LabourtStart İkinci Küresel Dayanışma Konferansı’nın üçüncü atölye çalışmaları sona erdi.
“Güvencesiz çalışma”, “Türkiye’de sendikal hareket, metal sektöründe örgütlenme mücadele deneyimleri”, “Irak: Saddam rejiminin çöküşünün ardından bağımsız, demokratik sendikaların inşası”, “İsrail/Filistin: Arap ve Yahudi işçileri beraber örgütlemenin yeni yolları” başlıklarında tartışmalar yapıldı.
“Güvencesiz çalışma”ya ilişkin atölye çalışmasına Filipinler KMU sendikasından Tess, Tek Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Mecit Amaç, ABD’den Birleşik Otomobil İşçileri’nden Suzanne Adely, Kanada’dan Nancy MacBain ve Meaghan Ross, ITUC’tan Gemma Swart katıldı.
Avusturalya’daki güvencesiz çalışmaya ilişkin bilgi veren ITUC temsilcisi Gemma Swart, kamuoyuna açık toplantılar yaparak işçilerin durumu ve deneyimlerini tartıştıklarını söyledi. İşçilerin güvencesizliği bilmediklerini gördüklerini belirten Swart, kamusal farkındalık kampanyası yürüttüklerini kaydetti.
Güvencesiz çalışma sendikal hareketi güçsüzleştiriyor
Filipinler’den Tess, kapitalizmin daha fazla kar elde etmek için işçilerin haklarını azalttığını belirterek, güvencesiz çalışmanın ayrıca sendikaların gücünü azaltmaya yönelik olduğuna dikkat çekti.
Sözleşmeli yani güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasıyla sendikaların söz hakkının azaldığını belirten Tess, güvencesiz çalışmanın işçileri istismar edip kapitalistlerin daha fazla kar etmesini sağladığını, bireyselliği artırdığını ve işçiler arasında bölünmeye neden olduğunu ifade etti.
Filipinler’de kadrolu çalışanlardan daha fazla sözleşmeli, geçici işçi çalıştırıldığını kaydeden Tess, bir fabrikadaki bin işçiden 800′ünün sözleşmeli olmasını örnek verdi. Tess, “Bu tür çalışmanın olduğu yerlere sendikaların girmesi zordur. On şirketten yedisinde esnek çalışma vardır” dedi.
Güvencesizlik iş cinayetlerine neden oluyor
2008 ekonomik krizinden sonra çıkarılan yasaların güvencesiz çalışmayı artırdığına dikkat çeken Tess, Filipinler’de asgari ücret uygulamasının olmadığını, uygulanan bölgesel maaş sisteminin de ücretlerin daha da düşmesine neden olduğunu kaydetti. Günlük 2,5-10 dolar arasında ücret aldıkları bilgisini veren Tess, güvencesiz çalışmanın düşük ücret, sendikasızlaştırmanın yanı sıra iş cinayetlerine de neden olduğuna dikkat çekti.
Filipinler’de kadınların da ağırlıkla sözleşmeli olarak çalıştırıldıklarını belirten Tess, çalışan kadınların, annelik, hamilelik izni ve diğer haklarının olmadığını, hamile olmanın işten çıkarma gerekçesi yapıldığını kaydetti. Tess, kadınların çalışma koşularının çok zor olduğunu belirterek, “Geceleri çalışıyorlar. Çalışma ortamları kadınlarda kanser riskini artırıyor, fakat tazminat alamıyorlar. Geceleri çalışan kadınlar düşük kilolu çocuklar doğuruyor” dedi.
Tess, son olarak sözleşmeli işçilerin sendikalar, birlikler, vakıflar aracılığıyla örgütlenmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’de çalışanların yüzde 44′ü güvencesiz
Tek Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Mecit Amaç da Türkiye’de çalışanların yüzde 44′ünün güvencesiz ve sigortasız olduğunu söyledi. TEKEL direnişine değinen Amaç, TEKEL işçilerinin direnişiyle 4/C’lilerin durumunun iyileştiğini savundu. 4/C’nin kendileri için de yetmediğini kaydeden Amaç, direnişi neden sürdürmediklerine ilişkin açıklama yapmadı. Amaç, 4/C iyileşmelerini kendi başarıları olarak göstermeye çalıştı.
