4-C; modern infaz sistemi

Akşam gazetesinden Nihal KEMALOĞLU’nun “4-C; modern infaz sistemi” başlıklı yazısı.

Küreselleşmenin karlılığı giriş yaptıkları ülkedeki ‘kamunun’ eritilmesiyle doğrudan ilişkilidir.
Küresel proje, kamu kurumları, kamu hizmetleri ve kamu personellerinin ‘yüksek maliyetli’ ve ‘toplumsal zenginliği’ yiyen canavarlar olduğuna toplumu ikna ederek işbaşı yapar.
Bu süreçte piyasa savunucuları, ‘kamuyu’ tüm temsilleriyle değersizleştirme misyonerleridir.
Kar eden kamu varlıklarını, çalışanlarıyla birlikte ‘günah keçisi’ ve ‘toplumun kamburu’ ilan ediverirler.
Kamu çalışanları, değersiz iş gücü yaftasıyla ayak altından uzaklaştırılır.
Eşitsizlik ve hak ihlali üreten kamu personel rejimleriyle kazanılmış haklar ipoteklenir.
Rant üretimi özelleştirmelerle ve devlet ihaleleriyle büyütülürken, emek vatandaşlık dışına atılır.
4-C formülü de neoliberal düzenin kamu kadrolarını söküp atma işleminin adıdır.
Tekel işçilerinin direnişi, fabrikalarının üç yıllık kar bedeliyle British American Tobacco Company’e satılmasıyla 4-C statüsüne geçirilmek istenmeleriyle tırmandı.
Tekel işçilerinin geçmiş emeklerine ve özlük haklarına karşılık 4-C bir ödül gibi sunuldu.
Piyasa koşullarına ayarlı 4-C statüsüyle tanımlanan ‘geçici çalışma modeli’ modern bir hak infaz modelidir…
4-C statüsü, sistematik çalışanları ‘iradi öznelikten’ kazıyan uzun erimli operasyondur.
4-C statüsü kadrolu ve de sözleşmeli memur ya da işçi sayılmama durumudur.
Kadrosuzdur, adı üzerinde ‘geçici personeldir.’
Asli, kadrolu ve sözleşmelilerden daha düşük ücret alandır.
Hangi kurumda çalışacağı belli olmayandır.
Ne iş yapacakları ve çalışma saatleri bilinmeyendir.
Ücretlerini ve sosyal haklarını bir yılda en fazla 10 ay kullanandır.
Ve eski ücretlerinin yarısına razı edilendir.
Ve sosyal güvenliği 10 ay üzerinden hesaplanandır.
Sendikal hakları bulunmayandır.
4 ayda 2 günden fazla sağlık rapor hakkı verilmeyendir…
Tamamen kimliksiz ve etkinliğini yitirmiş iş gücü yapımı için 4-C ideal bir statüdür…
Eli, kolu ve dili bağlanan istihdamın bir kısmı piyasada taşeron şirketlere ‘toplu insan paketi’ halinde teslim edilirken kamu çalışanlarına da 4-C’nin deli gömleği giydirildi.
Özelleştirmecilerin, işçileri içeri almamak için kapıyı lehimledikleri işletmelerden yaratılan zenginliğin nereye aktığını artık piyasa misyonerleri de görsün.
Yerli sermaye ve küresel ortakların karları, ülke ekonomisine katılmayarak dünyaya uçuruluyor.
Yapılan yolsuzluklar ve hukuka aykırı uygulamalar ayyuka çıktı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın en son 4-C kapsamındaki Tekel işçilerinin çalışma koşullarında yaptığı küçük düzenlemeler de ‘geçici istihdama’ uyan ‘geçici çözümler’ olmaktan öte değil.
10 aylık çalışma süresinin 11 aya çıkarılmasını ve hak ettikleri maaşın altında kalan zammı Tekel işçileri kabul etmedi.
Son 10 küsur yılda tütün ihracatçısı Türkiye’nin tütün ithalatına geçişi de ayrı ibretlik bir hikayedir.
Büyük neoliberal yalan kamu varlıklarından kurtuluşun getireceği refah tekerlemesini her fırsatta tekrarlarken 2010’un özelleştirilecek işletmeleri sıraya sokuluyor. (Akşam)

You may also like...