ettiğini vurgulayan Özer, “Bu ucuz işçilik anlamına gelen palyatif uygulamalara son verilerek, tüm öğretmenlerin kadrolu olarak istihdamı sağlanmalıdır. Ücretli öğretmenlik uygulamasının ömrü yeni dönemin ömrü kadar olsun. Okul ve derslik yapımına daha fazla ağırlık verilmeli, sınıf mevcutları OECD ortalamasına indirilmelidir. İkili eğitim yapan bütün kurumların normal eğitime geçirilebilmesi ve etkin eğitim için yeni okul ve dersliklere ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

-“4/C’Lİ PERSONELİN SORUNLARI ÇÖZÜLSÜN”-

Açıklamasında 4/C’li personelin sorunlarının çözülmesi gerektiğini de belirten Özer, “Bir yılda 11 ay çalıştırılan ve ücret alan, aile yardımı alamayan, iş güvenceleri olmayan, aldıkları yetersiz ücret ile ayakta durmaya çalışan 4/C’li personelin sorunları çözüme kavuşturulmalı, kamuda farklı istihdam şekillerinden vazgeçilerek, kurum içerisinde aynı işi yapan personel arasındaki ayrımcılığa son verilmeli, 4/C’li personel için de bir yıl 12 ay olmalıdır” talebinde bulundu. (ANKA)

You may also like...