Benden sonra işe giren hizmetli, şefim oldu..!

Bugün, maruz kaldıkları haksızlıkları üst üste koysan neredeyse arşa değecek olan 4/C’lilerin mağduriyetini farklı bir açıdan anlatmaya çalışacağım.

Şahsen 2002 yılında başladığım özelleştirme ve 4/C mücadelesinde aradan geçen 14 yılda köprünün altından çok sular geçti ancak değişmeyen tek şey belki de 4/C’linin durumu oldu. Bu süreçte bir çok iyileştirmeler yapıldı. Bunların ne kadar kıymetli olduğunu ve emeği geçenlere teşekkürlerimizi daha önceleri defalarca söyledik. Kimsenin bir türlü anlayamadığı, sadece 4/C’lilerin hissettiğini düşündüğüm o kritik nokta bir türlü aşılamadı. O nokta da kadro noktasıydı.

Evet, 4/C’liler için kadro çok önemli. Çünkü daha önceden zaten kadrolu oldukları halde bu duruma düşmelerinden dolayı bir türlü kabullenemediler. Çalışma hayatında, başında geçici olan yüz binlerce çalışanın 3-5 yıl sonra kadroya geçtiği, taşeron çalışanların bile kadro hayali kurduğu bir ortamda 4/C’lilerin kadrosunun, bırakın konuşulmasını, düşünülmemesi bile onların bu kırgınlıklarının ne kadar haklı olduklarının bir göstergesidir.

Hele bir de alınan kararların kanun hükmünde olduğu bir toplu sözleşme masasında, 4/C’lilerin 4/B’ye geçirilmesi kararı alınmasına rağmen, aradan şu kadar süre geçtiği halde uygulanmamış olmasını izah edecek bir vicdan göremiyorum. Eğer bu kararı uygulayacak olan irade, bizleri kadroya (4/A) geçirmeyi planlıyorsa ve o yüzden bekletiyor ise genç bir kızın askerdeki yavuklusunu beklediği gibi bekleyelim, hiç sorun değil. Yok öyle değilse; bir babanın, kızını evlenme vaatleriyle kandıran çapkın bir gence olan öfkesi gibi öfkeliyiz, muhataplarımızın haberi olsun.

Gelelim esas meseleye. Geçtiğimiz aylarda değişik kurumlar birer birer Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavlarını yaparak daha kaliteli bir personel portföyüne sahip oldular. Buna diyecek bir lafımız yok ancak bu sınavlara neden 4/C’liler alınmıyor onu anlayabilmiş değiliz. Daha önce defalarca gündeme getirdiğim bu konuya, hiç destek bulamadım. Hatta kendi kurumuma bir girişimde bile bulundum. Sonuç menfi tabi.

4/C’lilerin, sanki haybeden bu statüde çalıştıkları gibi bir algı var siyasetçilerde. Bizlerin özelleştirme öncesi kurumlara DİS, KPSS gibi merkezi sınavlarla girdiğimizi, hatta üstüne üstlük benim gibi çırak okulu mezunlarının banka teminatı vererek o okullarda okuyup işe girdiğimizi ısrarla söylemeden geçmeyeceğim. Deniliyor ki çoğu ortaöğretim mezunu niteliksiz olduğu için bunları nasıl memur yaparız? Öyle değil, çoğu ya teknik lise/meslek lisesi mezunu ya da yüksekokul/üniversite mezunu kişilerdir 4/C’liler. Ama bir an için öyle olduğunu düşünelim ve onların hak etmediğini varsayalım. Neden görevde yükselme sınavlarına 4/C’liler de dahil edilmiyor? Bizler de başvurlabilelim bu sınavlara ve hak edenler memur kadrosuna atansın. Biz her türlü seçeneğe açık olduğumuz halde neden bir adım gelmiyor yetkililer? Bu inat neden?

Son olarak çok çarpıcı bir örnekle sonlandırmak istiyorum. Bizler 4/C’li olarak kurumlarda çalışmaya başladığımızda hizmetli olarak çalışan arkadaşlar, zaman içerisinde yüksek eğitimlerini alıp, görevde yükselme sınavlarına girdiler ve bazıları şimdi şeflerimiz oldular. Peki ya biz? Mesela uzağa gitmeden kendimden örnek vereyim. Ben bu süreçte çabalayıp yüksek öğrenimimi tamamladım hatta yetinmeyip yüksek lisansımı bile yaptım. Yakında maddi durumum el verirse doktoraya başlamayı düşünüyorum ama 12 yıldır hala 4/C’liyim. Neden bana da fırsat verip C-B-A diye tırmanmama izin verilmiyor? Benim gibi yüksek öğrenimini ve yüksek lisansını yapmış bir çok 4/C’li var. Bu insanlara layık görülen statü bu mudur? Çözün şu ayağımıza taktığınız prangaları da eşit bir şekilde yarışalım.

Shakespeare’in bir sözüyle bitirelim: “Liyakat olmadan kazanılan, müstahak olmadan kaybedilir.” demiş ünlü düşünür. Biz, 4/C’liler olarak 4/A kadrosunu alacak kadar liyakat sahibi ve buna da müstahak olduğumuzu düşünüyoruz. Ferman sizindir..!

Saygılarımla
Süleyman ÜSTÜN
Özelleştirme.Net Genel Koordinatörü

You may also like...

  • ENGİN

    diline sağlık süleyman bey.konuşamayan dilimiz olmuşsun.içimizde öyle fırtınalar kopuyorki bunu anlatamam.ama kendimi şöyle dizginliyorum “ALLAH VAR GAM YOK” YÜCE ALLAH bize yeter.herşeyi görüyor YÜCE YARADAN.

  • Teşekkürler Engin bey.