‘Haraç mezat’ Yunanistan

Yunanistan'ın borç krizini aşamaması, umutları özelleştirmeden gelmesi beklenen 50 milyar euroya bağladı.

Yunanistan’da geçen sene sürdürülemez duruma gelen kamu borç stoku sorunu büyümeye devam ediyor. Kamu borç stoku’nun GSYH’ye oranı yüzde 150’ye ulaşırken, bütçe açığı da GSYH’nin yüzde 9,5’i düzeyini koruyor. Yunanistan için, devlet tahvili vadelerinin ertelenmesi ve kamu harcamalarının kısılması seçenekleri de tartışılırken, nihai çözüm olarak geniş kapsamlı bir özelleştirme programının hayata geçirilmesi gündeme geldi. 2015 yılına kadar 50 milyar euro getirmesi beklenen ile borç yükünün azaltılması hedefleniyor. Ancak ‘haraç mezat’ yapılacak bu özelleştirme programının başarıya ulaşması ve hedef geliri sağlaması zor gözüküyor.

Limanlar da var

Özelleştirme portföyünde endüstriyel işletmeler, gayrimenkuller, otoyol işletme hakları, havaalanları ve limanlar bulunuyor. Kapsamlı bir özelleştirmenin yeterli sürede planlanması ve ortaya çıkabilecek yasal ve sosyal problemlerin öngörülerek gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Ancak Yunanistan özelleştirmesinde bu konulara vakit kalmadığından özelleştirmelerin yasal açıdan bile nihayete ulaşması zor gözüküyor. Örneğin, özelleştirilecek işletmelerdeki kamu çalışanlarının ücretleri piyasa normlarının çok üzerinde bulunuyor ve işgücüne yönelik bir yerleştirme ve uyum planı yapılmadan yabancı yatırımcıların güvenerek ihalelere katılmaları ve beklenen fiyatları vermeleri zor gözüküyor. Satılması planlanan gayrimenkullerin tam bir envanteri bile doğru dürüst bulunmuyor ve çoğu varlık fiili işgalciler tarafından uzun süredir kira vermeden kullanılıyor durumda. Kapsama alınacak olan birçok ticari ve turistik işletmenin ekonomik kriz nedeniyle adeta ‘sinek avlıyor’ olmaları nakit akış ve kârlılıklarını olumsuz etkiliyor ve değerlerini düşürüyor. Geçen yıllarda denenen bazı özelleştirmelerde ortaya çıkan bürokratik engeller ve kamuoyu protestoları işlemlerin sonuçsuz kalmasına neden olmuştu. Örneğin 6 milyar euro değer biçilen, şu anda kullanılmayan Atina Havaalanı’nın arsası bu nedenle, ilgilenen alıcı olduğu halde satılamamıştı. Yunanistan’da görevi bu özelleştirmeleri yürütmek olan bir idarenin olmaması, tüm bu eksikliklerin giderilmesi için tek elden yürütülecek bir koordinasyonu imkânsız kılıyor. Bu durumda geriye, 2008 yılında Yunan telekom operatörü OTE’nin üçte birini satın alan Deutsche Telecom’a, o esnada imzalanan ve OTE’nin fazladan yüzde 10’luk hissesini Deutsche Telecom’a satma hakkı veren sözleşmeyi hayata geçirerek yapılabilecek ‘zoraki’ özelleştirmeler kalıyor. Bu ihtimal bile, Deutsche Telecom cephesinin itirazları nedeniyle sonuçlanmayabilecek. Her şeyin ötesinde, dünyadaki küresel sermaye hareketleri henüz küresel kriz öncesindeki seviyeyi yakalayamadı. Ekonomik beklentileri düşük ve ‘batık’ bir ülkenin birçok ticari, yasal ve sosyal sorun içeren 50 milyar euro büyüklüğündeki özelleştirme paketini, rekabetçi bir ‘mezat’ yapısında alabilecek bir yatırımcı portföyü, sermaye ve finansman şu an ortalarda gözükmüyor.

İcradan satılık

Başarılı bir özelleştirme programı, hem elde edilecek satış geliri hem de kamu bütçesini rahatlatması nedeniyle Yunanistan’ın içine düştüğü çıkmazdan kurtulabilmesine yardımcı olabilecek. Ancak bu programın çok daha önceden başlatılması gerekiyordu. Programı ‘icradan satılık’ gibi gerçekleştirmek yerine yapısal sorunların aşılması ve piyasa şartlarının kaldırabileceği bir hızda yapılması tercih edilmeli. İlk etapta, özelleştirmenin ‘patronu’ olacak bağımsız bir idare kurulması gerekli. İhalelerin önünde engel olabilecek bürokratik eksikliklerin giderilmesi, olası sosyal huzursuzlukları ortadan kaldıracak adaletli bir mekanizma oluşturulması ve satılacak varlıkların yeterince tanıtımının yapılarak yatırımcı ilgisinin arttırılması diğer adımlar olarak düşünülebilir. Detaylı planlanmayan bir özelleştirme programı ancak ‘haraç mezat’ satış anlamına gelir. ( – Radikal)

Arama Terimleri

  • deutsche telekom yunan telekom

Benzer Haberler