Özelleştirmelerin hedefinde ne var

Mustafa Kaymakçı’nın Oda TV’de yayınlanan, “Özelleştirmelerin hedefinde ne var” başlıklı yazısı.

Değerli arkadaşlarım, “Türkiye’de Tarım Nasıl Çökertildi?/1” başlıklı yazımda “Tarımın Çöküş Göstergeleri” üzerinde durmuştum. İzleyen yazılarımda, diğer üretim sektörlerinde olduğu üzere tarımda da çökertmenin bir aracı olan özelleştirmenin kökeni ile KİT(Kamu İktisadi Teşebbüsü)’lerin İşlevleri ve Tarımsal KİT’ler konularında görüşlerimi sıralayacağım.

Ancak gelinen noktada tarımsal ithalata ödenen kaynak aktarımı da yeniden anımsatmak istiyorum. Türkiye, son 14 yılda 18 milyar dolarlık tahıl, 17 milyar dolarlık pamuk lifi, 37 milyar dolarlık yağlı tohum ve türevleri ve 3.5 miyar doları geçen bakliyat ithal etmiş. İthalat yapılan ülke sayısı 126 dolayında imiş.

ÖZELLEŞTİRMENİN KÖKENİ VE AMACI NEYDİ?

Batı ülkelerinde iç ve dış pazarın daralması ve sanayileşmiş ülkeler arasında rekabetin kızışması gibi nedenlerle, özellikle 1980’li yılların başından itibaren ekonomide bir durgunluk, hatta gerileme yaşandı. Tekelci sermayenin kârlılığında ciddi düşüşler oldu. Bu bunalımı aşmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nde Reagan, Britanya’da Thatcher yönetimleri, öncelikle kendi ülkelerinde sosyal devlete karşı savaş açtılar. Bu bağlamda;

• İşçi sendikaları etkisiz duruma getirilmeye çalışıldı.

• Ücretler ve sosyal amaçlı kamu harcamaları geriletildi.

• Varlıklı kesimlerin gelir vergileri düşürüldü.

• Kar marjları sabit olan kamu kurumları özelleştirilmeye başlandı.

Bununla birlikte, uygulanan yeni bölüşüm politikaları ve bunun sonucu olarak ekonomik dengenin sermayenin lehine daha yüksek oranda değiştirilmesi, durgunluğu gideremedi.

Bu nedenle, krizin çözümü için, sermaye, mal ve hizmetler stokunun başka ülkelere aktarılması, ancak özünde; “çevre ya da gelişmekte olan ülkelerin ürettiği katma değerin eskisine oranla daha yüksek düzeyde denetlenmesi ve el konulması”ndan başka bir şey olmayan “yeni-liberal politikalar”ın devreye sokulması gerçekleştirildi.

Bu politikalara, kitleler için olumlu çağırışım yapacak bir terim de uyduruldu.

“Küreselleşme” denildi.

Yeni-liberal politikalarla;

• Sermaye, mal ve hizmetler akışına çevre ulusal devletlerin koyduğu sınırlamalar gevşetildi ve azaltıldı.

• Sıcak para hareketlerine konan sınırlamalar kaldırıldı.

• Eskiyen teknoloji ve üretim birimleri, düşük ücretli çevre ülkelerine kaydırıldı.

• Çevre ülkelerinde menkul kıymet borsaları kuruldu.

• Sendikasızlaşmaya ivme verildi.

• Çevre ulus ülkelerinin de kamu şirketleri değişik araçlar kullanarak özelleştirilmeye başlandı, süreç devam ediyor.

Çevre ülkelerinde de özelleştirme, devletin küçültülmesi uygulamalarının bir aracı olarak devreye sokuldu. Bununla devletin, piyasa malları üretimi, piyasayı düzenlemede kural koyucu işlevi ve sosyal devletle ilgili kamu hizmetleri gibi üç müdahale alanından çekilmesi istendi.

Böylelikle, devletin bu alanlardan çekilmesi sağlandı ve tekelci sermayeye yeni kar alanları açıldı. Devlet, sosyal niteliğinden uzaklaştırıldı, giderek devlet-yurttaş ilişkisi yerine tüketici ilişkisi oluşturuldu.

Bu uygulamalar ile ulus devletlerin kamucu nitelikleri ortadan kaldırılmaya ve dünya tekelci sermayenin açık bir pazarı durumuna dönüşmeye başlatıldı.

Böylelikle sermayenin krizi bir süre aşıldı, ancak yaşamakta olduğumuz günlerde yeniden nüksetti. Batı emperyalizminin Ortadoğu’da ve dünyanın dört bir yanında çıkardığı savaşların ve kıyımlarının nedenini başka türlü açıklamak olası mı? Trilyon dolarları bulan silahları kim satıyor?

TÜRKİYE’DE KİT’LER NEDEN KURULMUŞTU

Özelleştirmenin hedefi olan KİT’ler, Türkiye’de emperyalizme karşı verilen mücadele ile kurulan Cumhuriyet döneminin ürünüydüler. Siyasal alanda kazanılan bağımsızlığın, ekonomik ve toplumsal alanda kalkınma ile korunabileceği yaklaşımının gereği olarak kurulmuşlardı.

Türkiye’de KİT’lerin başlıca işlevleri şunlar olmuştu:

• Sanayiyi ülke geneline yayma,

• Ara-malı ve üretim-malı üretimindeki boşluğu ve gecikmeyi kapatma,

• İstihdam yaratma,

• Planlama ile ülkesel kaynakları üretime dönüştürme,

• Bölgesel kalkınma ile gelir dağılımında dengeyi ve sosyal adaleti sağlama,

• Kamuya yeni kaynaklar yaratma.

KİT’ler bu işlevlerini gerçekleştirerek, işgücünü de üretim sürecinde eğitmişler ve çağdaş yaşam koşullarını yurt genelinde yaygınlaştırmışlardır. Kısaca, ülkenin hem üretim gücünü artırmışlar, hem de Türkiye’nin birliğini pekiştirmişlerdir.

KİT’lerin varlığı, yurttaşların siyasal ve ekonomik karar sürecine katılmalarını sağlama açısından da önemli olmuştur. Bu şekilde, güçlü sermaye çevrelerinin kamu üzerinde etkisi, belli oranlarda dengelenmeye çalışılmıştı. (Mustafa Kaymakçı – Oda TV)

You may also like...