Kalaycı: “4/C mağdurları yine boynu bükük bırakılmıştır”

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı “Taşeronlaşmayı her alana sokan AKP zihniyetidir, taşeron işçilerin emeğini sömüren AKP Hükûmetidir, ekmeğini çalan AKP Hükûmetidir, taşeron işçilerin hakkını gasp eden AKP Hükûmetidir, taşeron işçilerini süründüren AKP Hükûmetidir” dedi.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da taşeron işçiliğin çalışma hayatının en önemli sorunu haline geldiğini öne sürerek “Taşeron işçiler aşağılanmakta küçümsenmekte, ezilmektedir. AKP hükümetine soruyorum: Bu uygulamanın hangi kitapta yeri vardır. Bu yapılanlar insanlığa sığar mı? Taşeron işçiler kendilerine olan saygılarını yitirmişlerdir” dedi.

Kalaycı’nın 2914 Bütçe Kanun Tasarısı görüşmelerinde 4-C, Taşeron İşçiler, Vekil İmamlar, Asgari Ücret, Staş Mağdurları ve Emekliler hakkında Milliyetçi Hareket Partisi adına yapmış olduğu konuşma şu şekilde:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Çalışma hayatıyla ilgili çözüm bekleyen birçok sorun bulunmaktadır. Ancak, her geçen gün daha da yaygınlaşan taşeron işçilik, çalışma hayatının en temel sorunu hâline gelmiştir. İnsan onuruna yaraşır, düzgün işlerin sunulması esas olması gerekirken evrensel normlardan uzak kalınarak kâr mantığıyla fazla çalıştırılan, ancak karşılığı ödenmeyen, bir nevi kölelik sistemini andıran taşeronlaşma kabul edilemez bir durumdur. Türkiye’de 1 milyondan fazla işçi alt işveren yani taşeron işçi statüsünde çalışmaktadır. Bunun yaklaşık 600 bini kamu kurumlarında çalıştırılmaktadır. Taşeron işçilerin yıllık ücretli izni yok, fazla mesai ücreti yok, döner sermayesi yok, ek ödemesi yok, banka promosyonu yok, kıdem tazminatı yok, iş güvencesi yok, iş garantisi yok, örgütlenme hakkı yok, sendikal hakları yok. Üstüne üstlük, taşeron işçiler aşağılanmakta, taşeron işçiler küçümsenmekte, taşeron işçiler ezilmektedir. AKP Hükûmetine soruyorum: Bu uygulamanın hangi kitapta yeri vardır? Bu yapılanlar insanlığa sığar mı? Nerede insanlık, nerede insan hakları? Hangi çağda yaşıyoruz? Taşeron işçilerin kendine inancı kalmamıştır, kendilerine olan saygılarını yitirmişlerdir, anlayın artık. Taşeron işçiler köle muamelesinden bıktı. Taşeron işçilerin her geçen gün artan sorunları artık çözüme kavuşturulmalı, çalışma şartları ve ücretleri acilen iyileştirilmelidir. Taşeron işçiler yıllarca çalışmalarına rağmen maaşları genelde asgari ücret düzeyinde kalmaktadır. Ayrıca, maaşları düzenli verilmemekte, hakları gasp edilmektedir.

