30 Ocak 2010 tarihinde Kızılay hastanelerinde çalışan personele yapılan uygulamanın 4/C'lilere de uygulanmasını istiyoruz.

Memur-Sen: “4/C’liler için farklı planlarımız var”

11 Ekim 2011 - Memur-Sen, 4. İlçe Temsilcileri Toplantısını, 900 ilçe temsilcisinin katılımıyla 7-9 Ekim 2011 tarihleri arasında Kızılcahamam Asya Termal’de gerçekleştirdi.

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, öğretmenlerin yurt genelinde eşit dağılımını sağlamanın çözümünü kendilerinin ürettiklerini ifade ederek, “Çözüm, öğretmenin yerleşik düzenini bozarak, sürgün ederek, motivasyonunu yok ederek, asker gibi Hakkari’de tutmak değildir. Hakkâri’deki, Batman’daki, Van’daki, Haymana’daki öğretmene 700-800 TL daha fazla verirsin, bu sorun ortadan kalkmış olur. Öğretmenleri kanunla, yönetmelikle hizaya getirme biçimi de darbecilerin bize reva gördüğü terbiye etme biçiminin bir başka versiyonudur” dedi.

Türkiye’nin İnşasında Öğretmenlere Önemli Görevler Düşmektedir

4. İlçe Temsilcileri İstişare Toplantımızda konuşan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Türkiye’nin inşasında öğretmenlere çok önemli görevler düştüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rahat-hazır ol, ceket, kravat, saç gibi meselelerle uğraşmayıp doğrudan gönüllere hitap ederek demokratikleşmeyi evinde, sınıfında, okulunda başlatan, onları hayata hazırlayan öğretmenlikten daha önemli bir görev yoktur. Gelin, araç ile amaç arasında bir cümleye yer verelim. Eğitimde ritüellere takılıp amaç göz ardı edilmektedir. Onun için eğitimde sivilleşmeye ihtiyaç vardır. Aracı amacımız haline dönüştürdüğümüz zaman sıkıntılar başlar. Yeni Bakan’dan, eğitimdeki militer anlayış ve ritüelleri tasfiye etmesini bekliyoruz.”

Özür Grubu Tayin Hakkının Sınırlandırılmasına Karşıyız

Milli Eğitim Bakanlığı teşkilat kanunundaki değişiklikle güzel bir başlangıç yapıldığını kaydeden Gündoğdu, “Yılda bir yer değişikliği gibi birkaç konuyu hariç tutarsak, desteklediğimiz bir yasa. Ara dönemde tayin bekleyen eğitim çalışanlarının en insani taleplerini yasaya koyarak bir maddeyle tırpanlamak kabul edilebilir bir şey değildir. Aile bütünlüğü bozulmuş, ara dönemde özür grubundan atama bekleyen eğitimcilerin sorununu Bakan’a ve Müsteşar’a özel olarak taşıdık ve sorunun acilen çözümünü istedik. Bu konuyla ilgili ısrarımız, sorun çözülene kadar devam edecektir” şeklinde konuştu.

Okullara Bütçe Ayrılmalı, Yöneticiler Tahsildarlıktan Kurtarılmalıdır

“Kayıt parası alınmasına biz de karşıyız” diyen Gündoğdu, “Öncelikle okullara ihtiyaçları oranında bütçe ayrılması gerekmektedir. Okullara bütçe ayırmadan, emir göndererek ‘bağış almayın’ demek, soruna gözlerini kapamaktır. İstismar etmiş olanlar olabilir; ama bütün okullara ‘bağış’ soruşturması için il denetmenlerini göndermek, fedakarlıkla okulları idare etmeye çalışan yöneticileri son derece kırmıştır. Niyeti sorgulamıyorum; ama atılan adım yanlış bir adım olmuştur. Yanlışlığını ifade edince, genelgesinin arkasında duramayan bir Bakan görüntüsü verilmemeye çalışılıyor. Teknik olarak bir sorun yokmuş gibi duruyor ama bu genelge çıkarılmadan önce neden sendikalarla istişaresini yapmıyorsunuz? Eğer bize sorsalardı, şunu söylerdik: “Hizmetli personelin bir kısmı emekliye ayrıldı, bir kısmı memurluğa geçti, bir kısmı öldü, yeni personel de alınmadığına göre okullarda eğitim yürümüyor. Okulları eğitime hazırlayın deniyor da, neyle hazırlayalım. Bunu, genelgeyi göndermeden önce düşünmek gerekmiyor mu? Bizim yanlışımız ne; okulu açmazsak veliden dayak yiyeceğiz, okulu açınca bakandan dayak yiyeceğiz, bu durumu kabul etmemizi bekliyorlar. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

4/C’lilere Özel Önem

Bu yıl 4/C’lilere özel bir önem vereceklerini vurgulayan Ahmet Gündoğdu, şöyle konuştu: “4/C’liler için farklı planlarımız var. Eş yardımı almak için bir plan,çalışma sürecini 12 aya çıkarmak için bir plan, maaşlarına zam yapmak için bir planımız var. Bu sene toplu sözleşmede 4/C’lilere özel önem vererek elimizden geleni yapacağız.”

