AKP sözleşmeli çalışmayı bitirir mi?

Seçimler yaklaşırken AKP’nin kurmayları ardı ardına “sözleşmeli personeli kadroya alacağız” açıklaması yapıyor. Bir seçim vaadi gibi görünen bu açıklamalar, AKP’nin geçtiğimiz yıllardaki icraat ve söylemleriyle de çelişiyor.

Başbakan Erdoğan’ın ilk olarak Memur-Sen Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada gündeme getirdiği “sözleşmeli personellerin kadroya alınması” konusu AKP’li bakanlar tarafından twitter’da tartışılmaya devam ediyor. 16 Nisan’da Başbakan’ın açıkladığı bu konu özellikle sendikalar tarafından seçim vaadi olarak değerlendirilirken, bakanların yaptığı açıklamalar Başbakan Erdoğan’ın yaptığı ilk açıklamanın yanı sıra AKP’nin yaklaşık 9 yıllık icraatları ile de çelişiyor.

Başbakan “seçimden sonra” demişti

Memur-Sen Genel Kurulu’nda sözleşmeli personellerin 4/A’ya geçişi ile ilgili bir çalışma yapacaklarını söyleyen Erdoğan, bunun için seçimlerden sonrasını işaret etmişti. Erdoğan bu konuda “Bunların 4/A’ya geçmesi noktasında ise, bu yasal düzenleme gerektiriyor. Yasal düzenleme gerektirdiği için inşallah seçimden sonra bunun adımını süratle atacağız” demişti. Ancak bu düzenleme için kanun değil kanun hükmünde kararnamenin yeterli olduğu, bunun da Bakanlar Kurulu tarafından hemen yapılabileceği ortaya çıkınca, AKP’li bakanlar da bu konudaki düzenlemenin seçimler öncesinde yapılacağı yönünde açıklamalar yapmaya başladı.

AKP’lilerden açıklamalar

AKP Uşak İl Başkanı Mehmet Gün “Kamuda çalışan sözleşmeli personelin tamamı kadroya geçirilecek. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan konuyla ilgili gerekli açıklamayı yaptı. Sözleşmeli personel sorunu böylece çözülmüş olacak. Hükümetimiz kanunu yetiştirmeye çalışıyor, olursa hemen seçimden önce, yetişmezse mutlaka seçimden hemen sonra sorun çözülecek” dedi.

Gün’ün ardından bu konuda değerlendirmesini kamuoyuyla paylaşan ilk isim Bakan Şimşek oldu. Sayfasındaki tweetlerinde, Twitter kullanmaya başladığından beri kendisine en fazla iletilen sorunun, sözleşmeli statüde 4/B çalışanlarla ilgili olduğunu belirtirken, kamuda sözleşmeli 4/B statüsünde 70 bini sözleşmeli öğretmen olmak üzere yaklaşık 192 bin civarında çalışan olduğunu belirtti. 4/B pozisyonunda çalışan sözleşmeli personelin, memur kadrosuna atanmalarını desteklediğini yazan Şimşek, bu sorunun seçimlere kadar çözüleceğini iddia etti.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in çok yakında sözleşmeli personel konusunda düzenleme yapacaklarını açıklamasının ardından Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Twitter’da yazdığı mesajında, “Sözleşmelilerin kadroya alınmasına ilişkin kararnameyi imzaladım hayırlı olsun” dedi.

Nimet Çubukçu’nun haberi yok mu?

Kamuda sağlık alanından sonra en çok sözleşmeli personelin çalıştığı alan olan Milli Eğitim’in başındaki isim Nimet Çubukçu, dün yaptığı bir açıklama ile konudan habersiz olduğu izlenimi yarattı. Konya’nın Ereğli ilçesinde partisinin seçim bürosunu ziyaret eden Bakan Çubukçu, 1 Haziran’da gerçekleştirilen atamalarda, sözleşmeli pozisyondan kadroya alınan yaklaşık 15 bin sözleşmeli öğrenmenin yerine atama yapılacağını söyledi. Bakan Çubukçu, ”28 Haziran ile 4 Temmuz arasında başvuruları alacağız, 6 Temmuz’da atamaları gerçekleştireceğiz. Bunu burada ilk kez söylüyorum. Bunu bir müjde olarak sunayım. Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçişleri sürdüğü için yeniden sözleşmeli öğretmen atanmayacağı kanaati vardı. Ama yaklaşık 15 bine yakın öğretmen ataması yapılacak” dedi.