Bakınız, Sayıştay, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 yılı Denetim Raporu’nda ne diyor: Taşeron işçilerin ücretleri gecikmeli ödeniyor. Sözleşme gereği ödenmesi gereken yemek, yol ve benzeri nitelikteki ödemeler ya hiç ödenmiyor ya da eksik ödeniyor. AKP Hükûmeti de sözleşmedeki cezaları uygulamıyor yani bu sömürüye, bu soyguna göz yumuyor. Zaten taşeronlaşmayı her alana sokan AKP zihniyetidir, taşeron işçilerin emeğini sömüren AKP Hükûmetidir, ekmeğini çalan AKP Hükûmetidir, taşeron işçilerin hakkını gasp eden AKP Hükûmetidir, taşeron işçilerini süründüren AKP Hükûmetidir. Taşeron işçiler tazminata hak kazanmasın diye işten çıkmış gibi gösterilip bir-iki gün sonra tekrar işe alınmış gibi gösterilmektedir. Bu muvazaalı yöntemle yıllarca çalışan işçinin tek kuruş kıdem tazminatı birikmemektedir. AKP Hükûmeti, Sayın Bakan bunu bilmiyor mu? Bal gibi biliyor. Çünkü bu muvazaayı ve bu hileyi yapan kendileridir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı şimdi kalkmış taşeron işçiler konusunda kamunun yanlış politika izlediğini söylüyor. Hayrola Sayın Bakan? Kamuyu kim yönetiyor? On bir yıldır yan gelip yattınız, şimdi yaptığınız zulmü itiraf ediyor, AKP Hükûmetinin yanlış politika izlediğini söylüyorsunuz. Ama bu işte bir tuhaflık var. Bu insaf yoksunu, merhamet fukarası AKP Hükûmetine ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına bir hâller oldu. Birden işçileri düşünür oldular. Taşeron işçilere haklar verilmesinden bahsediyorlar. Ne oldu acaba, başlarına taş mı düştü?

Evet, Hükûmetin başına taş değil ama yargı kararları düştü. Mahkeme Karayollarında çalışan taşeron işçilerinin Karayollarının asli işçisi olduğu hükmüne varmıştır. Yargıtay da bu kararı onaylamıştır.

Ayrıca, diğer pek çok kamu kurumundaki taşeron işçiler için de benzer kararlar verilmiştir. Hâlen 9 bin civarında taşeron işçisi açtığı davayı kazanmıştır. Gerisi de geliyor.

Tabii, AKP Hükûmetinin paçası tutuştu. Şimdiden 2,5 milyar lirayı aşan tazminatlar daha da büyük boyutlara ulaşacak. Kara vicdanlı AKP zihniyetinin birdenbire taşeron işçilerin haklarını akıl etmesinin, bu uygulamanın yanlışlığından söz etmesinin nedeni budur. AKP yandaş meydanın da desteğiyle bu sorunu çözüyormuş izlemini verme peşindedir. Bu konudaki gerçek niyeti asla işçinin hakkını vermek değildir. Taşeron işçilere bir şeyler veriyormuş gibi yaparak işçilerin kıdem tazminatının üstüne yatmaya, yargı kararlarını sümen altı etmeye ve yeni davalar açılmasını engellemeye çalışan AKP bununla ilgili düşüncelerini de halka müjde diye duyurmaktadır.

Kamuoyunu oyalama konusunda da Çalışma Bakanına görev verilmiş. Sayın Bakan da bu görevini iyi yapıyor. Aylardır hep aynı nakaratları söylüyor, hep son bir toplantı daha diyor. Ortada bir taslak metin dahi yok. Çalışma Bakanının şu sözlerine bir bakın: “Taşeron işçi sorununu çözmeye çalışırken karşımıza mahkeme kararları çıkıyor, bir orta yolla bunu çözmemiz gerekir.” diyor. Sayın Bakan, kendinizi akıllı, taşeron işçilerini saf ve ahmak yerine koymayın. Neyin orta yolu? Ortada yargı kararları vardır, bunun orta yolu, yan yolu, tali yolu yoktur. Siz hak nedir bilmez misiniz, siz hukuk nedir bilmez misiniz, siz yargı kararları nedir bilmez misiniz? Mahkeme kararlarını neden uygulamıyorsunuz? Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olduğunu kabul ediyorsanız sizin yapacağınız tek iş, yargı kararlarını uygulamaktır. Taşeron işçilerin kıdem tazminatı haklarına halel getirmeden onları kadroya atamanız gerekmektedir.

Şimdi de duyuyoruz ki davaları kazanmış taşeron işçileri oyuna getirilmek istenmektedir. Tazminat alacaklarından vazgeçme koşuluyla kadroya alınmaları için dilekçe vermeleri istenmektedir. Taşeron işçileri bu oyuna gelmemeli, bu tuzağa düşmemelidir, dava yoluyla kazandıkları haklarından vazgeçmemelidir. Yargı kararlarının uygulanmaması suçtur. Davayı kazanmış işçilerin hâlen taşeron işçisi olarak çalıştırılması suçtur. AKP Hükûmeti iki yıldır yargı kararlarını çiğnemekte, açıkça suç işlemektedir. Taşeron işçilerin hakları derhâl verilmeli ve kadroya alınmalıdır.