Ruhsuz ve Kör Bir Anayasa İstiyoruz

Yeni Anayasa’nın, Memur-Sen’in genelde yapacağı en önemli işi olduğunun altını çizen Gündoğdu, “Eğitim-Bir-Sen de bunun lokomotifidir. Yeni anayasa niçin önemli? 1921 Anayasası bizim anayasamız, milletin ruhu var orada. 1924 Anayasası’nda eksen kayması başlamıştır. Yeni anayasada tek derdimiz, insanı olduğu gibi kabul etmesidir. Bizler asla hakları pazarlık konusu yapmayız. İnsanlık ortak paydasında hemfikirsek, Müslüman olmasının, dinsiz olmasının, solcu olmasının, sağcı olmasının hiçbir önemi yok. Ruhsuz, kör, dinsiz bir anayasa istiyoruz, ki devlet vatandaşına eşit mesafede olabilsin. Kimin ne giyeceğine, çocuğunun din dersi alıp almayacağına devlet karar vermesin. Vatandaşını tanımlayan değil, tanıyan devlet istiyoruz. Bundan sonra en büyük işimiz yeni anayasa olacak” diye konuştu.

Anayasa dışında kısa ve orta vadede üzerinde duracakları konulara da değinen Ahmet Gündoğdu, başörtüsü sorununun çözüme kavuşturulması, kesintisiz eğitimin 18. Milli Eğitim Şura kararları gereği kesintili hale getirilmesi, Milli Güvenlik Dersi’ne branş öğretmenlerinin girmesi, din ve değerler eğitimi verilmesi, karma eğitimin zorunluluk olmaktan çıkarılması ve pedagojik olmayan andımız uygulamasına son verilmesi gibi konuların öncelikleri arasında yer alacağını söyledi.

Başörtüsünü Yasak Etmenin Utanç Vesilesi Olacağı Bir İklim Oluşturulsun

“Bir öğretmenin başörtüsüyle derse girmesi kimi ilgilendirir” diyen Ahmet Gündoğdu,“Feministlere çağrıda bulunuyorum: Kadın-erkek eşitliği sloganından vazgeçin; bırakın kadın-erkek eşitliğini, bu ülkede kadınlar arası eşitlik bile yok. Devlet dairesinde, üniversitede, Meclis’te başörtülülerin bulunması için mücadele edeceğiz. Yeni anayasada başörtüsü olmasın; ama başörtüsünü yasak etmenin utanç vesilesi olacağı bir iklim oluşturulsun” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim Kesintili Olmalıdır

Kesintisiz eğitime karşı olmadıklarını dile getiren Gündoğdu, şunları söyledi: “Altyapı uygunsa yirmi yıl yap; ancak bir taraftan daha okula tebeşir gönderemiyorsunuz, hizmetli tayin edemiyorsunuz, diğer taraftan 8 yıllık, 12 yıllık, 15 yıllık eğitim teorisinden bahsediyorsunuz. Bilimsel mi, hayır; pedagojik mi, hayır; bunun için bilimsel çalışma yapıldı mı, hayır. Bunu biz 18. Milli Eğitim Şurası’nda şu şekilde tavsiye ettik: Anaokulu bir, ilkokul dört, ortaokul seçmeli dersler havuzunun olduğu, lisede nereye yöneleceğini belirlediği ona göre meslek eğitimi, dil eğitimi, çıraklık eğitimi, üniversite eğitimi gibi dersler alabildiği dört yıl olmak üzere 9 yıllık zorunlu ama kesintili eğitim modeli. Sonra liseyi isteğe bağlı model şeklinde öneriyoruz. Lise diploması istensin; ama devam mecburiyeti olmasın. İsteyen öğrenci 4 yıllık eğitimi 2 yılda bitirebilsin. Bizler bu 1+4+4+4 modelinde kararlıyız.”

