Devletin ekonomiden elini çekmesini her şeyin özel sektöre devredilmesini isteyen küresel güçler, Türkiye”de hedeflerine ulaştılar. Dünyanın en liberal ekonomik politikalarını uygulayan ABD”de bile Devletin ekonomideki payı % 32 iken ülkemizde bu oran % 25″lere kadar düşmüştür.
“Ver kurtul, sat kurtul” mantığı ile Cumhuriyetimizin tüm birikimlerini pazarlayan Hükümet, geride kaybedilen milli varlıkların yanında binlerce özelleştirme mağduru bırakmıştır.
Satılan fabrikalardan ve işyerlerinden binlerce işçi çıkartılmıştır. Bu işçilerin bir bölümü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4-C maddesiyle geçici işçi olarak işe tekrar alınmışlardır. İşe alınanların tamamına yakını kendi meslekleriyle ilgili işlerden ziyade okullarda paspas, Adliyelerde temizlik ve getir-götür işlerinde çalıştırılmaktadırlar.
Özelleştirilen 194 kurum ve kuruluştan 70 ayrı vilayete gönderilen 15 bin köle…
Bu insanların önce ellerinden işyerleri alındı, daha sonra da meslekleri. Bununla da yetinilmedi işçi iken aldıkları ücretlerin 1/3″ü ücrete yani kölelik ücretine talim ettirildiler.
Yıllardır kapı kapı dolaşıyorlar. Dertlerine bir çare bulmak için. Ancak tüm kapılar yüzlerine kapanıyor.
Muhalefet partileri “Ah! Vah yazık olmuş” diyorlar. İktidar sahipleri ise “Sizi nankörler sizi, iş verdik ya! Ne diye sızlanıyorsunuz” diyorlar.
Evet verdikleri iş, paspasçılık! Aldıkları maaş 500-600 YTL arasında. Yılda ancak 10 ay çalışabilirler, 2 ay ne maaş ne ekmek ne aş …
Yaşa yaşayabilirsen.
İşte böyle bir zulüm yaşıyor, 15 bini aşkın 4-C”li olarak istihdam edilen çalışanlarımız.
Bir grup 4-C”li 2007 yılı 13 Şubatında büyük umutlarla Başbakana ulaştılar. Durumlarını izah ettiler. Sıkıntılarını anlattılar. Hatta dediler ki, “200 bini aşkın geçici işçi kadroya geçiriliyorlar. Bizi de yani 15 bin geçici 4-C”liyi de kadroya geçirseniz, duamızı alırsınız”.
Ancak Başbakanın sözleri ile dondular kaldılar: “Siz bu şartları bilerek kabul ettiniz, sizin için bir şey yapmamız mümkün değil. İşine gelmeyeni de zorla tutmuyoruz, bırakır gider.”
Başbakana, “Geçen yıl geçici işe alınanlar da kadroya alınıyor, bu haksızlık değil mi?” diye sorduklarında aldıkları cevap ise “Size mi soracağız” oldu.
Öyle ya koskoca Başbakan sizin gibi işçilere mi soracak ne yapacağını! ABD ve AB dururken, hem sizin çalıştığınız fabrikaları üç kuruşa satarken, sizi sokağa atarken size mi sormuştu ki şimdi sorsun…
4-C kapsamındaki köle muamelesi gören bu insanlarımız, birlikte çalıştıkları 4-A kapsamında olan emsalleriyle aynı işi yapmalarına rağmen onların yarısı kadar ancak maaş alabiliyorlar. Mesai mefhumu olmadan çalıştırılıyorlar.
İzin hakları ayda bir gün!
Memurlar gibi sorumlukları var ama özlük hakları memurlar gibi değil.
İşte 4-C kapsamında çalıştırılanların “kölelik belgesi”:
13126 sayılı Bakanlar Kurulu kararı;
Madde 5- Geçici personelin çalışma saat ve sürelerinin belirlenmesinde, Devlet memurları için tespit edilen çalışma saat ve süreleri dikkate alınır. Ancak, geçici personel kendisine verilen görevleri çalışma saatlerine bağlı kalmaksızın sonuçlandırmak zorundadır. Bu çalışma karşılığında herhangi bir ek ücret ödenmez.
Madde 8- Bu karar gereğince istihdam edilecek geçici personele;
a) Çalıştıkları her ay için azami 1 gün ücretli izin verilebilir.
b) Yıl içinde resmî tabip raporu ile kanıtlanan hastalıklar için çalıştıkları her 4 ay için 2 günü geçmemek üzere ücretli hastalık izni verilir. Rapor süresinin 2 günü aşması hâlinde aşan kısım için ücret ödenmez.
Madde 10–Geçici personelin hizmet sözleşmesinin feshinde, ihbar, kıdem veya sair adlar altında herhangi bir tazminat ödenmez.
Madde 15–Bu Karar kapsamında istihdam edilecek geçici personelin hizmet sözleşmeleri, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan emekliliğe hak kazanacakları tarihte sona erer.
Her yıl toplu görüşme masasına 4-C”lilerin sorunlarını Türkiye Kamu-Sen götürmüş, çözüm yolları aramıştır. Ancak aldıkları cevap hep olumsuz olmuştur. 2006 yılında toplu görüşmeden sorumlu Devlet Bakanı M.Ali Şahin “Biz onlara iş verdik, daha ne istiyorlar” demiştir.
Sanki onları işsiz bırakıp eski ücretlerinin üçte birine, yılda on ay çalışmaya ve köleliğe mahkum eden kendileri değilmiş gibi. Onlarcasının intihar etmesine vesile olmamışlar gibi.
4-C”lilerin ızdırabını dindirmek için bir avuç arkadaşı ile yıllarca mücadele eden Kastamonu”nun yiğit evladı İsmail Hakkı Doğan”ın kulakları çınlasın, emekli olduğu halde hala 4-C”liler için çırpınan bu gönül adamını kutluyorum.
Eet, 4-C”liler diyor ki, “Biz ülkemizde insan olduğumuzu bilmek ve insan gibi yaşamak istiyoruz.”
Ne dersiniz, haksızlar mı?
sayın başkanım siz nekadar yaraya merhem olacaksınız
SAYIN TÜRK EYTİMSEN BAŞKANINA TEŞEKKÜR EDERİM AYRICA BİZLER 4-C Lİ OLARAK SİZLERİN YANINDA OLMALIYIZ
teşekkür ediyorum tüm emegi geçenlere. ve bizi duyanlara