‘4-C kölelik düzeni değil’miş

Bakan Şimşek, 4-C sistemini zamanında sendikaların önerdiğini söyledi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Tekel işçilerinin durumuna yönelik olarak, ”Biz çalışmayı birkaç seçenek üzerine kurguladık. Hem bir takım hakların hem de mali durumların iyileştirilmesine yönelik seçenekler söz konusu. Bu seçenekleri Başbakan’a sunacağız” dedi.

Bir televizyon programında soruları yanıtlayan Şimşek, hükümetin işin başından bu yana yapıcı bir tutum sergilediğini, olaya sadece Tekel işçileri boyutuyla bakılmadığını belirterek, üzerinde çalışılan düzenlemenin, Tekel işçilerine özgü olmayacağını çünkü o zaman haksızlığa yol açabileceğini, özelleştirme kapsamında açıkta kalan tüm çalışanlara imkanlar üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Özelleştirmenin Türkiye’de 1980’lerin ikinci yarısından başlayıp devam ettiğini ifade eden Şimşek, AK Parti iktidarından önce özelleştirme nedeniyle açıkta kalan işçiler için herhangi bir düzenleme söz konusu olmadığını belirtti.

Şimşek, ”Geçmişte özelleştirme yapılır, mevcut mevzuat çerçevesinde kıdem ve ihbar tazminatları ödenirdi, tabiri caizse kapının önüne bırakılırdı. Bizim hükümetimiz bunu doğru bulmadı. O günün sendika başkanlarıyla bir çalışma yapıldı. 2004 yılından önce herhangi bir düzenleme yok. 2004 yılında 4-C’yi yapınca, biz tekrar kamuya aldık ama 4-C’nin kendine özgü düzenlemeleri var” diye konuştu.

”AYLIK MAAŞLAR DEPOLARDAKİ TÜTÜNDEN DEĞERİNDEN DAHA YÜKSEK”

Maliye Bakanı Şimşek, Tekel’in 1980’li yıllarda çok önemli bir işletme olduğunu ifade ederek, 1980’de 67 bin olan işçi sayının 2000’li yıllara gelindiğinde çok düştüğünü belirtti.

Son birkaç yılda sigara fabrikalarının özelleştirildiğini, yaprak işleme tesislerinde depolarda tütün kalmadığını anlatan Şimşek, ”Bizim aylık olarak ödediğimiz maaşlar depolardaki tütün değerinden daha yüksek” dedi.

Tekel’in özelleştirme kararının kendi hükümetleri döneminde alınmadığına işaret eden Şimşek, 2001 yılında çıkarılan Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla Tekel’in özelleştirme kapsamına alındığını kaydetti.

Şimşek, Tekel’de 12 bin 158 kişinin çalıştığını, bunun 10 bin 800’ünün işçi statüsünde olduğunu, işçi başına ortalama 41 bin lira kıdem ve ihbar tazminatı hesaplandığını belirterek, ”Tekel işçileri, bize bir ayrıcalık tanınsın biz farklıyız. 4-C kategorisine alınmasın diyor” dedi.

ÇALIŞMA, SADECE TEKEL İŞÇİLERİNİ KAPSAMIYOR

Maliye Bakanı Şimşek, 2004 yılında bugün beğenilmeyen 4-C düzenlemesi yapılırken, sendika başkanlarının başbakana teşekkür ettiğini söyledi.

Şimşek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’ya talimat verdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

”Cuma günü sabahtan beri teknik bazda çalışmalar yaptık. Önümüzdeki 1-2 gün içinde yaptığımız çalışmalar Başbakanımıza sunulacak. Çalışmayı sadece Tekel işçilerine yönelik bir düzenlemeden çok o kapsamdaki bütün çalışanları içerecek şekilde yaptık. Çünkü öteki türlüsü haksızlık olur.

Tekel işçilerinin hepsinin iş akdi fesh edilmiyor. Toplamda 12 bin 154 kişi var, bunun bir kısmı memur onlar zaten devlete doğrudan doğruya geçiyor, işçilerse toplamda 10 bin 818 kişi diyelim, bunun da bir kısmını depoları açık tutacağımız için bir süre daha istihdam ediyoruz. Aslında iş akdi feshedilmesiyle karşı karşıya olanların sayısı yaklaşık 8 bin 364 kişi.”

