18.12.2008 – 23.Dönem – 3.Yasama Yılı – 30.Birleşim

GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Devlet Personel Başkanlığı bütçeleri hakkında Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce milletimizi ve muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

satılan fabrikalardan, iş yerlerinden binlerce işçi çıkartılmış, bu işçilerin bir bölümü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesi ile geçici işçi olarak tekrar işe alınmışlardır. İşe alınanların tamamına yakını kendi meslekleriyle ilgili işlerden ziyade başka işlerde çalışmaktadır. AKP İktidarı, cumhuriyet tarihinde hiç görülmemiş bir şekilde bürokraside politik davranmış “Daha önce , MHP, başka partiler bakanlıklarda politik kadrolar yapıyor.” diye şikâyet ederken ancak 100 binin üzerinde devlet memurunu yerinden yurdundan etmiş, bölge idare mahkemelerini ve Danıştayı meşgul etmiştir.

MHP GRUBU ADINA İZZETTİN YILMAZ (Hatay) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Tütün ve Tütün Mamulleri Düzenleme Kuruluyla ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tütün üreticiliğine alternatif olarak üretilen bütün politikalar bugün başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bilinçsizce ve birilerine rant sağlamak amacıyla Türk tütününe ve köylümüze ihanet edilmektedir. Ayrıca, özelleştirme sonrasında Tekel çalışanlarının 4/C kapsamında diğer kamu kuruluşlarına dağıtılması ciddi sıkıntılara neden olmuştur. Önemli miktarda hak ve gelir kaybına uğrayan vatandaşımızın uğradığı yıkım çok acı olmuştur. Türkiye genelinde 4/C mağdurlarının sayısı on binlerle ifade edilmektedir. Bu durumun iyileştirilmesi için gerekli olan yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır.

AK PARTİ GRUBU ADINA FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Personel Başkanlığının 2009 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Devlet Personel Başkanlığı, 1960 yılında 160 sayılı Kanun’la kurulmuş, 1984 yılında 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılarak daha etkin ve verimli hizmet vermesi amaçlanmıştır. Devlet Personel Başkanlığı, devlet teşkilatının ve kamu personel rejiminin günün şartlarına uygun olarak geliştirilmesi ve gerektiğinde yeniden yapılandırılması, kamu hizmetlerinin kaliteli, hızlı, verimli ve düzenli olarak yürütülmesi, memurlar ve diğer kamu görevlilerine ilişkin hukuki ve mali düzenlemelerin yapılması konusunda belirleyici konuma sahip önemli bir kamu kurumumuzdur.

Devlet Personel Başkanlığı, personel mevzuatının uygulanmasında birliğin sağlanması, bu konuda kurumlar arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne yönelik görüşlerin oluşturulması, personel rejimleri arasında koordinasyonun tesisiyle ilgili çok önemli çalışmalar yapmaktadır. Devlet Personel Başkanlığının önemli bir görevi de kamu çalışanlarının mali ve özlük haklarının ve çalışma şartlarının değerlendirildiği toplu görüşme faaliyetlerinin sekreteryasını yürütmektir. Bütün bu görevlerin yanında Başkanlık, kendi görev, yetki ve sorumluluk alanında Türkiye’nin Avrupa Birliğiyle müzakere sürecinde aktif rol almaktadır. İktidarımız döneminde kuruma verilen çok önemli bir görev de 1992 yılından beri özelleştirmeden dolayı işini kaybeden personelin kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilmesidir, kamuoyunda bilindiği gibi 4/C.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada özellikle vurgulamak isterim ki muhalefet partilerinin sözcülerinin sık sık vurguladığı “4/C mağdurları” ifadesi kesinlikle doğru bir ifade değildir, tam aksine 4/C, 1992 yılından beri özelleştirmeden dolayı işini kaybeden emekçilerimizin emeklilik haklarını elde edinceye kadar kamuda geçici statüde istihdamıdır, yani 4/C, mağduriyetlerin giderilmesidir. Bugüne kadar hiçbir iktidarın yapamadığını yapan, özelleştirmeden dolayı işini kaybeden emekçilerimizin emeklilik haklarını elde edinceye kadar kamuda geçici statüde istihdamını sağlayan bizim iktidarımız olmuştur. Elbette bu arkadaşlarımızın çalışma şartlarını yeterli görmüyoruz. Çalışma sürelerinin uzatılması ve ücretlerinin iyileştirilmesi konusunda Hükûmetimizin gerekeni yapacağına inanıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyasi partiler, programlarında, iktidara geldiklerinde izleyecekleri temel politikaları belirtirler. Bir siyasi partinin başarısı programını hayata geçirme oranıyla da ölçülür. Bakınız, AK PARTİ olarak parti programında ne dedik: “AK PARTİ iktidarı, hizmet gereklerine göre oluşturulacak norm kadrolara atamayı objektif kıstaslara göre yapacaktır. Kamu personelinde kariyer ve liyakat esasını temel alacak ve eleman alımlarını bu kıstasa göre yapacaktır. Kamu personelleri arasında işçi ve memur ayrımının sebep olduğu olumsuzlukların ortadan kaldırılması için gereken yasal düzenlemeler yapılacaktır. Aynı veya benzer işler için aynı ücret ödenecek, ‘Eşit işe eşit ücret’ ilkesi gerçekleştirilecektir.”

