Hem ağızdan çıkan söz hem de kalemden çıkan imzaya dönüşmüştür

Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) toplantısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu başkanlığında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda gerçekleştirildi.

Toplantıda Memur-Sen’in talep, önerilerini dile getiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Temel Ücretler Grubu Konusu ve Havacılık Tazminatı konusunda olumlu cümle bekliyoruz” dedi. Yalçın’ın açıklamasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “KİT’lerde sözleşmeli personel ücret gruplarının 5’ten 3’e indirilmesi konusu EKK’da karar aşamasında” olduğunu ifade etti. Yalçın’ın gündeme getirdiği Havacılık Tazminatı hakkında ise Bakan Müzezzinoğlu, “1-2 ayın içinde bu süreci yine buradaki değerlendirmeler çerçevesinde çözüme ulaştırmış olacağız” dedi.

Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) toplantısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu başkanlığında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda gerçekleştirildi. Toplantıda Memur-Sen’in talep, önerilerini dile getiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Temel Ücretler Grubu Konusu ve Havacılık Tazminatı konusunda olumlu cümle bekliyoruz” dedi.
Yalçın’ın açıklamasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ise, “KİT’lerde sözleşmeli personel ücret gruplarının 5’ten 3’e indirilmesi konusu EKK’da karar aşamasında” olduğunu ifade etti. Yalçın’ın gündeme getirdiği Havacılık Tazminatı hakkında ise Bakan Müzezzinoğlu, “1-2 ayın içinde bu süreci yine buradaki değerlendirmeler çerçevesinde çözüme ulaştırmış olacağız” şeklinde konuştu.

Yetkililer Dışında Toplu Sözleşme Masasında Kimse Olmamalı

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Kamu görevlileri sendikacılığı alanında gerek 4688 sayılı Kanun kapsamında gerekse uygulama ve toplu sözleşme masası dışındaki platformlar kapsamında, yıllardır ifade ettiğimiz bazı eksikliklerin gündeme alınıp giderilmesi gerekiyor. Beraberinde, toplu sözleme masasında yer alacak öznelere, örgütlere ilişkin olarak “yetki” kavramıyla örtüşmeyen durumların sona erdirilmesi gerekiyor. Yetkisi olmayanının masada, görüşmelerde olmaması noktasında hem evrensel hem de ülkemizde işçi sendikacılığında uygulanan doğruların hayata geçirilmesi gerekiyor” dedi.

Başarı Değerlendirme Ve Personel Seçme Çalıştaylarından Önce 4688 Sayılı Kanun Masaya Yatırılmalıydı

Konuşmasında dayanışma aidatına değinen Yalçın, “Kamu personel sistemine yönelik başarı değerlendirme ve seçme sistemlerine ilişkin konular, talebimiz olmadığı hatta çekincelerimiz bulunduğu halde gündeme alan, konuyu farklı zamanlar ve mecralarda değerlendiren iradenin yetki konusu, toplu sözleşme masasında temsil konusu ve dayanışma aidatı gibi konular önceliğinde yıllardır dile getirdiğimiz sendikal mevzuata ilişkin beklentileri ve değişim taleplerini masadan ve gündemden uzak tutmasına nasıl bakmalıyız. Anayasa değişikliğiyle çift başlı yürütmeden tek başlı yürütmeye geçilmesinin arafesinde olduğumuz bir süreci yaşıyoruz. Bu değişikliği haklı ve makul gösterecek birçok gerekçeye biz de katılıyor ve buna bağlı olarak da değişiklik paketine Evet dediğimizi ifade ediyoruz. Yürütme erkinde bile çok başlılıktan, bunun ortaya koyduğu sorunlardan, yetki karmaşasından, yetki ile görsel arasındaki uyumsuzluktan şikayet ederken biz sendikacılık alanında bundan rahatsız olunmamasını anlamakta zorluk çekiyoruz. Biz bu anlamda, toplu sözleşme masasında yetkisi olmayan, hakkı olmayan, imza için kalemi eline almasına imkan bulunmayan hiç kimsenin emek tarafında olmasını istemiyoruz. Bunun için gereken değişikliğin yapılmasını ve 4688 sayılı Kanunun bu kapsamda en kısa sürede masaya yatırılmasını, hem yeni dönemin mentaline hem de sendikacılığın evrensel ilkelerine uyumlu bir toplu sözleşme masası resminin oluşturulmasını istiyoruz. Sahanın, kamu görevlilerinin yetki vermediğine yasayla yetki verilmesi yönteminden, yetkili konfederasyon ve sendikalara dönük vesayet görüntüsünden kurtulmamız gerekiyor. Toplu sözleşme masasında, yetkili konfederasyon ve yetkili sendika dışında hiç kimsenin Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti içerisinde yer almaması gerekiyor. Siyasetin üzerindeki vesayeti kaldıran Türkiye, sendikacılığın , emeğin üzerindeki vesayeti de kaldırmalıdır. 4688 sayılı kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu, bu çerçevede kısa süre içinde değiştirilmelidir” diye konuştu.

