Mehmet Serdaroğlu'nun Kanun Teklifi oylaması

MHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun verdiği kanun teklifi görüşmelerinden meclis tutanaklarına yansıyanlar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/294 esas numaralı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa Bir Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifim Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 37 nci maddesinde öngörülen sürede ilgili Komisyonda görüşülmemiştir.

Kanun teklifimin doğrudan Genel Kurul gündemine alınması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim. 9/9/2008

Mehmet Serdaroğlu

Kastamonu

BAŞKAN – Önerge üzerinde teklif sahibi Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu…

Buyurunuz Sayın Serdaroğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.

Özelleştirilen veya kapatılan kamu iktisadi teşekküllerinde işçi olarak çalışıp da emekliliğini alamayan 657 sayılı Kanun’un değişik 4/C maddesiyle başka kurumlara geçici personel statüsüyle yerleştirilen 4/C’lilerin mağduriyetlerini gidermek amacıyla verdiğim kanun teklifi hakkında söz aldım. Sizleri, bir kere daha, en iyi dileklerimle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle ve özellikle ifade etmeliyim ki, kapatılan veya özelleştirilen kamu iktisadi teşekküllerinde çalışıp da 4/C statüsünde olanlar, laf değil, cidden mağdurdurlar. Örnek vermek gerekirse, Taşköprü SEKA Sigara Kâğıdı Fabrikasının özelleşmesiyle birlikte yaklaşık 1.000 YTL’nin üzerinde maaş alan bir işçi bugün bu ücretin yarısından daha az almaktadır. Ayrıca, gerek sendikal hakları gerekse ikramiyeleri ortadan kalkmış, sosyal hakları ellerinden alınmıştır. Bir mali yılda on ay çalıştırılıp dolayısıyla iki ay çıkış verilmekte, böylece de gelirleri asgari ücretin altına düşmektedir ve bunlar dört ay için en fazla iki gün ücretli sağlık izni alabilmektedirler.

4/C’liler gönderildikleri kurumlarda kendileriyle aynı işi yapan kişinin aldığı ücretin yarısını almaktadırlar. Bu uygulama 4/C’lileri psikolojik ve sosyal yönden etkilerken, devlete olan saygıyı, yöneticilere olan güveni zaafa uğratmaktadır.

Şimdi, bir büyük samimiyetle soruyorum: Aynı durumda biz olsak veya aynı durumda bizim evlatlarımız, bizim kardeşlerimiz veya bir yakınımız olsa, bu uygulamaya, bu yeni yaşam koşuluna, ekonomik olarak gerilemeye nasıl yaklaşır ve kendimizi kandırırız? “Mağdur değiliz” diye kendimizi kandırmak mümkün değildir.

4/C’liler “Sayın Başbakanımız mağdur durumdayız, yardımınızı esirgemeyiniz.” dediklerinde, Sayın Başbakanın “Hepinize bir yerlerde iş verdik, çalışıyorsunuz. Nereniz mağdur?” cevabı, 4/C’lileri bir kere daha yaralamış, bir kere daha mağdur etmiştir.

Yine üzülerek ifade ediyorum ki, sayın iktidar bu tür çıkışlardan mutlaka vazgeçmelidir. Çiftçinin haklı talebine “Gözünüzü toprak doyursun.” demek, yine çiftçinin destek istemesine “Hep size, hep size mi vereceğiz; bu ülkede sizden başkaları yok mu?” demek, doğru bir yaklaşım olmadığı gibi siyasi nezaketi ve yönetici güvenilirliğini baltalayan, etik olmayan tavırlardır. Sayın Başbakan ve iktidara, bu yaklaşım cidden yakışmamaktadır. Mağduru ve mazlumu en iyi telaffuz eden iktidar, 4/C’li mağdur ve mazlum 12.600 kişiye sahip çıkmalıdır.