Okullarda Komutan İstemiyoruz

Milli Güvenlik Dersi’ne branş öğretmenlerinin girmesini istediklerini kaydeden Gündoğdu, “Milli Güvenlik dersine girenler 28 Şubat döneminde okullardaki personeli dini bir his dahi taşısa fişlediler. İki saat ders anlatmak için okula gelen komutanlar, müdürün de öğretmenin de hizmetlinin de komutanı oluyor. Okullarda komutan istemiyoruz, öğretmenlerden de komutanlık istemiyoruz. Kızlara askerlik yaptırıyoruz, güya Türkiye’de kızlar askerlikten muaf, ne muafı. Bu konuda öğretmenlerde de disiplin adına askeri tutum var. Bırakalım öğrencinin saçını, tıraşını, ceketini, kıyafetini, eteğini şusunu busunu; öğrencilerin gönüllerine hitap edelim. Şura kararları arasında da yer alan bu önerimiz gerçekleşinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Değerler Eğitimi

Okullarda din ve değerler eğitimi verilmesini önemsediklerine dikkat çeken Gündoğdu, “Kur’an kurslarına yaş sınırı getiren düzenleme kaldırılmıştır. Bunda Eğitim-Bir-Sen’in sağladığı katkı büyüktür. Değerlerimiz adına bu ülkede hangi olumlu gelişme varsa, en samimi, en akılcı önerilerin sahibi Eğitim-Bir-Sen olmuştur” şeklinde konuştu.

Karma Eğitim Mecburiyetine Son Verilmelidir

Ahmet Gündoğdu, karma eğitim mecburiyetinin sona erdirilmesi gerektiğini dile getirerek, “Çocuğunu karma eğitim veren okullarda okutmak isteyen veliler var ve çoğunlukta; ancak çocuklarını kız lisesine veya erkek lisesine göndermek isteyen velilere de devlet yardımcı olmak zorundadır. Güneydoğu’da sorun var, kız çocukları okumuyor. Güneydoğu’da sorun var, çünkü din eğitimini yeterli vermemişsin, kız okullarını da kapatmışsın. Aileler de kızını karma eğitim veren okula göndermek istemiyor. O zaman bu ailelerin de isteklerini dikkate alan bir çalışma yapmalısınız. Haydi kızlar okula demekle kızlar okula gitmiyor.” diye konuştu.

Çocukların her gün pedagoji ve bilimsel olmayan ifadelerle dolu olan andımızı koro halinde söylemelerinin sorgulanması gerektiğini söyleyen Gündoğdu, “Bu, pedagojik mi, bilimsel mi, ne kazandırıyor? Türküm, doğruyum, çalışkanım deyince insanlar doğru, çalışkan mı oluyor? Bunları düşünmek lazım. Bırakın andımızı, çocuklarımıza her gün koro halinde Fatiha’yı bile okutsanız tiksindirirsiniz” ifadelerini kullandı.

Sendikacılığı İdeolojik Körlükten Kurtardık

Gündoğdu, kendilerine düşen görevin, hakikati akılla buluşturmak, değerle buluşturmak ve kimsesizlerin kimsesi olma özellikleri devam ettirmek olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Eğitim-Bir-Sen’i kurarken bir şeyi hedefledik: Vesayeti deşifre etmek. Vesayeti deşifre etmenin içerisinde ekmek var, özgürlük var, demokratikleşme var, insan hakları var, hukuk devleti var, millet var, milletin değerleri var, devletin vatandaşını tanımlayan anlayıştan vazgeçmek var, sosyal devlet olma mecburiyeti var; derin devletten, bürokratik devletten, vesayetçi devletten kurtulma mecburiyeti var. Bu ülkeyi akademik sendikacılıkla tanıştırdık. Uluslararası sempozyumlarla konferanslarla akademik çalışmalarla sendikacılığı ideolojik körlükten kurtardık. Sendikacılıkta bu ülkeye katma değer kazandırmanın tam adresi olduk. Referandumda öncülük, bir sendikal görev değil, insan olmanın, bu ülkede yaşıyor olmanın en önemli borcunun birinci taksitini ödeme gayretiydi. Eğer referandumda yüzde 50.01 ‘hayır’ oyu bile çıksaydı, bu ülkenin geleceği kararır; ne dünyada lider ülke ne Ortadoğu’da, Balkanlarda mazlumların öncüsü ne de içerde ve dışarıda dertlere çare bulan bir Türkiye olurdu. Çok şükür artık bürokratik devletten demokratik devlete geçişin başladığı yeni bir Türkiye’yi konuşuyoruz. Filistin’e yardım kampanyasının Türkiye genelinde her zaman öncüsü olduk. Somali’ye yardım için bütün sendikalar olarak, iftar programlarını iptal ederek, yardım kuruluşları aracılığıyla Somali’ye yardımda bulunduk. Ramazan ayının üçüncü günü yardım kuruluşları eliyle 280 bin lirayı hemen Somali’ye ulaştırdık. Sekizinci gün, benim de bulunduğum bir iftarda Meclis Başkanı Cemil Çiçek, ‘iftarları iptal edin’ çağrısında bulundu. İcraatlarımızla siyasetin önünde çok yer almıştık, yardım konusunda da, Somali’ye yardımda da öncülük ettik.”