Dayanışma Aidatı Uygulaması, Sendikalara Ve Üyelerine Yönelik Haksızlığı Ortadan Kaldırır

Yalçın sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kamu Personeli Danışma Kurulu’nda tartışmaya açılması gereken bir başka konu ise yetkili sendikalar ile üyelerin hukukunu, emeğini, çabalarını değersizleştiren, toplu sözleşmeden herkesin yararlanması durumudur.
Konfederasyonlar ve sendikalar, üyelerinin iradesi ve aidatlarıyla sağladıkları maddi destekle, farkındalık ve kamuoyu desteği üretirler. Yetkinin gereği olan çalışmaları, baskıları, üretimleri de aynı kaynakları kullanarak gerçekleştirirler. Buna rağmen, iş toplu sözleşmeden yararlanmamaya gelince, yetkili sendika üyesi olmanız ya da yetkisiz sendikalara üye olmanız hatta sendika üyesi olup olmamanız arasında bir farklılık gözetilmez. Herkes toplu sözleşmeden yararlanır. Oysa, işçi sendikacılığında durum farklı, İmzası olan sendika, kendisine üye olmayanların toplu sözleşmeden yararlanması için dayanışma aidatı alma hak ve yetkisine sahip. Dayanışma aidatı ödemeden toplu sözleşmeden yararlanma hakkına sadece yetkili sendikanın üyeleri sahip, Diğerleri ise, yetkili sendikanın ayrıca rızasını almadan dayanışma aidatı ödeyerek toplu sözleşmeden yararlanabiliyorlar. Kamu görevlileri sendikacılığında, eşitlik sosuyla sahaya sürülen herkes toplu sözleşmeden yararlanabilir uygulaması var. Bize göre bu eşitlik değil adaletsizliktir. Yetkili sendikayı iradesiyle belirleyen kamu görevlilerine, üyeleri için ter akıtan yetkili sendikanın emeklerine haksızlıktır. Bu açıdan, Türkiye, işçi sendikacılığı ile kamu görevlileri sendikacılığı arasındaki farklılığı, yetkili sendikalara ve üyelerine yapılan haksızlığı gidermek zorundadır. 4688 sayılı Kanunda, dayanışma aidatı uygulamasının yer almasını sağlayacak değişikliği hayata geçirmelidir. ”

Masumlar Göreve iade Edilmeli, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Üyeleri Belirlenmeli

“Türkiye, 15 Temmuz’da FETÖ’nün terörist darbe teşebbüsünün etkilerinden kurtulmak için her mecrada farklı adımlar atıyor” diyen Yalçın, “Şüphesiz, kamuoyu gündeminde en çok yer edinen bölüm, kamu personel sistemine yönelik olanlar. Bilinen ifadesiyle kamudan FETÖ’nün tasfiyesine yönelik KHK’lar, iş ve işlemler. Biz, yetkili konfederasyon olarak kamu personel sisteminde ihanetle teması bulunan hiç kimsenin olmamasını istiyoruz. İhaneti bitiren millete, ihanete yön veren, destek veren ellerin kamu hizmeti sunmasını doğru bulmayız. Fakat, bu noktada FETÖ tasfiyesinin, mazlum ve masumları kamudan tasfiye etme değirmenine dönüşmemesi konusunda hassas olmamız gerektiğini baştan beri söylüyoruz. Gerekçesi ne olursa olsun, ihanet tayfasının içindeymiş gibi görülen/gösterilen masumların göreve iadesine ilişkin iş ve işlemlerin hızla yapılmasını, hiçbir masumun bu ihraç ve uzaklaştırma listelerinde yer almaması için sıfır hatalı işlem konusunda hassas olunmasını istiyoruz. Masum ve mazlumların tespitine, iadesine yönelik iş ve işlemler için oluşturulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun üyeleri halen belirlenmedi. Kurul, halen başvuru alma, faaliyetleriyle masumları belirleme, göreve iade etme, kamu vicdanının beklentilerine uygun işlem tesis etme noktasına gelemedi” şeklinde konuştu.