Sayın milletvekilleri, 4/C’lilerin genel manadaki sıkıntı ve isteklerine gelince: Çalıştıkları yerlerde konum ve statülerinin belirlenmesini istemektedirler. Yılda on iki ay çalışmayı, günün koşullarında ve eşit işe eşit ücret verilmesini, sağlık güvencelerinin belli bir zemine oturtulmasını, hastalık izinlerinin yeniden düzenlenmesini, yıllardır çalıştıkları yerlerde mesleklerinde uzmanlaşanların branşlarında işe yerleştirilmelerini, gelirlerinin düşmesiyle özellikle üniversitede okuyan çocuklarını okutamaz durumda olduklarını ifade etmektedirler. Bir çoğu da yaşam standartlarının gerilemesi sonucu borç yükü altında kaldıklarını, borçlarını ödeyemez duruma geldiklerini göz yaşları içerisinde bizlere ifade etmektedirler.

Geçmişte yaklaşık 200 bin çalışanımızın problemlerinin çözüldüğü gibi, bu 12 bin civarındaki kardeşimizin problemini de kabul edilebilir ve bu kişilerin gönüllerini kazanabilecek bir makulle çözeceğinize, iktidarın çözeceğine ben şahsen inanıyorum.

Sonuç olarak, izah ettiğim sebeplerden dolayı, içine düştükleri geçim sıkıntısı nedeniyle aile düzenleri ve ruh sağlıkları bozulan bu mağdurlardan son üç yılda 11 kişi intihar etmiştir. Bir mağdur olan Lokman Bal’ın şiirinin son iki dörtlüğü ile sözlerimi tamamlıyor, takdiri yüce heyetinize bırakmak istiyorum:

“Yetkililer duymaz, bu da ne demek?
Nerede kaldı bunca verdiğim emek?
Hakkımız değil mi bir sıcak yemek?
Çocukların benzi soldu vekilim.

Vekilim nameyi kabul etmezse,
Bir ekmeğim dört kişiye yetmezse,
Çocuklarım okumaya gitmezse,
Bizim için hayat öldü, öldü, öldü vekilim.”

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Serdaroğlu.

Önerge üzerinde Karaman Milletvekili Hasan Çalış.

Buyurunuz Sayın Çalış. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken saygı ve selamlarımı arz ediyorum.

Biraz önce, 4/C çalışanlarının, onların tabirleriyle özelleştirme mağdurlarımızın problemlerinin çözümüyle ilgili kanun teklifi üzerinde konuşan değerli Kastamonu Milletvekilimiz Mehmet Serdaroğlu 4/C’lilerin problemlerini gerçekten açık bir şekilde dile getirdi.

Değerli arkadaşlar, gerçekten özelleştirme uygulamaları bazı alanlarda ülkemizde gerekliydi ve yapıldı. Fakat pek çok konuda olduğu gibi özelleştirme uygulamalarımızda da bir özelleştirme modası, özelleştirme propagandası içerisinde, âdeta, bir strateji programı yapmadan, belli bir program yapmadan, geçmişteki pek çok örneğimizde olduğu gibi özelleştirmeler yapıldı ve neticeleri ortada.

Kıymetli arkadaşlar, işte önümüzdeki -geçen- süre içerisinde bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Ekonomik krize girince, özelleştirdiğimiz bankaların, dolayısıyla yabancıların eline geçen bankaların Türkiye’nin krizdeki sıkıntılarına çözümle ilgili yaklaşımını gördük ve “İyi ki elimizde, devletin elinde üç banka kalabilmiş.” dedik. Pek çok insan bunu söyledi. Demek ki bundan sonra yapacağımız özelleştirmelerde bir strateji önceliğimiz olmalıdır.