Peki ne yaptık AK PARTİ iktidarı olarak: Bütün kamu kurumlarına personel alımında sınavını esas alan politikayı geliştirerek uygulamaktayız. Bu noktada özellikle şunu vurgulamak isterim ki, sınavlarında mesleki bilgi ve birikimi daha ağırlıklı olarak değerlendirmeye alan bir yaklaşımın benimsenmesi yerinde olacaktır. Artık ilk atamalar puan esasına göre, elektronik ortamda, canlı yayında ve noter huzurunda yapılmakta, nakiller ülke ihtiyaçlarına uygun olarak, objektif kriterlere göre gerçekleştirilmekte, görevde yükselme ancak ÖSYM tarafından yapılan sınavlarla mümkün olmaktadır.

“Eşit işe eşit ücret” ilkesi iktidarımız tarafından adım adım uygulamaya konulmuştur. 15 2008 tarihinde memurlara ek ödeme kararnamesi çıkartılmış, bunun sonucunda örneğin öğretmen 112 YTL, teğmen 132 YTL, polis 161 YTL, 171 YTL, ise 264 YTL ilave ek ücret almıştır. Hedefimiz arasındaki ücret adaletsizliğini tamamen ortadan kaldırmaktır.

Kamu personelini enflasyona ezdirmedik, ücretlerinde ve özlük haklarında sürekli iyileştirmeler yaptık. Yıllardır ödenemeyen nema ve KEY ödemelerini iktidarımız gerçekleştirdi.

DEVLET BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU () – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bakanlığımın sorumluluğunda olan Devlet Personel Başkanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu hakkında, zamanın elverdiği ölçüde, bu kürsüde dile getirilen görüş ve eleştirilere cevap verme gayreti içerisinde olacağım. Öncelikle, gruplar adına ve şahısları adına bu ilgili kuruşlar hakkında değerli görüşlerini burada bizlerle paylaşan bütün milletvekili arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum ve bütçelerimizin hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli üyeler; yaklaşık kırk sekiz yıllık geçmişi bulunan Devlet Personel Başkanlığı, özellikle kamu istihdamı alanında kurumsal ve bölgesel dengelerin yapılandırılmasında, kamu yönetiminin ve devlet teşkilatının yeniden düzenlenmesinde ve tüm kamu çalışanlarının mali ve özlük haklarının belirlenmesinde stratejik rol üstlenen önemli bir kurumumuzdur.

Bu önemli kurumumuzun 2008 yılı içerisinde yürütmüş olduğu faaliyetlerden bazıları şunlardır: Hepinizin bildiği gibi Devlet Personel Başkanlığımız, ilgili kurumlar ve bakanlıklar arasındaki yasa çalışmalarında ve mevzuat uygulamalarında bütünlüğü sağlamak ve görüş tesis etmek ve kurumlar arası koordineyi sağlamakla görevlidir. Bu anlamda kendisine ulaşan talepleri çok titiz bir şekilde değerlendirerek görüş tesis etmiş ve yasa yapmada ilgili kurumlara yardımcı olmuştur.

Başkanlığımızın önemli bir faaliyeti de istihdam alanındaki faaliyetidir, mevzuat gereğince tanınan kontenjan kapsamında özürlü vatandaşların memur kadrolarında istihdam edilmelerine ilişkin sınav ilanlarının kurumlar adına yürütülmesidir. Yılda 3 defa Resmî Gazete ve ülke çapında tirajı yüksek gazetelerde ilan verilmek suretiyle, kamu kurum ve kuruluşlarının özürlü personel ihtiyaçlarını gidermeye yönelik olarak, özürlü vatandaşların ilgili kamu kurumları müracaatları konusunda haberdar edilmeleri sağlanmaktadır.