Yetkili Konfederasyon OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonunda ya Üye ya da Gözlemci Sıfatıyla Temsil Edilmeli

Yalçın sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kurulun üyeleri mutlaka bir an önce belirlenmeli. Yetkili Konfederasyondan mutlaka bu Kurula üye alınmalı en azından bu Kurul’da gözlemci üye sıfatıyla yer alması sağlanmalı. Yetkili Konfederasyon mutlaka bu sürecin içinde hakem sıfatıyla, alanın bilgilerine hakim unsur sıfatıyla, masumların tespitinde sıfır hata amacıyla yer almalı. Türkiye, ihanetin tasfiyesi ile masumların göreve iadesini aynı anda gerçekleştirecek birikime ve bunun için gereken ortak aklı yürütme kapasitesine sahipliğini bu zeminde ortaya koymalıdır. Dördüncü dönem toplu sözleşme sürecinin başlamasına 5 aydan daha kısa bir süre kalmış olmasına rağmen Üçüncü Dönem Toplu Sözleşmede altına imza konulan hükümlerin bir bölümü çözüme kavuşmuş ancak bu hükümlerden bazlılarına ilişkin ÇSGB denetiminde Devlet Personel Başkanlığı’nda yapılan toplantı ve görüşmelere rağmen kamu görevlileri lehine bir çözüme kavuşmadığını görmek bizleri kamu işvereninin konuya yaklaşımı hususunda endişeye sevk etmektedir. Toplu Sözleşmede yer alan üzerinde çalışma yapılacak hükümlerle ilgili olarak, ilgili bakanlıkları, kurum ve kuruluşları, toplu sözleşmenin anayasal bir hak, toplu sözleşmenin de bağlayıcı bir hukuki metin olduğu noktasında ikaz etmede Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızdan tarihi bir sorumluluğu almasını istiyoruz.”

İş Güvencesi konusunda ise Yalçın, “Kamu görevlisi ve işçi ayrımının net bir şekilde yapılmasını, kamu görevlilerine yönelik kesin, esnetilmez, deforme edilmez iş güvencesi perspektifinin ortaya konulmasını yineliyoruz. Kamu görevlilerinin iş güvencesi sadece onlara ait bir güvence ve koruma değildir. Bu güvence kamu hizmetlerinde kalitenin, sürekliğin, etkinliğin ve kamu kaynaklarını doğru şekilde harcamaya dayalı verimliğin garantisidir. Ayrıca, Türkiye’de çalışma hayatının gayri insani tarafını oluşturan taşeron işçiliğine son verecek olan yasal düzenlemenin ortaya konulmasını beklediğimizi ifade ediyoruz” diye konuştu.

Yalçın sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Döviz kurlarındaki değişimler, emtia fiyatlarında ve özellikle de günlük hayatı, üretim bandını doğrudan etkileyen petrol fiyatlarındaki değişimler, kamu görevlilerinin mevcut mali haklarında, maaş ve ücretlerinde, satın alma güçlerinde olumsuz değişimlere neden olmuştur. Bu çerçevede, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını birlikte ve pazarlıkla belirleyeceğimiz dördüncü dönem toplu sözleşmenin gerçekleşeceği 2017 Ağustos’una kadar kamu görevlilerinin bu süreçten olumsuz etkilenmemeleri için gereken tedbirleri birlikte almamız gerekiyor. Aynı şekilde dördüncü dönem toplu sözleşmesinde de kamu görevlilerine bütçeden aktarılacak payın şimdiden Orta Vadeli Mali Plan’da belirlenenden daha yüksek olması için hazırlıkların, kaynak tespitlerinin yapılması gerekiyor.”