‘Ödenmiş Bedeller Unutulmasın’

Konuşmasında, Mehmet Akif İnan Hatıra Yarışması’na da değinen Gündoğdu, “Yarışmayı, ‘Ödenmiş Bedeller Unutulmasın’ sloganıyla başlattık; ama bu yarışmamızı vesayeti deşifre etmenin bir vesilesi haline getirdik. 28 Şubat dönemi başta olmak üzere, darbe dönemlerinde en çok mütedeyyinler tokatlanmıştır, bunların içinde ise en fazla tokatlananlar kadınlar olmuştur. Büyük çoğunluğu bütünlemeye kalmış, okullarından uzaklaştırılmıştır. Vesayetten dayak yemişlere sahip çıkmak için yarışmamıza desteğinizi bekliyoruz. Eğer tarihe not düşmezsek, gelecek nesil bu yaşanan acıları öğrenemeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Toplu Sözleşme Hakkı Kazanımımız ‘Hakem Kurulu’nun Yapısıyla Anlamsızlaştırılmamalıdır

Anayasa değişikliğiyle elde ettikleri toplu sözleşme hakkı kazanımının Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun yapısıyla anlamsız hale getirilmemesi için mücadele verdiklerini anlatan Gündoğdu, Toplu Sözleşme Yasa taslağı çalışmasında bir iki hususta uzlaşamadıklarını; ama Bakanın sıcak baktığı konular olduğunu belirterek, “Bunlar; Genelkurmay, Emniyet, Cumhurbaşkanlığı çalışanlarının sendikalı olması. Buralarda çalışanların sendikalı olması Türkiye’nin çıkarına olacaktır. Kendi çıkarımızı düşünmüyoruz; Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun Yargı-Sen’i kurmasını bile destekliyoruz. Ülkemizin kurumları ne kadar sivilleşirse, ülkemiz o kadar normalleşir” dedi.

Hedef: En Az 85 Bin Yeni Üye

Yeni üye hedefini ilçe temsilcilerimizin belirlemesini isteyen Genel Başkan Ahmet Gündoğdu, “15 Mayıs 2011’den 15 Mayıs 2012’ye kadar yeni üye hedefimizi sizinle beraber karar verelim. Yarından itibaren de bu süreci hemen başlatalım” diye konuştu.

İl temsilcilerimizin, ‘en az 100 bin’ diye karşılık vermesi üzerine, salondan gelen en az teklifi baz alarak, 85 bin yeni üye hedefi kararlaştırıldı. Böylece 15 Haziran 2012 mutabakatlarında Eğitim-Bir-Sen’in üye sayısı hedefi en az 280 bin olarak deklare edildi.

Halil Etyemez’e Plaket

Eski Genel Sekreterimiz ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Halil Etyemez, İlçe temsilcilerimize bir veda konuşması yaparak, şunları söyledi: “Teşkilatınıza sahip çıkın ve teşkilatınızın kıymetini bilin. Bu teşkilat, inanıyorum ki, daha çok bakanlar, başbakanlar ve cumhurbaşkanları çıkaracaktır. Eğitim-Bir-Sen’li olmak, ilkelerin adamı olmak demektir. Değerlerinizi savunmaktan hiçbir zaman yüksünmeyin.”

Toplantının sonunda, Genel Başkan Ahmet Gündoğdu, Halil Etyemez’e hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek, kendisine bir plaket ve ebru tablosu takdim etti.

“Memur-Sen: “4/C’liler için farklı planlarımız var”” için 2 cevap

  1. Erhan diyor ki:

    4/B lilere gelince kadro dediniz sıra 4/C lilere gelince farklı planlarınız var haklısınız zaten 4/c yede kadro gelirse şaşkaza sendikaların suistimal edecek şeyleri kalmayacak

  2. 4c mağdur diyor ki:

    sayın gündoğdu eviripçevirmeye gerek yok ne siz iştahlı kadro istiyorsunuz nede ak parti vermeye istekli görünüyor kayıkçı kavgası MHP 22bin kişiyi sokağa koydu kamusen yetkili sendikaydı sesi çıkmadı şimdi siz yetkili sendikasınız Ak parti kadro vermiyor sizin sesiniz çıkmıyor fark ne hiç bir fark yok olan kime oluyor işi elinden alınan onuruna yenik düşen evi yıkılan hayeli söznen 4-c özelleştirme mağduruna oluyor

Bir Cevap Yazın

Facebook Yorumları

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.