4-B, 4-C’de istihdam edilen emekçiler kadroya alınmalıdır

Eğitim Sen, Ağustos ayında gerçekleşecek toplu sözleşme görüşmelerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada taleplere yer verilirken, OHAL koşullarındayken özgür ve demokratik bir toplu sözleşme süreci olamayacağı belirtildi

Eğitim Sen, Ağustos’un ilk iş günü (1 Ağustos) gerçekleşecek olan toplu sözleşme görüşmelerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Sendika.org’un haberine göre, Eğitim Sen, “Temel talebimiz toplumdaki adalet talebinin dikkate alınması”dediği açıklamasında hukuksuz ihraçlar ve açığa almaların olduğu, sendikal faaliyetlerin engellendiği ve suç sayıldığı bir ortamda “özgür ve demokratik bir toplu sözleşmesi yaşanması”nın mümkün olmadığını belirtti.

Toplu sözleşmelerden 20 milyon kişi etkileniyor

Eğitim Sen daha önce yapılan toplu sözleşmelerin iktidara yakın Memur Sen tarafından yapıldığını hatırlattı, bu sözleşmelerin sonunda kazananın hep iktidar olduğunu, emekçilerin kaybettiğinin altını çizdi.

Eğitim Sen, hala çalışan, emekli olan kamu emekçileri ve aileleriyle beraber bu sözleşmelerden 20 milyon kişinin etkilendiği belirtti. 15 Temmuz sonrası AKP’nin iç ve dış politikaları sonucu TL’nin yüzde 18 değer kaybetmesi ve enflasyonun yüzde 11 olmasıyla yaşanan ekonomik kaybın büyüklüğüne dikkat çekti. Bu ekonomik kaybın telafi edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Toplu sözleşme tarihini düzenleyen yasa değiştirilmeli

Mevcut yasaya göre toplu sözleşme görüşmeleri iki yılda bir, Ağustos ayının ilk iş gününde yapılıyor. Eğitim Sen bu tarihlerin kamu emekçilerinin çoğunun tatilde olduğu, bu durumun da hükümetin lehine olduğunu belirtti. Bu tarihin değiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Eğitim Sen, yaptığı açıklamada gerçekleşecek toplu sözleşme sürecine ilişkin “2018-2019 yıllarını kapsayacak olan toplu sözleşme sürecinde temel talebimiz toplumdaki adalet talebinin dikkate alınması, özellikle 15 Temmuz sonrasında kamuda yaşanan cadı avı niteliğindeki ihraçların geri alınması, idari ve siyasi tasarrufların değil, hukukun işletilmesi, adaletin tecelli etmesidir” ifadelerine yer verdi.

Eğitim Sen’in karşılanmasını istediği talepleri ise şunlar:

Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşme hakkı önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, özgür bir toplu sözleşme düzeni yaratılmalıdır.
OHAL KHK’ları ile hukuk dışı bir şekilde hayata geçirilen ihraçlar ve açığa almalara son verilmeli, hukuki deliller ve mahkeme kararları olmadan ihraç edilen tüm kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir.
Toplu sözleşme görüşmeleri kamu emekçilerinin büyük bölümünün izinli olduğu Ağustos ayında değil, Ekim ayında yapılmalıdır.
2018-2019 toplu sözleşme dönemine ilişkin ekonomik kayıplarımız, TL’de yaşanan değer kaybı ve satın alma gücündeki azalma üzerinden net bir şekilde hesaplanarak ödenmeli ve söz konusu fark, kamu emekçileri ve emeklilerin taban aylığına mutlaka yansıtılmalıdır.
2018-2019 yılları için, 2002’den bu yana satın alım gücümüzde yaşanan azalmayı ve ekonomik kayıplarımızı karşılayacak kadar, adaletli bir ücret artışı sağlanmalıdır.
Yıllardır talebimiz olan 3600 ek gösterge uygulaması bu toplu sözleşme döneminde mutlaka hayata geçirilmelidir.
Ek dersler başta olmak üzere, tüm ek ödemeleri temel ücrete ve emeklilik hesaplamasına dahil edilmeli, bu konuda yaşanan mağduriyetler mutlaka giderilmelidir.
Yılın ikinci yarısında maaşlarımızda yaşanan erimenin önüne geçilebilmesi için artan oranlı vergi dilimi uygulamasına son verilmelidir.
Tüm eğitim ve bilim emekçilerine yaptıkları işin önemi ve zorluğu dikkate alınarak her dört yıla bir yıl olmak üzere yıpranma hakkı verilmelidir.
Eğitim ve bilim hizmet kolunda en düşük ücret yoksulluk sınırının üzerinde belirlenmelidir.
Devlet okullarının tüm ihtiyaçları genel bütçeden karşılanmalı, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.
En az 50 çalışanın bulunduğu işyerlerinde bebek bakım üniteleri ile kreş açılmalı, çalışan sayısı 50’en az olan işyerleri birleştirilerek, ihtiyaç duyan tüm kamu emekçilerinin kreş hizmetinden faydalanmaları sağlanmalıdır.
Ebeveyn izinleri arttırılmalı ve ebeveynlere bu konuda kolaylıklar sağlanmalıdır. Doğum sonrası yarı zamanlı çalışma yasasının uygulanmaya başlanması ile birlikte kaldırılan süt izni her hangi bir ücret kaybına neden olmadan yeniden uygulanmaya başlanmalıdır.
Tüm Dünya’da “Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 8 Mart” tarihi kadın emekçiler için tatil ilan edilmelidir.
Eğitim ve bilim emekçilerine kira yardımı, servis ya da yol parası ve yemek yardımı yapılmalıdır.
Kadın kamu emekçilerine; çalışma yaşamında uygulanan ayrımcılık, mobbing, baskı ve şiddete son verilmeli, uygulayanlar hakkında etkili cezai yaptırımlar getirilmelidir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği dersi zorunlu ders olmalıdır.
Öğretmen, hizmetli ve teknik personel açıkları sözleşmeli ya da güvencesiz istihdam ile değil, doğrudan kadrolu/güvenceli istihdam ile kapatılmalıdır.4-B,4-C statüsünde istihdam edilen eğitim emekçileri kadroya alınmalıdır.
Eğitimde performans değerlendirme, güvencesiz istihdam ve esnek çalışma uygulamalarına son verilmeli, iş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü hazırlık ya da girişim derhal durdurulmalıdır.
Eğitimde siyasi kadrolaşma uygulamalarına son verilmeli, eğitim yöneticileri belirlenirken sendikal-siyasal referanslar değil, liyakat ve objektiflik temel alınmalıdır.
Eğitim Yöneticileri belirlenirken kadınların cinsiyet ayrımcı uygulamalarla yönetici olmaları zorlaştırılmaktadır. Kadınların eğitim yöneticisi olmaları konusunda pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır.
Yardımcı hizmetliler, idari ve teknik personele yönelik isteğe bağlı yer değiştirmeye ilişkin sorunlar çözülmelidir.
Eğitim öğretim tazminatı senede iki kez en az bir maaş tutarında olmalı ve ayrım yapılmaksızın bütün eğitim ve bilim emekçilerine ödenmelidir.
Norm kadro yönetmeliği taleplerimiz doğrultusunda değiştirilmeli, özellikle eşit işe eşit ücret uygulaması ile çelişen bütün uygulamalara son verilmelidir.
Yardımcı hizmetlilerin yaptıkları fazla çalışma “fazla mesai” olarak kabul edilmeli ve yüzde yüz zamlı olarak ücretlendirilmelidir.
Akademik zam ve teşvik ödeneği sadece akademisyenlere değil, tüm üniversite çalışanlarını kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Eğitimde sürgün anlamına gelen zorunlu rotasyon hazırlıklarına son verilmeli, öğretmenlerin farklı okullarda görev alması isteniyorsa zorlayarak değil, teşvik sistemi getirilerek sorunun çözülmesine çalışılmalıdır.
İl içi ve iller arası atamalarda her yıl yaşanan sorunlar taraflar mağdur edilmeden çözülmeli, hiç bir eğitim ve bilim emekçisi ailesinden koparılmamalıdır.
Faranjit, varis, bel fıtığı, astım vb hastalıklar meslek hastalığı sayılmalıdır.
Anasınıflarında kadrolu yardımcı personel sayısı arttırılmalı ve dersler 50 dakikadan 40 dakikaya indirilmelidir. (Cumhuriyet)

You may also like...