Mart 2017 Tarihindeki KPDK Toplantısında Gündeme Taşıdığımız Konular

“3. Dönem Toplu Sözleşmesinde hüküm altına alınan, Memur-Sen’in yoğun uğraş ve gayretleri sonucunda hak ve menfaatin yanında özlük hakkı olarak düzenlenerek kamu görevlilerinin haklı beklentisi olan Cuma namazı mesaiye göre değil, mesai Cuma namazına göre ayarlandı” diyen Yalçın, “KİT’lerde sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilen personelin yıl içinde kullanamadıkları yıllık izinlerinin ertesi yıla devri konusunda çalışma yapılmasına yönelik toplu sözleşme hükmü Memur-Sen’in KPDK toplantılarında defaten gündeme getirişi, farklı platformlar aracılığıyla fiili ve fikri takibini gerçekleştirmesi sayesinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Artık Kamu İktisadi Teşebbüslerindeki sözleşmeli personelin yıllık izinleri bir sonraki yıla devredilebilecek. Memur-Sen’in toplu sözleşme teklifleri arasında yer verdiği, Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantılarında defaten gündeme getirdiği, farklı platformlar aracılığıyla fiili ve fikri takibini gerçekleştirdiği emeklilere maaş promosyonu ödenmesi konusu kazanımla sonuçlandı. Memur-Sen’in toplu sözleşme tekliflerinden KPDK toplantılarına kadar bizatihi gündeme taşıdığı otuz yıldan fazla çalışıp ancak otuz yıl üzerinden emekli ikramiyesi alan emeklilerimize yönelik mağduriyet de giderilerek, emekliliği hak edenlerin çalışılan süre üzerinden emeklilik ikramiyesi almalarına yönelik düzenlemenin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesi sağlanmıştır. Memur-Sen’in başlattığı sivil itaatsizlik iradesi en anlamlı kazanımını üreterek Türk Silahlı Kuvvetleri Kıyafet Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden görevli kadın subay ve astsubaylar, askeri öğrenciler istedikleri takdirde başörtüsü takabilecek. Ancak Toplu Sözleşmede imza altına alınan ve belli bir tarihe kadar çalışmaların sonlandırılması gereken konularla KPDK gündemine getirilerek üzerinde değerlendirme yapılan konuların bir bölümü hala da çözüme kavuşturulmamıştır. Bu konular çözüldüğünde kamu personel sisteminin işleyişine katkıyı sağlayacak tekliflerimizin kazanıma dönüşmesi halinde hizmetin kalitesini ve bugünlerde en çok ihtiyaç duyulan kamu görevlilerinin motivasyonunu artıracaktır.

Bu çerçevede; 4/B, 4/C kapsamında istihdam edilen kamu görevlilerinin kadro beklentisi ve bizim buna ilişkin tekliflerimiz hala karşılanmış değil. Bu statülerde görev yapan arkadaşlarımız, kariyer ve liyakat zemininde kamu personel sistemi içerisinde daha üst görevlere yükselmelerine imkan sağlayan, yer değiştirme fırsatlarından yararlanmalarına sağlayan kadro ile memur sıfatı ile tanışma hak ediyorlar. Bu çerçevede, kamu personel sisteminde mevcut sözleşmeli ve geçici personelin tamamının kadroyla ilişkilendirilmesi, kamu görevlileriyle aynı işleri gören kamu işçilerinin de kadroya geçirilmesi yönündeki yasal düzenlemenin bizimde yer alacağımız bir çalışma gurubu tarafından hazırlanması ve yürürlüğe konulması son derece önemlidir.”kpdkbakanBazı İşçilerin Kamu Görevlisi ve

Geçici Personelin Sözleşmeli Statüye Geçirilmesi

Kamu işvereninin, 19 bin 4/C’li personeli ve sayısı 5 bini bulmayan memur işi yapan işçileri kadroya geçirme konusunda net bir yaklaşım ortaya koyma vaktinin geldiğini belirten Yalçın, “Çünkü bu hem ağızdan çıkan söz hem de kalemden çıkan imzaya dönüşmüştür. Bu toplu sözleşmeye tabi olma görevidir. Bu kapsamda hali hazırda kamu hizmetini yürüten ve bu yönüyle kamu personeli kapsamında bulunan vekil ebe/hemşire, vekil imam, fahri kuran kursu öğreticileriyle ve ders ücreti karşılığı görev yapanlar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında ek ders ücretiyle görev yapan meslek elemanları, kamu dışı aile sağlığı çalışanları, farklı bakanlıklarda görev yapan usta öğreticiler ve benzeri durumda olanların da kadroya alınmasını da kapsayacak şekilde düzenlemenin derhal yapılması gerekmektedir” dedi.

KİT’lerde Görev Yapan Sözleşmeli Personelin Temel Ücret Grupları

Yalçın sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Toplu Sözleşmede yer alan; KİT’lerde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında görev yapan sözleşmeli personel pozisyonlarına ilişkin temel ücret gruplarının 31.01.2016 tarihine kadar yeniden düzenlenmesi konusunda çalışma yapılacaktır hükmü gereğince yapılması planlanan çalışma tamamlanmış, karara dönüştürülmek üzere Kalkınma Bakanlığı’na gönderilmiş ancak aradan çok uzun bir süre geçmesine rağmen bir sonuç elde edilememiştir. Bir anlamda toplu sözleşmenin gereği hala yerine getirilmemiştir. Bu çerçevede ivedi olarak sonuç ortaya konmalıdır.