”4-C KÖLELİK DÜZENİ DEĞİL”

”Basın-yayın organlarında Tek Gıda-İş Başkanının 4-C’yi kölelik düzeni olarak nitelendirdiği ve Başbakan Erdoğan’ın konudan yeterince bilgisi olmadığı” yönünde haberler olduğu sorusu üzerine de Şimşek, 4-C’nin kölelik düzeni olmadığını ifade etti.

Maliye Bakanı Şimşek, şunları söyledi:

”Bunlara ödediğimiz maaşlar aylık 772 lirayla 938 lira arasında değişiyor. Bugün Türkiye’de en az 3 milyon asgari ücretli vatandaşımız var. En az 3 milyon-3,5 milyon işsiz vatandaşımız var. Hakkikaten kölelik sistemi ise onu zamanında sendikalar önerdi. Bugün beğenilmeyen 4-C düzenlemesi yapılırken, sendika başkanları çıktılar Başbakanımıza teşekkür ettiler, alkışladılar. Bu bir açılım olarak sunuldu. Sayın Başbakanımızın 4-C’nin doğasını bilmemesi diye birşey olamaz. Basına kapalı bir toplantının içeriğinin – ve bu iddialar yalan – bu şekilde aksettirilmesi doğru değil.

Sendika, ‘Maliye Bakanlığı sadece bizi inceledi’ dedi. 2007’den bu yana tam 57 sendikayı inceledik, 20’sinin inceleme raporları tamamlandı. Bahse konu olan sendikanın inceleme raporları tamamlanmadı. Sırf bu Tekel eylemi nedeniyle Maliye Bakanlığını sendikaları incelediği iddiası var, öyle birşey söz konusu değil. Sadece bir sendikaya ilişkin inceleme yapıldığı iddiası tamamen asılsız.”

”BİZ SEÇENEKLERİ BAŞBAKAN’A SUNACAĞIZ”

Şimşek, ”yaptığınız çalışmayla ilgili detay verebilir misiniz” sorusu üzerine de çalışmayı birkaç seçenek üzerine kurguladıklarını belirtti.

Maliye Bakanı Şimşek, ”Hem bir takım hakların hem de mali durumların iyileştirilmesine yönelik seçenekler söz konusu. Bu seçenekleri biz Sayın Başbakan’a sunacağız. Tekel işçilerimizin bu soğukta Ankara’da olmaları tabii ki bizi de üzüyor” dedi.

Şimşek, çalışmanın sonuçlarına ilişkin birşey söyleyemeyeceğini, alternatifler hazırladıklarını hükümete sunacaklarını kaydetti.

Tekel işçilerinin işlerini kaybetmediğini, devlette işe alındıklarını ifade eden Şimşek, ”Tabii ki bu olayı dramatize etmek, popülizme kaçmak çok kolay. Devlet olarak kaynakların rasyonel kullanılmasını gözetmek durumundasınız. Hak, hukuk diyecek olursanız, burada 4-C kategorisi var, o beğenilmiyor, burada hukuksuzluk, adaletsizlik söz konusu değil. Burada şartlar yetersizdir tartışması var. Biz eskiden çok yüksek maaş alıyorduk, daha az maaş ile bizi devlete alıyorsunuz, biz maaşlarımızın düşmesini istemiyoruz, bütün tartışma bu” diye konuştu.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, son bir yıl içinde aralarında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin de bulunduğu 22 ülkenin Uluslararası Para Fonunun (IMF) kapısını çaldığını ve IMF programı yaptığını belirterek, ”Çünkü kendi başlarına bu işi götüremediler. Türkiye bu krizi kendi tedbirleriyle kendi kaynaklarıyla götürdü” dedi.

Şimşek, ”Türkiye’de işsizlik sorunu çözümsüzlüğe mi gidiyor” şeklinde soru üzerine Şimşek, son 1-2 yıldır tüm dünyada işsizlik oranlarının arttığını, bir çok ülkede işsizlik rakamlarının ikiye katlandığını belirtti.

ABD’de 2 yıl önce yüzde 4,6 olan işsizlik oranının şimdi yüzde 10’a, İzlanda’da yüzde 1 olan işsizlik oranının yüzde 8,6’ya, İspanya’da yüzde 8,3 olan işsizlik oranının bugün yüzde 19,3’e çıktığına işaret eden Bakan Şimşek, ekonomik kriz nedeniyle gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede işsizlik rakamlarının çok ciddi bir şekilde arttığını söyledi.

