Destici: “4B, 4C gibi statüler kaldırılmalıdır”

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Tüm Sağlık-Sen Genel Başkanı Okay Ergüzgün’ün ‘sabit maaş’ talebine karşılık, “Anayasa Referandumuna ‘Memurlara toplu sözleşme’ için evet dedik. Ancak memurlar için toplu sözleşme kanunu hala çıkarılmadı. Hükümeti uyarıyoruz” dedi.

Tüm Sağlık-Sen Genel Başkanı Okay Ergüzgün ve beraberindeki heyet BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’yi BBP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. Ziyarette sağlık çalışanlarının sıkıntılarını aktaran Ergüzgün, ‘Ocak ayı zamlarını alamadık. Sendika yasası yanlış bir şekilde yasalaşma sürecine girmiştir. Bu sürecin düzeltilmesini istiyoruz. Hükümetin gücü buna yetmektedir. Sağlık çalışanları olarak ek ödeme istemiyoruz. Ne zaman ödenip ödenmeyeceği belli olmayan maaş istemiyoruz. Sabit maaş istiyoruz ‘ diyekonuştu

Ergüzgün konuşmasında, memur çalışanlarına siyasi hakkın tanınmasını istediklerini ve tek kadro uygulamasına geçilmesinin gerekliliğini vurguladı. Sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin önlenmesine dikkat çeken Ergüzgün, ‘Acillerimizde doktorlar bıçaklanıyor, 112 çalışanları tehdit alıyor ‘ diye konuştu

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Ergüzgün’ün sözlerine karşılık, 4B, 4C gibi statülerin kaldırılarak herkesin eşit statüde olmasını istediklerini söyledi. Destici, ‘Taşeron işçilerin durumu sosyal haklar ve ücret bakımından daha da vahim. Çok adaletsiz bir uygulama var. Anayasa referandumu yapıldığında BBP olarak ‘memurlara toplu sözleşme hakkı’ için evet dedik. Aylar geçmesine rağmen memurlarla ilgili toplu sözleşme kanunu çıkarılmadı. Meclis yoğunluğu bahane ediliyor. Enflasyon farklarının vezamların düzelmesini BBP olarak talep ediyoruz. Yeni sendika yasası olumlu gelişmeler içerisinde. İşçilerde örgütlenme oranı yüzde 50’ye ulaşamıyor ‘ dedi.

Çalışanların hakkını sonuna kadar alması ve örgütlenmesi gerektiğini ifade eden Destici, hükümetin gevşek davrandığını ve hükümeti uyardıklarını belirtti. Destici, ‘Sağlık çalışanlarıyla ilgili konuda farklı tepkiler geliyor. Yatak yoksa, hasta zor durumdaysa hasta yakınları farklı tepkiler veriyor. Sağlık çalışanlarının hem ücret, hem sosyal hak, hem de maaş anlamında güvencede olması lazım. Bu durumu hükümete ileteceğiz. Kadına şiddetle ilgili yasa kabul edildi. İnşallah kadına karşı şiddetin sonaerdiğini görürüz. Memurların aktif siyaset yapmasının önünün açılmasını istiyoruz. Demokratik ve sivil anayasayla birlikte çalışanlar arasındaki maaş farkının kalkacağını umuyoruz ‘ ifadelerini kullandı. (Beyaz Gazete)

You may also like...

  • Metin

    Merhaba;
    Bizler Türkiye Vakıflar Bankasında çalışan taşeron işçileriz.
    Taşeron işçilere kadro verilmesi hususunda iş mahkemelerinde açılan davalar sonucunda bir çok taşeron işçi sözleşmeli veya kadrolu olarak asıl işveren kadrosunda çalışmaya başlamıştır.Ancak dava açmak yada hakkını aramak için 1-3-5 kişi yetmiyor,sendika aracılığı ile başvurmak gerekiyor yada 100 kişi toplanıp öyle hak aramak gerekiyor.
    Devlet bankalarında çalışan taşeron işçileri hiç bir sendika kabul etmediği için Türkiye Vakıflar bankasında bütün işler haksızlık yapılmasına rağmen 500 taşeron işçi üzerinden yapılıyor.

    Temizliğinden tutun asıl bankacılık operasyonlarına kadar.

    Bahsedilen 500 ve üstü taşeron işçilerin %60 ve fazlası üniversite mezunudur.

    Ben Vakıfbank’ta taşeron işçi olarak çalışıyorum.Üniversite mezunuyum,yurt dışında lisans eğitimimi tamamladım ve birkaç yabancı dil bildiğimi belgeleyebiliyorum ve çeşitli bilgisayar sertifikalarım var. Vakıfbank’ta uzmanlık gerektiren operasyonel yani uzmanlık gerektiren bankacılık (bilgisayar) işleri ve bunlarında yanında benzer bir çok işi yapıyorum (kargo göndermekten tutun,telefon sekreterliğine kadar).