Havacılık Tazminatına İlişkin Kararın Yayımlanması

399 sayılı KHK’nın ek 2’nci maddesi uyarınca ödenen havacılık tazminatının, 2010 yılında yapılan çalışmalar da dikkate alınmak suretiyle artırılması yönündeki çalışmaların 31.01.2016 tarihine kadar sonuçlandırılması ve izleyen aybaşından itibaren yeni oranlar üzerinden personele ödenmeye başlanması, bu ödemenin başladığı tarihten itibaren söz konusu personele, 375 sayılı KHK’nın ek 9 uncu maddesine göre ek ödeme yapılmaması ve bu kapsamda ilave havacılık tazminatı ödenmesini içeren Toplu Sözleşme hükmünün bir an önce hayata geçirilmesi, YPK’ya gönderilen taslak derhal hayata geçirilmelidir.

Fiili Hizmet Zammı Kapsamının Genişletilmesi

Fiili hizmet zammı (yıpranma tazminatı) kapsamında yer alması sağlanacak kamu görevlilerinin belirlenmesi ve bunlara ilişkin sürelerin tespiti amacıyla Komisyonun çalışmalarının bir an önce sonuçlandırılarak sağlık çalışanları, belediyelerde görev yapan itfaiye personeli ile zabıta personeli vb. kadro ve unvanlar başta olmak üzere yürütülecek çalışmalar kapsamında kamu görevlilerinin fiili hizmet zammı konusundaki beklentilerini karşılayacak düzenlemenin öneri ve tekliflerimiz doğrultusunda bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Refakat İzni

Refakat izninin kullanılmasına yönelik sorunların giderilmesi için birçok tarafın katıldığı Devlet Personel Başkanlığında gerçekleştirilen çalışmaların göz önüne alınarak sorunun ilgili Bakanlıklarca ivedi olarak sonuçlandırılması, kanun değişikliği söz konusu ise Başbakanlığa yapılan çalışmalar sunulması gerekmektedir.

Sivil Memurların Hukuki Durumu

Vesayetin yok edilerek siyasetin sivilleştiği bu süreçte Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki sivil memurların hukuki durumları ve haklarına ilişkin düzenlemelerin konuyla ilgili tüm tarafların katıldığı Devlet Personel Başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda alınan kararlar dikkate alınarak bir an evvel sonuçlandırılmalıdır.

Ek Ödeme Kaynaklı Sorunların Giderilmesi

01.01.2016 tarihinde yürürlüğe giren Toplu Sözleşme hükmüne göre 4/C’li personelin almış olduğu ek ödemeden diğer ek ödemelerden farklı olarak Gelir Vergisi kesilmemesi gerekirken tam tersi bir durum söz konusudur. Diğer taraftan Mahkeme kararıyla hak edilen ek ödemelerin ödenmesi hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Bu itibarla Mahkeme kararlarının uygulanarak bugüne kadar oluşan mağduriyetlerin acilen giderilmesi elzemdir.

İşçilikte Geçen Sürelerin Memuriyette Değerlendirilmesi

İşçilikte geçen sürelerin memuriyette değerlendirilmesi konusunda çalışmaların yılı sona ermeden sonuçlandırılması gerekmektedir.

Kamu Görevlilerinin Kadro ve Derecelerindeki Sınırın Kaldırılması

Kamu görevlilerinin ulaşabilecekleri en üst kadro ve derecelere ulaşabilmelerinin sağlanması noktasında bir kanun değişikliğine gerek olmadan 657 sayılı Kanun’un verdiği cevazla toplu sözleşme hükmünün gereğinin ivedi olarak yerine getirilmeli, bu konuda Devlet Personel Başkanlığı nezdinde yapılan toplantılar gereği kamu görevlilerinin yükselebilecekleri derece itibariyle sınırlama öngören hüküm, uygulama ve yönetsel iş ve işlemlerin yürürlükten kaldırılmalıdır.

Döner Sermayeye İlişkin Sorunların Giderilmesi

Sağlık çalışanlarının almış oldukları döner sermayelerin emekliliğe yansıtılması ve döner sermayeden Gelir Vergisi kesintisinin yapılmaması için gerekli düzenlemeler derhal sonuçlandırılmalıdır.” (Memur-Sen)

You may also like...