Türkiye’de 2002 yılında işsizlik oranının yüzde 10,3 olduğunu, bugün ise bu oranın yüzde 13’e yükseldiğini ifade eden Şimşek, dolayısıyla bir çok ülkeye oranla Türkiye’deki işsizlik artışının göreceli olarak sınırlı olduğunu kaydetti.

Dünya ve Türkiye’nin ekonomik krizin ardından toparlanma sürecine girdiğini ifade eden Şimşek, ”Ama tabii istihdamın artması biraz gecikmeli olacak. Türkiye’de her yıl 500 bin kişi istihdam piyasasına giriyor. Bütün çalışanlar işlerini korusa dahi siz yeni gelenlere iş bulmazsanız işsizlik oranı artar. Dolayısıyla Türkiye gibi nüfusu genç ülkelerin bu konudaki sıkıntısı daha fazla. Maalesef hem tarımdan geçiş nedeniyle hem de genç nüfus nedeniyle bu sorun uzun bir süre bizlerle beraber kalacak” diye konuştu.

”Bu işin kolaycı bir çözümü yok” diyen Bakan Şimşek, GAP, DAP gibi bölgesel kalkınma projelerine çok önemli fonlar ayırdıklarını 2012 yılında GAP’ın bitirilmesi halinde doğrudan veya dolaylı olarak bir kaç milyon kişiye istihdam sağlanacağını kaydetti.

AK Parti hükümetleri döneminde istihdamı artırmaya yönelik bir çok paket açıkladıklarını, istihdam üzerindeki vergi yükünü azalttıklarını anlatan Bakan Şimşek, ”İşsizlik bütün dünyada yükseldi, Türkiye’de daha az yükseldi ve ben şuna inanıyorum Türkiye tekrar bir toparlanma sürecine girdi ve ve 2010 yılında Türkiye, OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyecek 2. ülke. Bu OECD ülkelerinin öngörüsü, benim değil” dedi.

”TÜRKİYE KREDİ NOTU EN FAZLA ARTAN ÜLKE”

Program sunucusunun, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ekonomik krizden en çok Türkiye’nin etkilendiği şeklindeki görüşünü hatırlatması üzerine de Şimşek, şunları söyledi:

”Eğer Türkiye krizden dünyada en çok etkilenen ülke ise nasıl oluyor da bugün Türkiye kredi notu en fazla artan ülke oluyor. Uluslararası kuruluşlar bu değerlendirmeyi yapamıyor mu? Dün Meksika’nın büyüme oranı açıklandı. Meksika’nın ekonomisi yüzde 6,8 küçüldü. Türkiye için öngörülen rakam yüzde 6 civarı. Rusya muhtemelen en az yüzde 7,5 küçülecek. Durum ne muhalefetin abarttığı kadar kötü, ne de hiç bir şey olmamış bir durum…

Türkiye bu krizde 1994 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik krizden daha az etkilenmiştir. Bugün Hazine, son 60 yılın en büyük krizine rağmen yüzde 8-9 ile borçlanıyor. Madem en fazla etkilenen ülkeyiz nasıl oluyor da faizler bu kadar düşük oluyor. Türkiye’de faizler bir çok ülkeden daha düşük. İkincisi eğer Türkiye bu krizden bu kadar büyük darbe yediyse nasıl oluyor da Türkiye daha önceki krizlerde olduğu gibi IMF’ye gidip el açmadı. Son bir yıl içinde 22 ülke, bunların içinde AB üyesi ülkeler de var. Gittiler IMF’nin kapısını çaldılar ve IMF programı yaptılar. Çünkü kendi başlarına bu işi götüremediler. Türkiye bu krizi kendi tedbirleriyle kendi kaynaklarıyla götürdü.”

Şimşek, bir başka soruyu yanıtlarken de IMF ile yapılan görüşmeleri Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın sürdürdüğünü bu aşamada kendisinin gelinen noktayla ilgili yorum yapmasının doğru olmayacağını belirtti.

Bakan Şimşek, AK Parti hükümetleri döneminde 4C’lerin, 4B’lerin, memurların ve emeklilerin maaşlarında enflasyonun çok ötesinde iyileştirmeler yapıldığını, hiç bir kesimi enflasyona ezdirmediklerini söyledi. (Haber Türk)

You may also like...