Değerli arkadaşlar, işte bu özelleştirmelerin sonunda kendilerini 4/C’li diye takdim eden, gerçekten mağdur olan kardeşlerimiz ortaya çıkmıştır. İşte, bugün Tokat’a gidersiniz sigara fabrikasının mağdurlarını görürsünüz, Kastamonu’ya gidersiniz şeker fabrikasının mağdurlarını görürsünüz. Türkiye’nin her tarafına gittiğiniz zaman bu özelleştirmelerin mağdurlarını görmek mümkün. Bu insanlarımıza takdir ettiğimiz ücret, takdir ettiğimiz özlük hakları gerçekten içler acısı. Tabii, bu vesileyle bu problemi çözmek lazım. Benim seçim bölgem olan Karaman’da da her gidişimizde 4/C mağdurları -şu anda da gözümüzün içine bakıyorlar- bizim problemlerimizi ne zaman çözeceksiniz, bizi ailemizde, çoluk çocuğumuzun yanında ne zaman rahat bir hâle getireceksiniz diye gözümüzün içine bakıyorlar değerli arkadaşlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden, özellikle AKP İktidarından “Eşit işe eşit ücret, eşit eğitime eşit statü” sözünün ne zaman yerine getirileceğini beklemektedirler.

Arkadaşlar, zaman su gibi akıyor, altı yıllık iktidarınız geçiyor, ne oldu personel rejimi? Ne oldu, personel rejimini baştan aşağı ele alıp düzeltecektik ve problemlerin pek çoğunu bunun içinde çözecektik? Nitekim pek çok önergemize cevap verirken ilgili bakanlarımız ne diyorlar: “Bunu personel rejiminin içerisinde çözeceğiz.” İşte altı yıl bitiyor, yedinci yılda bekliyoruz personel rejimini kökten çözmenizi.

Değerli arkadaşlar, aynı işi yaptırıyoruz bir insana, aynı okulu bitirmiş, aynı sıralarda oturuyor, birisi 657 sayılı Yasa’ya göre memur, birisi 4/B statüsünde çalışıyor, birisi sözleşmeli çalışıyor, hatta bazıları da var ki -o kurum hizmet satın almıştır herhangi bir şirketten- şirketin elemanı, “Yarın gelme.” denildiği zaman gelmeyecek durumda. Bunun sağlık teşkilatında, tapu teşkilatında, orman teşkilatında pek çok örnekleri vardır. Hatta Türk Silahlı Kuvvetlerinde sözleşmeli erbaşlardaki yaşanan sıkıntıları görüyoruz. Bu arkadaşlarımız artık geleceklerinden ümitsiz oldukları için istifa etmek durumunda kalıyorlar, emekliliklerinden ümitsiz oldukları için istifa etmek zorunda kalıyorlar.

Değerli arkadaşlar, bu farklı uygulamalar aynı işi gören, aynı eğitime sahip insanların tayin, nakil ve atamayla ilgili değişik problemlerle karşılaşmasına sebep oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

HASAN ÇALIŞ (Devamla) – Hatta bu durumdaki arkadaşların pek çoğu eş durumu tayinini bile yaptıramıyorlar.

Aynı zamanda meslekte yükselme yönünden problemler oluyor. Ücret farklılıkları yüzünden çalışırken bu insanların moral motivasyonlarının düzgün olmadığını gittiğimiz her kurumda görüyoruz. Emekli oldukları zaman elde ettikleri haklar yönünden de gerçekten çok önemli farklılıklar var. Bunları düzeltmek, bu sıkıntıları çözmek öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin ama daha da önemlisi AKP İktidarının vatandaşa verilmiş sözüdür, görevidir. Bu sözünüzü yerine getirmenizi bekliyoruz. Siz bu sözünüzü yerine getirirseniz, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak yaptığınız doğru işlerin arkasında yapıcı bir muhalefet anlayışıyla bulunuruz ama yanlışlarınızın karşısında da kale gibi dururuz değerli arkadaşlar.

Bu duygu ve düşüncelerle saygılarımı sunuyorum. Bu teklife “kabul” oyu vermeniz dileğiyle iyi günler diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çalış.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

You may also like...