Milliyetçi Hareket Partisinin devletin asli ve sürekli hizmetlerinde çalıştırılan taşeron işçilere kadro verilmesini öngören kanun teklifi maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alınmamaktadır. Anlaşılan o ki taşeron işçilere kadro gelmesi için AKP’nin gitmesi lazım.

Değerli milletvekilleri, asgari ücret bugün milyonlarca kişinin tek gelir kaynağıdır. Asgari ücretli geçinemiyor, taşeron işçiler geçinemiyor, aldıkları parayla nasıl geçinsinler ki? Her yıl arttırılan dolaylı vergilerle ve yapılan zamlarla çalışanlara zulüm yapan AKP’nin asgari ücrete öngördüğü zamma bakın, günlük sadece yarım simit parası. AKP zihniyeti asgari ücretlileri çağdaş köleler olarak görmektedir. Bugünkü asgari ücret sefalet ücretidir. Asgari ücret, çalışanlara ailesiyle birlikte insanlık onuruna uygun bir yaşayış sağlayabilecek düzeyde olmalıdır. Asgari ücret işçinin emeğinin karşılığı olmalıdır, asgari ücretten vergi alınmamalıdır, asgari ücret mutlaka açlık sınırının üzerinde olmalıdır. Asgari ücretliler, taşeron işçileri, ücretli çalışanlar şiddetli geçim sıkıntısı nedeniyle borç batağına girmiştir. Merkez Bankası raporlarına göre, tüketici kredisi kullananların yüzde 50,8 ücretli çalışanlar olup tüketici kredisi miktarının yüzde 55,6’sı bunlara aittir. Yine, tüketici kredisi kullananların yüzde 33’ünü 1.000 lira ve altında geliri bulunanlar oluşturmaktadır. AKP Hükûmetinin asgari ücretlileri, memurları, işçileri, emeklileri, dar ve sabit gelirlileri nasıl borçlu hâle getirdiğini, nasıl süründürdüğünü bu rakamlar göstermektedir.

Emeklilerimizin de yıllarca hizmet verdikten sonra geçim kaygısı duymadan, onuruna yaraşır bir hayat sürmesini temin etmek devletin önemli ve öncelikli görevlerinden biridir ancak emeklilerin tamamına yakını açlık sınırının altında aylık almaktadır. Emeklilerin enflasyona ezdirilmediği söylense de halkın gerçek enflasyonunu yansıtan gıda, kira, ulaşım, su, elektrik ve gaz gibi kalemler açısından değerlendirme yapıldığında durumun söylendiği gibi olmadığı anlaşılacaktır. TÜİK neden asgari geçim endeksini hesaplamıyor? Memur emekli aylıklarının artışı toplu sözleşmeyle memur maaşlarında yapılan artışa göre belirlenmektedir. 2014 yılında memur taban aylığında brüt 175 lira artış öngörülmüştür. Bu durumda, memur emekli aylığında, aylık bağlama oranına göre değişik olmak üzere yıllık ortalama 140 lira civarında artış söz konusu olacaktır.

SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarının ise 2014 yılı Ocak ve Temmuz aylarında, sırasıyla, yüzde 2,85 ve yüzde 2,36 oranında artırılması öngörülmüştür.

Görüldüğü üzere, Hükûmet, memur emeklilerine yaklaşık yüzde 11 zam verirken, SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarında hedeflenen enflasyon oranında yüzde 5,3 artış öngörmektedir.

AKP Hükûmeti, emeklilere maaş artışı yerine harçlık vermektedir, harçlık verirken de emekliler arasında ayrımcılık yapmaktadır. Bu çifte standarda, bu ikili uygulamaya son verilmeli ve emeklilere bir bütün olarak bakılmalıdır

Emekliler, banka promosyonu alabilmek için yedi yıldır mücadele vermektedir ancak AKP Hükûmeti, bunu bile becerememiştir. Emekliler, üvey evlat muamelesi görmektedir.