İcraatlar AKP’lileri yalanlıyor

Yapıldığı söylenen çalışma konusunda değerlendirmede bulunan sendikacılar, bu çalışmanın tüm sözleşmelileri kapsayamayacağı, belli bir hizmet süresi gibi kimi kurallara bağlı olacağı, bu yolla çok sınırlı bir kesimi kapsayacağı tespitini yapıyor.

Sözleşmeli çalışma ve taşeronlaşma AKP döneminde arttı

AKP’li yıllarda sözleşmeli çalışma ve taşeronlaştırmanın giderek arttırıldığı biliniyor. Bununla birlikte AKP’nin uzun yıllardır çıkarmak için uğraştığı Kamu Yönetimi Reformu da yine taşeronlaştırma ve sözleşmeli çalışmanın kamuda daha yaygın hale gelmesini sağlayacak bir düzenleme olarak dikkat çekiyor. Kamusal alanın sermayenin denetimine açılması, piyasa koşullarının uygulanması, çalışanlar için esnek çalışma, sözleşmeli çalışma vb. birçok saldırıdan oluşan Kamu Yönetimi Reformu’nun üç bileşeninden biri Personel Rejimi Reformu. Birbirlerini tamamlayan biçimler olan sözleşmeli çalışma, esnek çalışma, Toplam Kalite Yönetimi, performansa bağlı ücretlendirme, norm kadro gibi uygulamalar Personel Rejimi Reformu’nu oluşturuyor. Özellikle IMF ve Dünya Bankası’nın istediği yapısal düzenlemelerin, AKP tarafından da istendiği biliniyor.

Bunun yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı tarafından atanan öğretmen sayılarının düşük tutulup sözleşmeli ve ücretli öğretmenler yoluyla, oluşan boşlukları doldurulmaya çalışılması, AKP hükümetinin sık başvurduğu bir yöntem.

Sağlık sisteminin dönüştürülmesi sürecinde taşeronlaştırmanın yanı sıra sözleşmeli çalışmaya da ciddi bir alan açıldı. Özellikle birinci basamakta sağlık ocaklarını tasfiye eden AKP iktidarı, bunun yerine aile hekimliği sistemini geçirdi. Aile hekimliği sisteminin önemli bir özelliği hekimlerin sözleşmeli çalışan olmaları.

Sözleşmeli çalışanların kadroya geçirileceği iddiasını yalanlayan bir diğer icraat da özelleştirme sonrasında bu kurumlardan devralınan kadroların 4/C’ye geçirilmesi. Hatırlanacağı gibi TEKEL işçilerinin Ankara’da aylarca süren direnişi, bu uygulamaya karşı ortaya çıkmıştı.

Sayılar AKP’lileri yalanlıyor

TÜİK verilerine göre sözleşmeli çalışan sayısı, 30 Mart 2010 tarihi itibariyle 294 bin 85 kişi iken, 30 Eylül 2010 itibariyle 309 bin 145’e yükseldi. Bu sayının aradan geçen süre boyunca da artmaya devam ettiği tahmin ediliyor.

Sağlık Bakanı “ Sağlıkta Dönüşüm programından sonra 139 bin sağlık personeli istihdam ettik” dedi. Ancak bugün sağlık alanında yaklaşık 110 bin sözleşmeli, 118 bin de taşeron çalışan var.

DİSK’in Milli Eğitim Bakanlığı 2010 Bütçe Raporuna dayanarak oluşturduğu verilere göre: Bakanlık bünyesinde 2003 yılından 20 Kasım 2009 tarihine kadar 478 bin kişi istihdam edilirken, bunların yalnızca yüzde 31 (148 bin kişi) kadrolu olarak istihdam edildi. Sözleşmeli olarak istihdam edilenler ise yüzde 15 (70 bin kişi) oldu. Buna karşın kısmi zamanlı geçici öğretici, ücretli usta öğretici olarak en kötü koşullarda, ders saati üzerinden sözleşmeli olarak, ayda en fazla 16-17 gün sigortalı olabilen, normal öğretmene göre çok daha az ücret alan öğretmenlerin sayısı bu dönem içerisinde MEB bünyesine istihdam edilenlerin yarısını (240 bin kişi) oluşturdu. Yani öğretmen alımlarında güvencesizlik ve kuralsızlık bir istisna değil kural haline geldi. Yine 4C statüsünde 20 bin personel bu dönemde MEB bünyesine dahil oldu. (soL – Haber Merkezi)

You may also like...