4-C’ler 4-A’ya geçirilmelidir

Tekel işçilerinin 15 gündür süren Ankara direnişi, özelleştirme mağduru ’li diye istihdam edilen 20bine yakın çalışanın dramını bir kere daha gözler önüne serdi. 2003 yılından itibaren “sat kurtul” mantığı ile Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana iki binli yılların başlarına kadar dişimizi tırnağımıza takarak oluşturduğumuz milli varlıklarımız, yerli yabancı demeden, sermaye gruplarına yok pahasına peşkeş çekildi. Bugüne kadar irili ufaklı iki yüzü aşkın kurum ve müessese elden çıkarıldı. Bu kurumlarda çalışan memurlar ya emekli edildi ya da “havuz”a atılarak başka kurumlara gönderildi. İşçiler ise, emeklilik süresi dolanlar emekli edildi. Diğerlerinin ise iş akitleri sonlandırıldı. İşlerine son verilen işçilerin bir bölümü ise kamu kurumlarına statüsünde kölelik ücreti karşılığı yerleştirildiler. Mesai mefhumu olmadan asgari ücretle, yılda 10 ay çalıştırılıyorlar. Hasta olmaları halinde ücretleri kesiliyor. Çalıştıkları kurumların hiçbir sosyal hakkından yararlanamıyorlar.

Özelleştirme mağduru işçiler aslında 2003 yılından bu yana hak mücadelesi veriyorlar. Bu süreçte defalarca Ankara’ya gelerek seslerini duyurmaya gayret ettiler ama sayıları hiçbir zaman yüzü geçmedi. Onlarca gün Abdi İpekçi de seslerini duyurmaya çalıştılar. Türk-İş Genel Merkezi önünde yattılar. 2007 yılında Başbakan’a ulaştıklarında, aldıkları cevap “şamar gibi yüzlerinde patladı” . “Sizin için bir şey yapamam. Siz bu şartları bilerek kabul ettiniz. İşine gelmeyeni zorla tutmuyoruz. Bırakır gider…”. Umutlar yıkıldı, mücadele azmi kırıldı. Çünkü en yetkili ağız, onlara yaşamayı değil sürünmeyi ve ölmeyi önermişti. Onlarca özelleştirme mağduru bu süreçte intihar etti. Memur Sendikaları onların mağduriyetini gidermek için davalar açtılar. Bu davalar sonucu sendikalara üye olma hakkı ile önemli ekonomik kazanımlar elde edildi. Ancak sorunları tam anlamıyla çözülemedi.

2003 yılından bu yana özelleştirme mağdurlarının sözcülüğünü yapan, daha sonra emekli olan değerli dostum İsmail Hakkı Doğan bey Tekel işçilerinin direnişini görünce büyük bir heyecana kapıldı ve umutlandı. “Mücadeleyi yılar önce biz başlattık, çok uğraştık ancak başaramadık. İnşallah bu defa başarılacak” diye. İsmail Bey o dönemde, kendilerine sahip çıkmayan işçi sendikalarına, ekmeğini kaybeden bazı işçilere ve hükümete sitem ediyor. Ama bir vefa örneği olarak da kendilerine her fırsatta kapılarını ardına kadar açan Türkiye ’e şükranlarını bildiriyor.

Türkiye Kamu-Sen, 8. Toplu görüşmelerde her zaman olduğu gibi 4-C’lilerin sorunlarını Toplu Görüşme masasına taşıdığında, Toplu Görüşmelere Hükümet adın katılan Devlet Bakanı Sayın Hayati Yazıcı “Bu hususta çalışma yapıyoruz. Önümüzde ki aylarda netleşecek” demişti. Tekel işçilerinin eylemleriyle birlikte 4-C’lilerle ilgili iyileştirmeler kamuoyuna yansımaya başlamıştır. Ancak yeterli değildir. Tekel işçisi 4-C’li olmak istemiyor. Bu durum tabiri caizse “ölümü gösterip, sıtmaya razı” etmektir.

Hükümet 2007 yılında, 200 bini aşkın geçici işçiyi kadroya geçirmişti. Şimdi de aynı şeyi yapmalıdır. İşlerini-aşlarını elinden aldığı işçileri, 657 sayılı devlet memurları yasasının 4-C maddesine göre istihdamından vazgeçip; 657’nin maddesine göre istihdam etmelidir. Yani kurumlarda birlikte çalıştıkları, aynı hizmeti verdikleri memurlarla aynı statüye getirilmelidirler. Sorun ancak bu şekilde çözülür. Böylece hem ücretleri emsalleri kadar olur hem de mağduriyetleri maksimize edilmiş olur. Tek çıkar yol budur. Aksi halde maaşlarında yapılacak birazcık artışla, çalışma sürelerinin bir ay daha uzatılmasıyla sorun çözülmez. Tek çözüm emsalleriyle aynı statüye getirilmeleridir.

Arama Terimleri

  • 4 cler
  • 4 c mağdurları ilgili köşe yazıları

Benzer Haberler