Sayın Bakan, SGK, yıllık 120 katrilyon lirayı aşan emekli aylıkları ödüyor. Bu ödemeleri yapan bankalardan emeklilere neden promosyon alınamıyor?

AKP Hükûmeti, emeklileri sürekli hayal kırıklığına uğratmıştır. Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğini gidereceğini vadetmesine karşın yerine getirmemiştir. İntibak düzenlemesi olarak takdim edilen Kanun’la sadece 2000 öncesi SSK emeklileri için kısmi iyileştirme yapılmıştır. 2000 ve sonrası emekli olanların aylıklarındaki eşitsizlik görmezden gelinmiştir. BAĞ-KUR emeklilerinin mağduriyeti hiç dikkate alınmamıştır. Emeklilere boş yere yalan söylemeyin, bu şekilde ancak kendinizi kandırabilirsiniz.

Kamu Denetçiliği Kurumu dâhi 2000 sonrası emekliler için intibak yapılması gerektiği konusunda tavsiye kararı almıştır ancak Hükûmet, bunu da kabul etmemiştir. Emekli aylıklarını yüksek gören AKP Hükûmetinden zaten başka ne beklenir! Emekli aylıklarındaki refah payını yüzde 100’den yüzde 30’a düşüren, 2008 yılından sonraki hizmetler için bugünkü aylıkların yarısı kadar emekli aylığı bağlanmasını içeren kanunu çıkaran AKP Hükûmetidir. Bu kanunla yapılan düzenlemeden dolayı, 2008 yılından sonraki hizmetler için eskisine nazaran çok düşük emekli aylığı bağlanmaktadır. Bu nedenle, eski ve yeni emeklilerin aylıkları arasındaki fark her geçen yıl artmakta olup giderek uçurum oluşacağı açıktır. Dolayısıyla, emekli aylıkları arasındaki eşitsizliğin daniskasını AKP Hükûmeti yapmıştır.

AKP Hükûmeti, emeklinin aldığı aylıkla nasıl geçinebileceğini hiç düşünmemektedir, umurunda bile değildir. Emeklilerimizi yoksulluğa mahkûm etmiş, bir torba kömüre, bir paket makarnaya muhtaç hâle getirmiştir.

Türkiye İşçi Emeklileri Derneğinin 47 ilde 4.362 emekli üzerinde yaptığı araştırmaya göre “Mutlu bir hayat sürdürebildiğinize inanıyor musunuz?” sorusuna emeklilerin yüzde 95,6’sı “Hayır.” cevabını vermiştir. İşsiz çocuğu olan emeklilerin oranı yüzde 60,5 çıkmıştır. Emeklinin aldığı aylık kendine yetmezken bir de işsiz çocuğuna bakmakla karşı karşıya kalmıştır.

Emekli aldığı aylıkla geçinememektedir; birçoğu borç batağına girmiş, şiddetli geçim sıkıntısı çekmektedir. Emekliye güya sağlık harcamaları ücretsiz deniyor ama emekli daha ilacını almadan hapı yutmaktadır. Muayene parası, fark ücreti, katılma payı, reçete parası, kutu parası, ilaç fark parası diyerek yapılan kesintilerle emeklimizin maaşı kuşa çevrilmektedir.

Bir de çalışan emekli esnafa “Niye çalışıyorsun?” diye borç çıkarılmakta, emekli aylığından prim kesilmektedir. Sayın Başbakan ve bakanlar emekli aylıklarını şöyle artırdık, böyle artırdık derken de yapılan bu kesintileri hiç hesaba katmamaktadır. Ondan sonra “Enflasyona ezdirmedik.” masalları… AKP zihniyetinin masalı bile zamlı anlattığını göstermektedir.

Emeklilerin aylıkları geçimlerini sağlayabileceği düzeyde artırılmalı, sağlık hizmetlerine alınan bazı katılma payları ve emekli aylığından yapılan prim kesintileri kaldırılmalıdır.

