Komisyonumuz elinden gelen herşeyi yapmaktadır. Ek ödemelerle ilgili olarak kastedildiği gibi gazeteciye soru sordurmayı bırakın, komisyon olarak direkt bakanlar kurulunda tasarı görüşülürken durumu gündeme getirtdik.
Ancak sayın başbakan yüzünü buruşturdu. Bu noktadan sonra gazeteci soru sorsa ne olacak. Belki kamuoyu duymuş olurdu sadece. Aslında iyi de olurdu.
O zaman insan düşünmeden edemiyor. Arkadaşlarımız basın açıklamasını bildiğiniz halde neden hiçbir medyaya ulaşmaya çalışıp konuyu gündeme getirmeye çalışmadıyolrlar da siteye yazıp komisyonu eleştiriyorlar. Neden arayıp, e-posta gönderip, sms gönderip, faks çekip, mektup yazarak, kargo ile göndererek durumu haberdar edip birlikte bişeyler yapalım diye düşünmüyorlar.
Şimdiye kadar hiç kimseyle tartışmadım, şimdiden sonra da tartışmam. Yaptığımız herşeyi önce kendimiz için sonra da sizin günahsız çocuklarınız için yapıyoruz. Ne siz değerli arkadaşlarımıza yaranmak için, ne başkan olmak için ve ne de birrant elde edip gününü gün etmek için yapıyoruz.
Ancak yazılan mesajı o kadar yaraladı ki; bir kaç söz söyleme gereği duydum. Biz oturup yaygara yapmıyorsak da İsmail Hakkı DOĞAN ağabeyimle birlikte elimizden gelen herşeyi yapmaya gayret ediyoruz. Neden? Çıkarımız mı var? Hayır. Birilerinin adamımıyız? Hayır. Bu işten maddi kazancımız mı var? Hayır.
Peki o halde neden manevi olarak bile destek olunmuyor da sanki biz birilerinin emir eriymiş gibi fırça çekiliyor anlayabilmiş değilim.
Şimdi soruyorum beni ve bu işe gönül vermiş herkesi eleştirenlere; Siz daha otuz yaşınızda olsanız, KPSS’den 80 puanınız olsa, Meslek Lisesi mezunu olsanız, elinizden her türlü iş gelse bir dakika daha 4/C olarak durup insanlarla uğraşırmıydınız yoksa hemen çekip gidermiydiniz.
Bu mübarek kandil günü daha fazla yazarak ne kendimi ne de sizleri üzecek değilim. Ama lütfen biraz insaf rica ediyorum. Lütfen.
Bu vesile ile herkesin kandilini mübarek eder; Allah katında gelecek bir yılın yazıldığı bu günde geleceğimizin mutlu mesut yazılması için dua ediyorum.
Saygılarımla