MALİYE BAKANLIĞINA
Bilindiği gibi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “İstihdam Şekilleri” başlığını taşıyan 4.maddesinde; Kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin (C) fıkrasında geçici personelle ilgili olarak; “Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığının ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir.” hükmü yer almaktadır. Danıştay 10.Dairesinin 2004/9181 E. ve 2007/3732 K. Sayılı kararında da; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4.maddesindeki işçiler dışında belirtilen memur, sözleşmeli personel ve geçici personelin 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu kapsamında bulunduğu yönünde hüküm tesis edilmiştir. Söz konusu kararda özetle:” 4688 sayılı Yasanın “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde hangi kamu görevlilerinin anılan Yasa kapsamında olduğu açıkça belirtilmiş olup, 4688 sayılı Yasanın anılan madde hükmünde belirtilen kurum ve kuruluşlarda işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, 657 sayılı Yasanın 4.maddesindeki işçiler dışında belirtilen memur, sözleşmeli personel ve geçici personelin de 4688 sayılı Yasa kapsamında olduğu tartışmasızdır. Kaldı ki, 4688 sayılı Yasanın 3.maddesinde kamu görevlisi, kamu kurum ve kuruluşlarının işçi statüsü dışındaki bir kadro veya sözleşmeli pozisyonunda çalışan, adaylık veya deneme süresini tamamlamış kamu görevlileri olarak tanımlanarak, Yasanın kapsamına yönelik, işçi statüsünde olanlar haricinde kamu görevlileri hakkında bir istisnaya yer verilmemiştir.” denilmektedir.
Anayasamızın 128.maddesinde:” Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.” hükmü yer almaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/C maddesine tabi geçici personelin yapmış oldukları işler, aldıkları görev ve sorumluluklar ve yargılanma usulleri değerlendirildiğinde söz konusu personelin asli kamu hizmeti gördükleri, yaptıkları işlerin süreklilik arz ettiği ve Anayasal bağlamda kamu görevlisi olduğu açıktır.
Anayasamızın 10.maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade edildiği gibi Anayasanın yukarıda belirtilen hükmünde öngörülen eşitlik ilkesi, aynı hukuki durumda bulunan kişilere hukuk kurallarının aynı şekilde uygulanması anlamını taşımakta olup, Devlet organları ve idarenin statü hukuku çerçevesinde görev yapan kamu görevlileriyle ilgili düzenlemelerde de bu ilkeye uygun davranması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.Nitekim Anayasa Mahkemesinin 22.12.1988 tarih ve 1988/5 E., 1988/55 K. Sayılı kararında; “Eşitlik ilkesiyle güdülen amaç, aynı koşullar içinde bulunan özdeş nitelikteki durumların yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamaktadır. Ancak, aynı işi yapan ve aynı sorumlulukları taşıyan ve kamu hukuku ilişkisi içinde çalışan kişilerin aynı statü içinde bulunmaları gerekirken, bunların ayrı statülerde ve çok farklı ücretlerde çalıştırılmalarında isabet bulunmamaktadır. Bu durum Anayasanın 10.maddesine aykırılık oluşturacaktır.” yönünde tespitte bulunulmaktadır.
Yine, Çalışma ve Meslek Bakımından Ayrımcılığa İlişkin 111 No’lu Uluslararası Sözleşmenin 1. maddesinde ise; “Bu sözleşme bakımından Ayrımcılık terimi; ulusal ya da toplumsal köken üzerinde yapılan ve çalışma ve meslek bakımından fırsat ve davranış eşitliğini ortadan kaldıran ya da zedeleyen herhangi bir ayırım, dışlama ya da yeğlemeyi içerir” hükmü yer almaktadır.
Kamuoyunda Torba yasa olarak adlandırılan 6111 sayılı yasanın118/ ek 8. maddesi; “Ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri gibi kısmi zamanlı çalışan sözleşmeli personel hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatları ile döner sermaye işletmelerinde sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilenlerden aile yardımı ödeneğinden veya başka bir ad altında da olsa aynı amaçla yapılan herhangi bir ödemeden yararlanamayanlara, Devlet memurlarına verilen aile yardımı ödeneği, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın aynı usul ve esaslar çerçevesinde ödenir.”Şeklinde düzenlenmiştir. Belirtilen düzenlemenin aile yardım ödeneği gibi sosyal yanı da ağır basan bir ödeme bakımından ayrım yaratmaması asıldır.
Yukarıda, yasal, anayasal ve uluslararası sözleşmelerde belirtilen gerekçelerle 6111 sayılı yasanın 118/ek-8 maddesi ile düzenlenen aile yardımı ödeneğinden 657 sayılı yasanın 4/c maddesi kapsamındaki personelinde yararlandırılması hususunda tarafımıza yazılı olarak bilgi verilmesini arz ve talep ederiz.
Fahrettin YOKUŞ Bircan AKYILDIZ
Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Genel Başkan
Arama Terimleri
- 4688 sayılı yasa statü hukuku