AKP Hükûmeti emekli esnaf ve sanatkâra zulüm yapmaktadır. “Sen emekli oldun, niye çalışıyorsun?” ya da “İş yerini niye kapatmadın?” diye esnafın emekli maaşının yüzde 15’ine el koymaktadır. İş yeri açan, katma değer yaratan, gençlere iş imkânı sunan esnaf, ödüllendirilmesi gerekirken cezalandırılmaktadır. Emekli esnafımız isyan ediyor ama AKP Hükûmetinin umurunda bile değil. Emekli esnafımız on yıla varan birikmiş borçları nasıl ödeyeceklerini kara kara düşünüyor.

Bakın, bir taksici arkadaşımız diyor ki: “Bir trafik cezasında bizi on beş günde bulan Hükûmet, yıllardır neredeydi? Yıllar sonra kalkmış bize ‘Emekliyken çalışmışsın.’ diye ödemeyeceğimiz tutarda borç çıkarıyor. Bizi çalıştığımız için cezalandırıyor.”

Sayın Bakan, iş görenlerin, özel hastane patronlarının borçlarını siliyorsunuz da emekli esnafa niye borç çıkarıyorsunuz? Neden esnafın ümüğüne çöküyorsunuz? Sizin adaletiniz bu mudur? Milliyetçi Hareket Partisi olarak esnaf ve sanatkârın emekli aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi uygulamasının kaldırılmasını ve çıkarılmış borçların da silinmesini istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, devlet herkes için eşit hak ve yükümlülükler içeren bir sosyal güvenlik sistemi kurgulamakla yükümlüdür. Ancak, bugün birçok vatandaşımız mağduriyet yaşamaktadır. Emeklilikte yaşa takılan, emeklilikte prim gün sayısına takılan ve emeklilik için staj ve çıraklık süresini saydıramayan, dolayısıyla emeklilikte AKP’ye takılan milyonlarca vatandaşımız eşitlik ve adalet beklemektedir. İşe girdiği tarihte tabi olduğu mevzuata göre emeklilik için gereken sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayılarını tamamlayan emeklilikte yaşa takılanlar haklarını aramakta, mağduriyetlerinin giderilmesini istemektedir. Bir haksızlığın giderilmemesinin, kazanılmış hakların verilmemesinin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Emeklilikte yaşa takılan arkadaşlarımız yine seslerini duyurmaya çalışıyor. Ey Hükûmet! Artık yeter. Bu kadar taş kalpli olmayın. Emeklilikte yaşa takılanların sesini duyun ve artık oyalamayı, kandırmayı bırakın.

Yine, emeklilik için gereken sigortalılık süresi ve yaş şartını tamamlayan ancak prim gün sayısını dolduramayan ve doldurma imkânı da bulunmayan vatandaşlarımız, borçlanma imkânı verilmesini istemektedir. Diğer taraftan, çırak veya stajyer olarak çalışılan sürelerle ilgili hakların sadece kısa vadeli sigorta konuları ile sınırlı tutulması eşitsizliğe ve dolayısıyla mağduriyete neden olmaktadır. Mevcut uygulamada doğum, askerlik, aylıksız izin gibi bazıları hiçbir çalışma ya da sigortalılık olmaksızın geçen süreler borçlanılabilirken fiilen bir çalışmaya ve sigortalılığa dayanan çıraklık ve staj süresinin hizmetten sayılmaması Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Dolayısıyla, emeklilikte yaşı bekleyen, emeklilik için prim gün sayısı yetmeyen, emeklilik için staj ve çıraklık süreleri hizmetten sayılmayan vatandaşlarımızın yaşadığı mağduriyetleri giderecek düzenlemeler mutlaka yapılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, kamuda aynı yerlerde aynı işi yapmalarına rağmen statüleri nedeniyle çalışanlar arasında idari, mali ve sosyal haklar yönünden birçok farklılık bulunmaktadır. Biliyorsunuz, temmuz ayında torba kanunla sözleşmeliler ve vekil Kur’an kursu öğreticileri memur kadrolarına alınmıştır. Ancak AKP zihniyeti bu kanun ile yine en iyi bildiği şeyi, haksızlığı, ayrımcılığı, eşitsizliği ve adaletsizliği yapmış ve bazı kamu çalışanlarını mağdur etmiştir. Bu kanunla vekil ebe, hemşireler, aile sağlığı çalışanları hayal kırıklığına uğratılmıştır. Vekil imamların ve vekil müezzinlerin sevinci kursağında bırakılmıştır. Rehber ve usta öğreticiler ile ücretli öğretmenler görmezden gelinmiştir. Başta belediyelerde işçi kadrolarında çalıştırılan mimar, mühendis ve teknikerler ile üniversite mezunlarının memur olabilme umutları boşa çıkarılmıştır. 4/C mağdurları yine boynu bükük bırakılmıştır. Bazı mali ve sosyal haklardan mahrum çalıştırılan 4/C’li personelin maaşları emsallerine göre son derece düşüktür. Kamuda çalışanlar arasında en kısıtlı haklara sahip olan 4/C’lilere AKP zihniyeti âdeta düşman gözüyle bakmaktadır. Geçici ve mevsimlik işçiler yine göz ardı edilmiştir. Başta şeker ve çay fabrikalarında olmak üzere yıllardır geçici veya mevsimlik işçi olarak çalışanlar kadroya alınmamıştır.

Bütçelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum, teşekkür ederim. (Etik Haber)

You may also like...

  • Mehmet Güven

    Niye boynu bükük olalım kadro vermiyorlar mı yoksa, ne yapalım alıştık boynu bükük gezmeye…

  • ismail ağyar

    BİZİM BOYNUMUZUN BÜKÜLMESİNİN MÜSEBBİPLERİNİN VİCDANLARI RAHAT OLACAKMI TABİİ VARSA ÇOCUKLARIMIZI OKUTAMAYACAKSAK MAAŞIMIZ YETMİYORSA BUNUN SUÇU BİZİMMİ AİLELER AYRILMASIN DİYE FORMÜLLER ARANIYOR MAAŞ YETMİYORSA NEYİN FORMÜLÜ ARANIYOR LAFLA KARIN DOYURMAYA ÇALIŞILIYOR AMA LAFLA KARIN DOYMAZ AİLENİN GEÇİMİ SAĞLANMAZ TÜM YETKİLİLER GÜZEL KONUŞMAKLA KİMSEYİ HİPNOTİZE EDEMEZSSİNİZ AİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ TENHADA DÖKÜLEN GÖZYAŞLARI BU MAĞDURİYETE SEBEP OLANLARI KAHREDER ALLAH RIZASI İÇİN ALEM ALDATMAKSA MAKSAT ALDANAN YOK NAFİLE 4/C PERSONELLERİNE İYİLEŞTİRME YAPILMIŞ EVET BUNUN GURUR DUYULACAK BİR YANI YOK BİRDE BİZDEN ALINAN SOSYAL HAKLARI KONUŞUN BAKİM DEVLET ALAN ELMİ VEREN ELMİ SOSYAL ADALET SOSYAL DEVLET İNSAN MERKEZLİ SİYASETİN 4/C PERSONELLERİ TAŞERON İŞÇİLERİ NERESİNDELER KİMSENİN ZORUNA GİTMESİN CANI YANAN ELBETTE FERYAT EDER AMA ALLAH KİMSEYİ HİSSİZ ETMESİN BU DURUMA SEYİRCİ KALIPTA AVUTUCU KONUŞMALAR YAPARAK KİMSENİN MAĞDURİYETLERİ GİDERİLEMEZ ŞU CİHANDA ALLAH TAN ADALETLİ KİM OLABİLİR MEVCUDAT NEYİN HÜRMETİNE AYAKTA DURUYOR ZULÜMLE ABAD OLUNMAZ ZULÜMLE ABAD OLANIN AHİRİ BERBAT OLUR.

  • furkan

    Ismail arkadasim sana katiliyorum ama onumuzde secim var ve ozellikle buyuk sehirlerde buyuk bir pasta var ortada bazi haklar verilecektir bu sene kanimcaaaa

  • mustafa

    BOYNU BÜKÜK BIRAKAN BİRGÜNDE BOYNU BÜKÜK KALIR MUHAKKAK.