Kölelik ve 4/C arasındaki paralel evren

Türkiye İstatistik Kurumu’nun(TÜİK) 4/C’li çalışanı Hayrettin Bozdağ gazetemize bir mektup gönderdi. Mektubu aynen yayımlıyoruz.

Kölelik, resmi olarak 1865 yılında “resmen” yasaklandı. Fakat günümüzde kölelik sisteminin uygulamaları aynen devam etmektedir. Tayland’da 12-15 yaşları arasında 800 ile 2000 dolar arasında satılan bir seks kölesi kadın, sahibine yıllık yüzde 800 oranında kâr bırakıyor. Hindistan’da yaşları 14 ve altında olan ve günde 8 saatten fazla çalışan 15 milyon çocuk köle var. 27 milyon köle üzerinden kazanılan miktar yıllık yaklaşık olarak 13 milyar dolar. Avrupa konseyinin raporuna göre, Avrupa’da binlerce kadın hâlâ köle olarak çalıştırılıyor. Kadın kölelerin daha çok Fransa, Belçika, Britanya, Avusturya, İspanya, İtalya ve Türkiye’de çalıştırıldıkları belirtiliyor. Araştırmalar sonucu binlerce kadın kölenin, Afrika, Uzakdoğu, Latin Amerika’dan getirildiği saptandı. Bu kölelerin çoğunun ise Avrupa’da görev yapan diplomat ve işverenlerin ev ve işyerlerinde çalıştırıldığı ortaya çıktı.

“Seçenekleri yaratan, seçenin kendisi değilse eğer bu köleliktir. ‘’
(Hallac-ı Mansur)

Türkiye’de kölelik sisteminin yasal dayanağı olarak kamuda 4/C uygulamasını örnek verebiliriz. Bilindiği üzere ilk olarak TEKEL işçilerinin direnişiyle kamuoyunun ilgisini çekmişti 4/C 657 devlet memurları kanununda yıllarca bu madde uygulanmaktaydı zaten. Türkiye İstatistik Kurumunda 1972 yılında Bakanlar Kurulunun 2 nolu kararı ile 4-c uygulaması olan geçici-sözleşmeli personel istihdamı vardı. Akp’nin kamu kurumlarını “babalar gibi satarım” anlayışıyla satması-özelleştirmesi sonucunda bu kurumlarda çalışan işçiler, 4/C statüsüne geçirilmeye çalışıldı. Ortada büyük bir sorun vardı. Çünkü 4/C çalışma koşulları kölelik sisteminden günümüze “yasal” geçiş yapmıştı. Esnek ve güvencesiz çalıştırma biçimi gittikçe yaygınlaştırılıyordu. Hükümet, zararına sattığı kamu kurumlarında çalıştırdığı emekçileri “yatıyorlar” gerekçesiyle provoke etti. Boşaltılan TEKEL depolarının asıl suçlusu işçilermiş gibi göstererek kamuoyuna yalan söyledi. Hakları için mücadele eden TEKEL işçilerine kolluk kuvvetleriyle saldırdı. Sonucu itibari ile Tekel işçileri 4-c statüsüne geçirilmiş oldu. Ve tüm Türkiye onlar sayesinde 4-c’yi tanımış oldu. Fakat TÜİK’de bu uygulama yazının başında da değindiğim gibi 1972 yılından beri var.

TÜİK’TEKİ 4-C’LİLERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI:
»Hiçbir şekilde özlük ve sosyal hakları yok.
»Görevde yükselme yok. İşe yeni girenle, 20 yıl çalışan arasında maaş farkı yok.
»Tayin hakkı yok. Aile yardımı yok.
»AKP’nin “eşit işe eşit ücret” yalanı sonrasında az olan maaşları daha da düşürülmüştür.
»Fazla mesai ödemesi ek ödeme yok. Sözleşmesi feshedilenlere kıdem ve ihbar tazminatı ödenmiyor.
»Keyfi olarak 657’nin disiplin hükümlerince yazılı veya sözlü uyarı veriliyor. Fakat savunmanızın 657’ye göre yapılması engelleniyor.
»Haberiniz olmadan hafta sonu fazla mesai yazılabiliyor. “habersiz işe gelmediğiniz…” gerekçesiyle savunmanız istenebiliyor.
»Mobbing uygulaması yaygın olarak sürdürülmektedir.
»İş güvencesi yok.
»20 yıl çalışıp emekli olan 4-c’liler olmasına rağmen mevsimsel veya dönemsel personel olarak görünüp “geçiciymiş” muamelesine maruz bırakılırlar.

4/C’li TÜİK EMEKÇİLERİNİN BAZI TALEPLERİ
»4/C uygulamasının sona erdirilip tüm mevcut 4-c’lilerin kadroya alınması
»Çalışma koşullarının düzenlenip insanca yaşayabilir duruma getirilmesi.
»Özlük ve sosyal hakların, tayin hakkının verilmesi
»Kıdem ve ihbar tazminatların ödenmesi.
»Eşit işe eşit ücret verilmesi.
»Keyfi biçimde uygulanan cezalara son verilip yasal düzenlemelerin yapılması.
»İş güvencesinin sağlanması.

“Köleler, özgür olmak isteyenlerden nefret ederler.”
[Ulrike Meinhof]

AKP politikalarının güvencesiz çalıştırmayı yaygınlaştırması sonucunda 46000 kişi 4/C statüsünde çalışmaktadır. Bu rakam önümüzde ki dönemde özelleştirilecek kurumlardan gelenlerle beraber yüz binleri bulacaktır. Bu yüzden TÜİK emekçilerinin yaşadığı sorunlar, yarın sizlerin de sorunu olacaktır. Kölelik düzeninin yasal dayanağı 4/C ‘ye karşı ilk tepkiyi verecek olanlar yine 4/C ‘liler olmalıdır. Ama maalesef politik sebeplerden veya iş güvencesinden dolayı 4/C ‘ye karşı olmayan, hükümetin bu uygulamalarını doğrulayan “Truva atları” sayesinde mücadele hep eksik kalmaktadır. Mücadele edenlerin karşısına yine kendisi gibi güvencesiz çalışanlar çıkmaktadır-çıkarılmaktadır.
Mücadele edenlerin her zaman kazanamadığı ama kazananların daima mücadele edenler olduğu unutulmamalıdır. Bizler, Tüik’de 4/C’Lİ, sağlıkta 4/b’li, üniversitede 50/d’li, eğitimde ücretli, fabrikada sigortasız, evde işsiz, hastanede taşeron, tersanede ve madende can güvenliği olmayan emekçileriz… Bizler, kamuda ve özelde çalışan güvencesiz çalışanlarız… Bizler, geçici ve sözleşmeli çalıştırılmaya zorlanılanlarız… Bizler, yarı sendikalı, yarı sendikasız mücadele etmeye çalışanlarız…
Bizler, her an işten atılma tehdidi yaşayan güvencesizleriz…
Sayımız maalesef her geçen gün artıyor. Umudu karartmadan mücadeleyi büyütmeyi yeğliyoruz…
Güvencesizliğe karşı örgütlü-dayanışmacı mücadeleyi savunuyoruz. (Bir Gün)

You may also like...