Yine istihdam alanında yürütmüş olduğu önemli bir faaliyet ise özelleştirme sebebiyle istihdam fazlası olarak Başkanlığa bildirilen personelin diğer kamu kurumlarında istihdamlarının sağlanmasıdır. Bu kapsamda 1992 yılından bugüne kadar 18.360 personelimiz, özellikle tercih ettikleri kurumlar başta olmak üzere ihtiyaç duyulan kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilmiş bulunmaktadır, ki bu arkadaşlarımız 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi kapsamına göre işlem görmektedirler.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (CHP Milletvekili) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu ülkede kamuda çalışan tüm insanlar eşittir, biri öz biri üvey değildir. Ama Devlet Personel ve Hükûmet insanları öz ve üvey yapmıştır. Arkadaşlar, aynı diplomaya sahipsin; mühendissin, mimarsın, veterinersin, doktorsun, eczacısın, biri 4/C’li, biri 4/B’li, biri sözleşmeli! Arkadaşlar, bu ülkede devlet adına hizmet yapan onurlu, şerefli insanları ayıramazsınız. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) Bu ülkede hiçbirini öz ve üvey yapamazsınız. Ama yıllardır, bugün de dün de bu insanları ayırdınız. Devlet adına onuruyla hizmet veren insanları yok ettiniz, devlet adına onuruyla hizmet veren insanları ayırdınız, kimini 4/C’li yaptınız, kimini 4/B’li.

Arkadaşlar, öğretmenin farkı olur mu, eczacının farkı olur mu, mühendisin farkı olur mu? Bu da kalmıyor, bazı bakanlıklar öz, bazı bakanlıklar üvey. Bayındırlık Bakanlığında, Kültür Bakanlığında çalışanlar, Tarım Bakanlığında çalışanlar üvey evlat.

KADİR URAL (Mersin) –

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hangi birini sayayım.

Şimdi, ağustos ayında bir zam yaptılar. İşte, bu zamda tüm idari görev alan müdürler, müdür muavinleri, hepsi ayrılıyor arkadaşlar. Yanında çalışan insanların maaşı idari görev yapan müdürlerin maaşını geçti arkadaşlar. Herkes idari görevinden ayrılıyor. Böyle bir şey olmaz, böyle adalet olmaz, böyle bir personel yönetimi olmaz.

Değerli arkadaşlar, bu ülkeye kim hizmet ediyorsa bunun aslisi, vekili olmaz. 4/A, 4/B, 4/C…

Ha, bir de başka… Ne yapıyorlar biliyor musunuz? İhale ediyorlar, ihale! “Temizlik şirketleri” adı altında ebeyi, hemşireyi, sağlık memurunu, laborantı ihale ediyorlar arkadaşlar.

Arkadaşlar, sosyal devlet bazı hizmetleri ihale edemez. Eğitmeye eğitmen ihale edilemez; anaokullarına, çocuk yuvalarına hizmet eden insanlar ihale edilemez. Bunlar, sosyal devlet adına anne gibi, baba gibi hizmet veren insanlar olan arkadaşlar.

Peki, bunun hesabını kim verecek? 90′lı yıllardan beri şirket kadrolarına, temizlik şirketi kadrolarına ihale edilen ebesi, hemşiresi, sağlık memuru, laborantı, bunlar artık KPS sınavına giremiyor. Bunların hesabını kim verecek? Bunlar on yedi senedir, on sekiz senedir hizmet ediyor hem de asgari ücretin daha altında. Bir de biliyorsun, ihaleyi alan şirket asgari ücretle ihaleyi alıyor, bir de kendi komisyonunu alıyor, bu çalışanlar asgari ücretin altında hizmet veriyor, para veriyor arkadaşlar. Peki, bunların hesabını kim verecek? Yazık, günah değil mi bu insanlara? On yedi senedir, on sekiz senedir… Daha bunlar sınava giremiyor. Bunlar ne yapacak? Yaşları otuzu geçti, bu insanların hesabını kim verecek arkadaşlar?

Değerli arkadaşlar, devlet sosyal devlettir, kendine hizmet eden insanları ayıramaz. Onun için, yıllarca çıkarılmayan, bakanlıklar arası farklılığı oluşturan bu konuyu çözmezsek… Siz çalışanlarınızı “öz evlat, üvey evlat” diye ayırıyorsunuz. Bu ülkede, sosyal hukuk devletinde herkes eşittir. Okuyacağım biraz sonra Sayın Cemil Çiçek’in dünkü konuşmasını. Ben de şaşırdım… Bir taraftan onu dinledim -okuyacağım- ama bir taraftan da hiçbir şey yok arkadaşlar; bir.

İki: Değerli arkadaşlarım, birkaç cümle de Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında söz etmek istiyorum.

Sayın Bakan, altı yıldır ben buradayım, bu yedinci bütçe. Hep aynı nakarat: “Diyanet İşleri Başkanlığının teşkilat yasası yok.” Siz de söylediniz, sizden önce bu görevi yapan bakanlar da… Hiç kimseyi kandırmayın, “Samimi olalım.” diyorsunuz. Size Sayın Cemil Çiçek’in dünkü konuşmasından bir paragraf okuyayım, ben de şaşırdım: “Hepimiz biliyoruz ve inanıyoruz bu ülkenin vatandaşları eşittir. Hangi partiye oy verirse versin hangi görüşü benimsiyorsa benimsesin, hangi siyasi kanaati taşırsa taşısın, Anayasa karşısında eşittir.”

Benzer Haberler