    Vakıflar bankasının asıl çalışanı yani kadrolu çalışanı,ayırmadan bizim üstümüz çünkü onlar kadrolu. Orta okuldan mezun da bizim üstümüz,lise de,ilk okulda,yüksek okulda hepsi üstümüz.

    Sabahtan 5 dk geç kalınca maaş tan kesilme,3 günlük yıllık izinden kesme tehtidi ve ilk okul mezunu kadrolu odacısından ,uzmanına kadar fırça yeme moral bozukluğu olacağı için geç kalma hasta olma vs gibi haklarımız yok.Ölüyorum desen rapor getir bakalım.Yahu öldüm,öldüm.

    Aldığımız ücret ise tam olarak asgari ücrettir.

    Kadrolu çalışanlar Lise mezunları için ortalama 3.000 TL maaş almaktalar ve bütün hakları da var çünkü onlar kadrolu.

    Bizler sabahtan akşama kadar bütün işleri (üstümüze vazife olsun olmasın)hayır diyemediğimiz için çalışıyoruz mecburen yapıyoruz ama kadrolu çalışanlarından bankacı diye nitelenen veya uzman vs olanların çoğu bir birlerine mail atmaktan,MS ofis programları olan word de,excel de yazı yazmaktan herhangi bir metin oluşturmaktan aciz !!

    Bu kurumun işlerini kim yapıyor veya bu banka nasıl ayakta kalıyor diyeceksiniz !

    Sizce ?

    Gariban bizler yani taşeron işçiler!

    Bizim dinimiz insanlığa en fazla adaletli olmayı öğreten,hak yemenin en büyük günahlar içinde başta gelenler arasında olduğunu bildiren,hatta 31 tane ayetinde adaletli olunmasından bahseden yüce bir dindir İSLAMİYETTİR.

    Dini bütün yöneticilerimiz,hükümet görevlilerimiz ve diğer yöneticilerimiz;Güzel dinimizin güzel kitabında MAİDE SURESİ 8.ayeti DERKİ ,

    “Herkese adaletli davranın,ALLAH tan korkun sakının,şüphesiz ALLAH yapmakta olduklarını gören ve farkında olandır.”

    ARAF suresinin 29.ayetinde ise,

    “Rabbim adaletle davranmayı emretti”,der.

    Bunun için biz Türkiye Vakıflar Bankasında çalışan,her gün ezilen,hergün işten atılma korkusuyla köşeye sinmiş ve bu korkuyla yaşayan,evlenemeyen,yuva kuramayan,hakkı yenilen ve hakları gasp edilen,üniversite mezunu olduğu halde her işe koşturulan ve ilkokul,ortaokul vs mezunları kadrolu olduğu için onlarında altında olan,üvey evlat muamelesi gören,hiçbir sosyal aktivitesi olmayan olması için ise üç kuruşluk maaşı müsaade etmeyen vs vs taşeron işçileride görün artık ve bu adaletsizliklere ve haksızlıklara bir son verin.

    ALLAH hakkı için bu durumumuz için bir şeyler yapın.

    Saygılarımızla…

  • taşeron mağdurlarından

    Durum evet bu kadar vahim..Bu arkadaşın anlattıklarını ancak yaşayanlar en iyi bilir.Taşeranlık örümcek ağı gibi bütün kurumları, işletmeleri sarmış durumda.İş bulduğumuz için(!) halimize şürediyoruz tabi ki ama madalyonun öbür yüzü de var ki canımızı yakıyor. Öncelikle asgari ücret alıyoruz(üniversite mezunu olmanıza rağmen ortaokul mezunu 1,5-2 bin TL alırken zorunuza gitmez mi?),yıllık izniniz ya yok ya da rica minnet çıkabiliyorsunuz, diğer kadrolu çalışanlarca bıyık altından sizlere acınır halde bakılarak, bu insanların egolarını varlığımızla okşuyoruz, muamele de bununla bağlantılı olarak çok/gereksiz çalıştırma,çifte standart,sözel (bazen de fiziki) baskı vs vs.. olabiliyor. Lütfen bizim de kadroyla ilgili çığlıklarımızı duyun. Bizler de ev geçindiriyoruz, kira ödüyoruz, çocuklarımıza bakıyoruz.. bizler de insanız diğerleri gibi ama eşit değiliz! Söz hakkı bizim de olmalı, bu konuda acil çözümler bekliyoruz. Saygılarımla.