Köle İşçi, Köle Memur dönemi

Türk Büro-Sen genel başkanı Fahrettin YOKUŞ’un sendikanın resmi internet sitesinde yayınlanan makalesi.

Çalışma hayatındaki gelişmeleri şaşkınlıkla izliyoruz. Hükümetin 7 yıldır hayata geçirdiği ve geçirmek için uğraştığı düzenlemelerin hiçbir literatürde yeri yok, örneği yok. Ne işlerine geldiğinde dört elle sarıldıkları AB normlarında ne de temel insan hakları ve çalışma hayatı normlarında olmayan uygulamalar.

İnsana olan sevgi ve saygının bittiği, köleleşmeye doğru gidildiği bir süreci yaşıyoruz. Ne yazık ki yaşananlar ciddi manada ülke gündemine taşınamıyor. Taşınamadığı gibi kamuoyunca da tartışılamıyor. Sermaye grupları ile iktidar el ele vermiş emeğin sömürülmesi için her şeyi yapıyorlar.

İşte bazı örnekler;
Hükümet iş başına geldiği günden beri Kamu Yönetimi Reformunu, Kamu Personel Reformunu gündemden düşürmüyor. Güya kanunun yeniden yapılandırması için çeşitli kölelik yasaları çıkartıyor. Anayasa Mahkemesinden dönen yasaları, ayrı ayrı kurum yasalarına ekleyerek hayata geçiriyor. Sosyal Devlet yerine “Tüccar Devlet” anlayışını kamuoyuna yerleştirmeye çalışıyor. Bunun Baş Mimarı da Eski Başbakanlık Müsteşarı yeni Çalışma Bakanı Ömer Dinçer. Profesörlüğü sabıkalı bakan… Hedefte önce memurlar vardı. Bunların güvenceleri ortadan kaldırılmalıydı. Sözleşmeli olmalıydılar. İstedikleri zaman iktidar bu memurları kulağından tutarak sokağa atabilmeliydi. Memurların istihdamında 2 ayrı yöntemi hayata geçirdiler. 657 sayılı Devlet Personel Kanunun 4-B VE 4-C maddeleri doğrultusunda… 4-B sözleşmeli güvencesi olamayan tayin nakil hakkı olmayan memur; 4-C’li özelleştirmelerden dolayı işini kaybedip tekrar yılda 10 ay çalıştırılanlar, bazı kurumlarda geçici istihdam edilenler. Fazla mesai ücreti verilmeden, hastalık raporu bile ücretinden kesilen köleler. Bunla yetinmeyen iktidar, 7 yılda kamu kurumlarının, başta “güvenlik” olmak üzere “temizlik”, “yemek” gibi pek çok hizmetlerini özelleştirerek, taşeron firmalara devretti. Burada da On binlerce insanımız asgari ücretle ve hatta asgari ücretin altında çoğu zaman sigortasız köle gibi çalıştırılıyorlar düşüne biliyor musunuz? Aynı kamu kurumunda kamu hizmeti veren ve 4 ayrı gurupta iş üreten çalışanlarımızın maaşları farklı, statüleri ayrı, çalışma süreleri farklı. Yani sınıflara ayrılmış emekçiler…

Kamuda iş barışını bozan, verimliliği düşüren en temel insan haklarını ve çalışma haklarını vatandaşlarına çok gören zihniyet şimdide işçilere gözünü dikti, emek düşmanları. Önce bölgesel asgari ücret diyerek, ortaya bir şey attılar, “efendim her bölgede farklı asgari ücret verilmeli”, dediler. Aynı emeği harcayacaksınız ama illere göre farklı ücret alacaksınız… Şimdi de “Kiralık İşçilik” başlıyor. Yüzyıllar önce dünyanın pek çok yerinde olan “ kölelik sistemi” getiriliyor. Taşeron şirketle işçi toplayacak, ticari işletmelere ve ya fabrikalara bunları pazarlayacaklar. İşçinin emeği, alın teri ve onuru üzerinden rant elde edecekler.

Bu anlayış ne insanlığa ne Müslümanlığa sığar. Devleti yönetmek böyle olmaz. İnsanları aşağılayarak, ekmek, aş vermek ancak totaliter rejimlerde vardır. Bu teşebbüslerden derhal vazgeçilmelidir. Bu uygulamalarla, bütün dünyaya rezil oluyorsunuz. Milletlerarası Çalışma Örgütü (İLO), Türkiye’yi izlemeye aldı. Teknik yardıma ihtiyacı olan ülkeler kategorisine koydu. Çok yakında Kamboçya, Sirilanka gibi ülkelerin yer aldığı “Kara Liste” ye koyulacağız. İnsan onuruyla oynayanlar, insanları köleleştirecek yasal düzenlemeler, yapanlar bizim inancımıza göre zalimlerdir. Zulüm hiç bir zaman payidar olmamıştır. Zalimler, bu güne kadar tarihin sayfalarına kara birer leke olarak düşmüşlerdir. Tarihe emek düşmanı olarak geçeceksiniz. Sizi Türk milleti affetmeyecektir.

You may also like...