Hindistan’ta gençler ucuz işgücü
Amerikalı Suzanne Adely, Amerika’da da güvencesiz çalışmanın var olduğunu belirtirken ağırlıkla Hindistan’daki güvencesiz çalışmaya ilişkin bilgi verdi.
Hindistan’da sözleşmeli işçilerin haklarının kağıt üzerinde kaldığına dikkat çeken Adely, Hindistan’ta otomotiv sektöründe geçici işçi sayısının ortalama yüzde 60-70 civarında olduğu bilgisini verdi.
Ucuz iş gücü olarak gençlerin de kullanıldığını kaydeden Adely, “İnsanlar bazen çırak olarak, stajyer olarak geliyorlar ama kanunda izin verildiğinden daha uzun süre çalıştırılıyorlar. Dolayısıyla otomotivdeki kalıcı iş gücü giderek küçülüyor” dedi. Adely, uluslararası şirketlere karşı dünyanın bütün ülkelerinden ortak mücadele olanaklarının yaratılmasını tartıştıklarını ifade etti, “Yerel kampanyalar yapılması gerekli. Küçük bir kümeyle başlayarak daha geniş bir alana yayacağız. Bir araştırma yaparak güvencesiz istihdamın ne boyutta olduğunu tespit edeceğiz. Öncelikle belli bir şirkete fabrikada odaklanacağız” dedi.
Küresel mücadele ağı örülmeli
Sunumların ardından katılımcılar görüşlerini aktardı. Eğitim-Sen yöneticilerinden Baki Gökçe, Türkiye’de de güvencesizler hareketi olduğunu söyledi. Ataması yapılmayan öğretmenlerin bugün Ankara’da eylem yaptığını hatırlatan Gökçe şunları söyledi: “Öğretmenler atanmıyor. Daha düşük ücretle çalışmaları sağlanıyor. Bu küresel bir saldırı. Bu küresel saldırılara karşı sendikaların rolü tartışılır durumda. Sendikalar işçi sınıfı ve emekçilerin haklarını savunmaktan uzaklaşmıştır. Avrupa’daki sendikalar sınıf mücadelesinden uzak, devletle işçiler arasında arabulucu rolü oynuyorlar. Küresel kapitalizmin egemen hale geldiği bir dünyada sendikaların rolü tartışılır durumda. Türkiye açısından da sendikaların durumu böyledir. İşçi sınıfı küresel saldırıya karşı küresel bir direniş yaratmalı. Bunu ortaklaştırmak için bir mücadele ağı geliştirmeliyiz. Birlikte mücadeleyle geliştireceğimize inanıyorum.”
Malika, güvencesizliğe karşı bir komite kurduklarını, özellikle gençlerin sömürülmesine karşı mücadele ettiklerini söyledi. Malika, komitenin yasal engeller nedeniyle sendika bileşeni olamadığını belirterek, uluslararası düzeyde bir federasyon oluşturulmasını önerdi. Malika, kendisinin de güvencesizliğe karşı mücadele ettiği için işten atıldığını söyledi, “Uluslararası dayanışma ağının kurulmasını sağlamaya çalışmalıyız ki bazı değişiklikleri gerçekleştirebilelim” dedi.
Kenya’dan bir katılımcı da, geçici ve sözleşmeli işçiliğin insan hakları ihlali olduğunu söyledi. (Atılım)
Arama Terimleri
- 6110 Kamu Personeli Genel Tebligi
- güvencesizler hareketi
- dünyada sendikaların durumu
- enternasyonal mücadele
- enternasyonel mücadele
- güvencesizler hareketinde kim
- kapitalizm işçi sinifi fikra sözleri
- tess filipin
